silahı ile cümle
silahı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ana silahının yerine sahte bir top takılıydı.De neprevolver is dus vervangen door een echte revolver.
Johnson bu olayı bir senatörle tezgahlamış ve suçu Bob'un üstüne atmak için silahını dahi çalmışlardır.Hij ontkent de moord maar geeft toe dat hij Bob zo’n pistool had verkocht.
Bu kadar az mermi taşımasının nedeni silahın ağırlığıdır.Vanwege het gewicht van het wapen is het slechts zeer beperkt te voet te verplaatsen.
Raoul'un silahından çıkan ses tüm yeraltı mahzeninin yıkılmasına yol açar.Grievous' organen vatten vlam, waardoor de Generaal van binnenuit vernietigd werd.
Bu tanklara karşı en etkili Alman silahın 88 mm uçaksavar topuydu.Te land was het Duitse 88mm-kanon het zwaarste gangbare wapen.
Bu iktidar sahiplerinin en büyük silahı ise dindir.De voornaamste inwoners van deze burcht zijn de wapensmeden.
Teröristler ondan yeni silahından kendilerine yapmalarını isterler.De indringers willen hen wegjagen met een wapen.
O silahını Veronica'ya doğrultur ve onu zorla götürür.Jason weet hem echter weer toe te leiden naar Veronica en ze schiet hem neer.
Bu cephanelik ve tüneller, içerisinde çok sayıda silahı ve savaş teçhizatını barındırmaktadır.De opgravingen brachten al snel resten van wapens en uitrusting aan het licht.
Yıldırımlar ve şimşekler onun silahıdır.Schuimblokken zijn licht en knapperig.
Silahı bambudan bir çubuktur.Haar wapen is een bellenblaas.
Kadının silahı dilidir.Het wapen van een vrouw is haar tong.
Wehrmacht bu silahı Avrupa Cephesinde kullandı.Wehrmacht używał tej broni na wszystkich frontach europejskich.
Silahı araç dışında da kullanabilmek için yapılmıştır.Karabin mógł być demontowany i używany poza pojazdem.
Çok sıcak bir gündü, James ceketini ve silahını çıkardı.W ich trakcie James zdjął płaszcz oraz pas z bronią.
Onların silahı var!Posiada broń.
İnsanı sever ama kitlesel imha silahının yapılmasını sağlar.Kocha ludzkość, jednak zaleca budowę broni masowego rażenia.
Ayrıca oyuncu yakın mesafede düşmanı silahın dipçiğiyle ile düşmanı alt edebilir.Ponadto w walce na bliską odległość gracz może atakować wrogów kolbą broni.
PaK 40, Alman ordusunun savaşın sonuna kadar kullandığı standart tanksavar silahı olarak kaldı.Armata PaK 40 była standardowym niemieckim działem przeciwpancernym do końca wojny.
Silahın üç sürümü vardır.Pistolet posiada trzy bezpieczniki.
Sağlam yapısı, düşük fiyatı ve etkili oluşu onu dünyada en çok kullanılan tanksavar silahı yapmaktadır.Prostota obsługi, niski koszt i efektywność sprawiły, że stał się najpopularniejszą bronią w swojej klasie.
Saldırganı (insan derisinde yanma yapar) etkisiz kılan bu silahı pis bir kokuya dönüşür.W miejscu gdzie używało się tego ataku strasznie śmierdzi.
Gelen çetecileri silahıyla kovalıyordu.Za nimi podążali upowcy z bronią palną.
Oyunun sonunda Alex askerin silahını alır ve askeri vurarak bir kez daha öldürür.Ostatecznie Matt wygrywa i zabiera jednemu strzelbę.
Bu araçlar çok iyi birer savunma silahıydı.Moździerze tego typu były bardzo nieporęczną bronią.
Ana sorun silahın sadece dakikada 120 mermi atmasıydı.Szybkostrzelność pojedynczego działa wynosiła 120 pocisków na minutę.
Silahın tasarımına 2002 yılında, Slovakya'da başlandı.W 2002 roku rozpoczęto na Słowacji pracę nad nowoczesnym pistoletem maszynowym.
Ayrıca silahın ucu incedir.Pistolet uchodzi również za niezawodny.
Ancak Dent, adama yumruk atar ve silahı elinden alıp salondan çıkar.Zaraz po przebudzeniu Dante bierze swoje pistolety, miecz i wychodzi z biura.
O partlatılmış arabadan kendi silahını aldı.Dokonał tego samochodem parowym swojej konstrukcji.
