Sami silahı ateşledi.Sami fired the gun.
Sami ve Leyla ateşli silahlar için olan bir tutkuyu paylaşıyorlardı.Sami and Layla shared a passion for firearms.
Sami silah sesleri duydu.Sami heard gunshots.
Sami silah sesleri işitti.Sami heard gunshots.
Sami silahını çekti.Sami drew his gun.
Sami silahlıydı.Sami was armed.
Sami'nin silah tutkusu vardı.Sami had a passion for guns.
Sami silahlarını her zaman yanında taşıyordu.Sami always carried his guns with him.
Sami silahını ateşledi.Sami fired his gun.
Sami'nin, arabasında bir silahı vardı.Sami had a gun in his car.
Sami silahı kendi üzerine çevirdi.Sami turned the gun on himself.
Sami o silahı nasıl kullanacağını bilmiyordu.Sami didn't know how to operate that gun.
Sami nasıl silah kullanılacağını bilmiyordu.Sami didn't know how to use a gun.
Sami kendi silahını çekti.Sami pulled his own gun.
Tom'a kaç tane silahı olduğunu sordum.I asked Tom how many guns he had.
Tom'a kaç tane silah sahibi olduğunu sordum.I asked Tom how many guns he owned.
Sami bütün silahları aldı.Sami took all the guns.
Sami tehlikeli bir silahlı soyguncudur.Sami is a dangerous armed robber.
Sami silahını çıkardı.Sami pulled out his gun.
Sami bir silah çekti.Sami pulled a weapon.
Sami silahını indirdi.Sami put the gun down.
Sami'nin bir ateşli silahı vardı.Sami possessed a firearm.
Tom'un silahı yanında değildi.Tom doesn't have his gun with him.
Silah sahibi olan insanlara karşı değilim.I'm not against people owning guns.
Yasadışı silahlara karşı değilim.I'm not against outlawing guns.
Silah yasasının sıkılaştırılmasına karşı değilim.I'm not against outlawing guns.
Silahların yasaklanmasına karşı değilim.I'm not against outlawing guns.
Tom bir silahı varmış numarası yaptı.Tom pretended he had a weapon.
Boston'un en hızlı silah çekeni Tom'dur.Tom is the fastest gun in Boston.
Tom Boston'un en hızlı silahşorudur.Tom is the fastest gun in Boston.
Sanırım silah sesleri duydum.I think I heard gunshots.
Tom her zaman bir silah taşıdığını söyledi.Tom said he always carried a gun.
Beyinlerimiz savaşsın isterdim, ama görüyorum ki silahsızsın.I would challenge you to a battle of wits, but I see you are unarmed.
Tom bu yüzden silah taşıyor.That's why Tom carries a gun.
Polis, Tom'un garajında hiç silah bulmadı.The police didn't find any weapons in Tom's garage.
Silahlarını sakladılar.They hid their weapons.
Silahlarını ateşlediler.They fired their guns.
Sami bir camiye yapılan silahlı saldırıda öldü.Sami was killed in a mosque shooting.
Zararlı bakteriler bu tür silahların üstesinden gelmek için mutasyona uğrayamazlar.Harmful bacteria cannot mutate to overcome this type of weapon.
Tom eliyle silah yapıp bana doğrulttu.Tom pointed a finger gun at me.
Sence otobüs şoförleri silah taşır mı?Do you think bus drivers carry guns?
Eğer otobüs şoförünün silahı olsaydı, işler farklı olabilirdi.If the bus driver had had a gun, things might've turned out differently.
Eğer elinde silah varsa mesafeyi kullan.If you have a gun in your hand, use the distance to your advantage.
İçeri silahla giremezsiniz.You can't enter with guns.
At silahını!Throw your weapon down!
Silah seslerini duydun mu?Did you hear the gunshots?
Hiç ateşli silahla yaralandınız mı?Have you ever been wounded by a bullet?
Burada silahlarınızı teslim etmeniz gerekiyor.You are hereby required to surrender your firearms.
Tom bazı silahlar çaldı.Tom stole some guns.
Tom silahını çekti.Tom drew his gun.
Kapıya bakan adamın elinde bir silah vardı.The man who answered the door was holding a gun.
Kapıyı açan adamın elinde silah vardı.The man who answered the door was holding a gun.
Ukrayna nükleer silahlarını imha etmemeliydi.Ukraine shouldn't have disposed of its nuclear weapons.
Ukrayna nükleer silahlarını devre dışı bırakmamalıydı.Ukraine shouldn't have disposed of its nuclear weapons.
Polis Tom'un silahlı olduğunu söyledi.The police said that Tom was armed.
Silahını bana doğrulttu.He pointed his weapon at me.
Türk SİHAları bu savaşta Ukrayna'nın en stratejik silahlarından biri hâline geldi.Turkish drones have become one of the most strategic weapons of Ukraine in this war.
Hücre arkadaşı silahlı soygun yüzünden hapis yatıyor.His cellmate is doing time for armed robbery.
Tom silah taşıma ruhsatına başvurdu.Tom applied for a permit to carry a gun.
Silahımı çıkarıp ateşledim.I pulled out my gun and fired.