Manuel ateşli silahın 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir.It is thought that manual firearms appeared in the 14th century.
Biz silah taşıma hakkına sahibiz.We have the right to bear arms.
Tom, babalarının silahıyla erkek kardeşini öldürdü.Tom killed his brother with their father's gun.
İran'ın nükleer silahları yoktur.Iran doesn't have nuclear weapons.
Tom bir ateşli silahlar uzmanı.Tom is a firearms expert.
Tom'un büyük bir silah koleksiyonu var.Tom has a large gun collection.
Bir silah için herhangi bir ihtiyaç görmüyorum.I don't see any need for a gun.
Evimde bir silah istemiyorum.I don't want a gun in my house.
Silahını nerede sakladığını biliyorum.I know where you keep your gun.
Silahlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I don't know anything about guns.
Silahlı saldırı pazartesi sabahı meydana geldi.The shooting occurred Monday morning.
Boston'da silahların yasaklandığını düşünüyordum.I thought guns were banned in Boston.
Boston'da silahların yasaklandığını düşündüm.I thought guns were banned in Boston.
Silahlı saldırı pazartesi günü erken saatlerde meydana geldi.The shooting occurred early Monday.
Tom bana silah yerine bir bıçak verdi.Tom gave me a knife instead of a gun.
Az önce cinayet silahını bulduk.We just found the murder weapon.
Silahlı adamlar yolcuları soydular.The gunmen robbed the travelers.
Tom bir silah çıkardı ve Mary'yi vurdu.Tom pulled out a gun and shot Mary.
Tom silah sesini duydu ve kaçtı.Tom heard the gunshot and ran away.
Silahlı kişilerin birkaç talebi vardı.The gunmen had several demands.
Hükümet silahlarınızı istiyor.The government wants your guns.
Keşke bazı silahlar bulsaydık.I wish we'd found some weapons.
Tom, Mary'nin el çantasında bir silah buldu.Tom found a gun in Mary's purse.
Çoğu zaman bir silah taşırım.I carry a gun most of the time.
Kayak pisti bir kar silahıyla vuruldu.A snow gun covered the ski slope with snow.
Nükleer silahlara karşıyız.We're against nuclear weapons.
Torpido silahlı ve hazır.Torpedoes are armed and ready.
Tom'un silahını yeniden yüklediğini izledik.We watched Tom reload his gun.
Tom silah yarasından öldü.Tom died of his gunshot wound.
Silahlar için çaresiziz.We're desperate for weapons.
Tom'un silahı koltuğun altındaydı.Tom's gun was under the seat.
Onlar tepeden tırnağa silahlılar.They're armed to the teeth.
Tom, Mary'nin silahı olduğunu fark etti.Tom realized Mary had a gun.
Tom silahı dolaba sakladı.Tom hid the gun in a locker.
Tom silahını bana yöneltti.Tom leveled his gun at me.
Polisi silahsızlandırmalı mıyız?Should we disarm police?
Ben silahlı ve tehlikeliyim.I'm armed and dangerous.
Orada silah var mı?Are there guns in there?
Tom silahı silerek temizledi.Tom wiped the gun clean.
Artık herkesin bir silahı var.Everyone now has a gun.
Tom, Mary'ye bir silah verdi mi?Did Tom give Mary a gun?
Tom bir silah taşıyordu.Tom was carrying a gun.
Tom Mary'ye silah verdi.Tom gave Mary the gun.
Tom bir silah taşıdı.Tom carried a gun.
Silah sesleri duydum.I heard the shots.
Silah bozuldu.The gun went off.
O benim silahım mı?Is that my rifle?
Tom silahı gördü.Tom saw the gun.
Silah dolu değildi.The gun wasn't loaded.
Çocuklar tehlikeli uydurma silahlar yapabilirler.Children can make dangerous improvised weapons.
Tom, Mary parayı toplarken rehineleri silahla tuttu.Tom held the hostages at gunpoint while Mary gathered the cash.
Katil silahı onunla birlikte götürdü.The murderer took the weapon with him.
Bak, kimse kafana bir silah doğrultmuyor. Eğer istemiyorsan gitmek zorunda değilsin.Look, no one's pointing a gun to your head. You don't have to go if you don't want to.
Tom silahını temizlerken yanlışlıkla Mary'yi vurduğunu iddia ediyor.Tom claims that he accidentally shot Mary while cleaning his gun.
Tom'un silahı kayıp.Tom's gun is missing.
Fadıl bir saldırı tüfeği ile silahlanmıştı.Fadil was armed with an assault rifle.
Fadıl silahı Leyla'nın başına koydu ve sonra onu vurdu.Fadil placed the gun at Layla's head and then shot her.
Fadıl silahı tutuyordu.Fadil was holding the gun.
Fadıl, Leyla'ya silahını Rami'ye tutmasını söyledi.Fadil told Layla to hold the gun on Rami.
Bana o silahı vermeyin. Bunu yapmak istemiyorum.Don't give me that gun. I don't want to do this.