Bu ateşli silahın mahiyeti tam olarak bilinmiyor.Obecnie status projektu tego karabinu jest nieznany.
Bu araçların hepsinin kendi silahı vardır.Wszystkie te jednostki mają własne samochody.
Bizans, diplomasiyi bir savaş silahı olarak kullanmada yetenekliydi.Bizantyńczycy uważali dyplomację za formę wojny przy użyciu innych środków.
Silahın hangi cephelerde kullanıldığına dair elimizde kesin bir bilgi yoktur.Brak jest danych o tym jakiego typu broń zakupiono.
Menzil, bir silahın mermisinin etkili olduğu alana denir.Pod pojęciem tym rozumie się odległość na jaką można wystrzelić pocisk z danej broni.
Bu silahın menzili 5650 metreydi.Zasięg tej broni wynosił około 5600 metrów.
Teröristler ondan yeni silahından kendilerine yapmalarını isterler.Stark powstrzymuje terrorystów w swojej nowej zbroi.
Üretimi aşaması hızlı olan silahın üretim numuneleri 1937 yılının ilk aylarında ordu envanterine girdi.Pierwsza faza budowy przemysłu zbrojeniowego w rejonie bezpieczeństwa do roku 1937.
Türk Silahlı Kuvvetleri de bu silahın kullanıcıları arasındadır.Prawdopodobnie odbiorcą tutejszych wyrobów wełnianych była nawet armia turecka.
Silahı keskin yelpazelerdir.Jego broń to ostre piórko.
Obüs silahı Obüsler listesiRejestr TERYT Strzelce Opolskie
Ali - (silahını arkasında gizleyerek) Buyrun, nasıl yardımcı olabilirim? / Anahtar nerede?Jak... jak to! (podnosi z ziemi kijek) Możemy się bawić tym!
Taburcu olduktan iki gün sonra 1961’de evinde kendini av silahı ile vurarak hayatına son verdi.Ostatecznie w sześć tygodni później popełnił samobójstwo, strzelając sobie w głowę.
Ana madde: Silahın Gücü Silahın Gücü (1973), Ted Post'un yönettiği film.Siła magnum – amerykański film fabularny z 1973 roku w reżyserii Teda Posta.
Bu hafif atışlı silahın 20, 25, 32 ve 40 mermi alabilen şarjörleri vardır.Magazynki dwurzędowe, o pojemności 25, 32 lub 40 naboi.
Üç el ateş edilir.Michael, silahını banka çalışanına doğrultur ve kasayı açmasını söyler.Lola wpada w furię, wyszarpuje strażnikowi pistolet i napada na kasę banku.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Han gav upp efter att ha blivit sårad i benet och hans gevär förstörts av en kula.
Oyunda sahip olduğunuz tek yakın dövüş silahı.Spelets enda närstridsvapen.
Bu kuyruklar büyük bir ihtimalle düşmanlarına karşı savunma silahı olarak kullanır.Dessa klor används antagligen som försvarsmedel mot fiender.
Savaş sonrasında İsrail Ordusu Shermanların üzerine 105 mm.lik bir tanksavar silahı takacaktı.Efter kriget monterade israeliska armén till och med en 105 mm kanon på M4.
Hızı onun en büyük silahı.Hans snabbhet är ett av hans främsta vapen.
Bu araçların hepsinin kendi silahı vardır.Varje bil har ett eget specialvapen.
Silahı ise sihirli bir kamçıdır.En sådan gör magiska vapen.
Arkadaşlarım dedi ki, silahı yere bırak.Jag menar, de talade om för mig att sätta pistolen i handen!"
Sovyetler Birliği 1949 yılında ilk nükleer silahı test etmeye başladı.Sovjetunionen testade sin första atombomb 1949.
Görünüşü bir silahı ya da topa benziyor.En av dem har vad som verkar vara en pistol.
Bu silahın 1800 mermilik mühimmatı vardı.Totalt hade man 1800 patroner till kulsprutorna.
Alan, burada Karanlık Güç ile başedebileceği silahı bulur.Han använder vapen som kan generera stark hetta.
Ana silahı Škoda vz 34 37.2 mm top tank komutanı tarafından kullanılırdı.Huvudbeväpningen var en Škoda vz 34 37,2 mms kanon bemannad av vagnchefen.
Bu nedenle yakuza ve ninjaların favori silahıydı.En tantō var den kvinnliga samurajens huvudvapen och ninjas favoritvapen.
İlgili Sayfalar