silâhsız ile cümle

silâhsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Den var även obeväpnad.
Silahsız olup keşif / gözetleme maksatlı algılayıcılar ile donatılmıştır.Obeväpnad, men utrustad med radarvarnare och störsändare.
Bazı askerler silahsız mahkûmların infaz edildiğine tanık olduklarını belirttiler.Vittnen sade, att han var obeväpnad.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Багато з них були погано озброєнні.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.У 1936 році німецька армія вступила у демілітаризовану Рейнську область.
6 Kasım'da Boğazlar silahsızlandırıldı.2 листопада розстріляно 10 повстанців.
Silahsız GA (gözlem aracı) M12 Kundağı Motorlu Obüs T-6 adıyla denendi.Проект самохідки отримав позначення Gun Motor Carriage T6.
1958 yılındaki silahsızlanmaya bağlı olarak ABD’de Japonya’dan daha fazla Japon silahı bulunuyordu.V roce 1958 bylo v Americe více japonských mečů než v Japonsku.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Většinou nedocházelo k ozbrojeným bojům.
BM’ye verilen escopetarra Haziran 2006’da yapılan BM Silahsızlanma Konferansı’nda sergilenmiştir.Tato escopetarra byla později věnována OSN a vystavena v červnu 2006 na konferenci o odzbrojení.
Silahsız protestoculara karşı hükümetin şiddetli yanıt vereceğini açıkladı.Armáda však měla přísně zakázáno proti protestujícím použít palné zbraně.
Aynı tarihte Silahsız Kuvvet adıyla Gerilim 99 (Promo) adlı ilk albümünü çıkardı.Ještě v tom roce DFT vydávají první neoficiální album Demo 99.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Tratatul a fost primul acord de control al armamentului semnat în timpul Războiului Rece.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Tämä oli ensimmäinen aserajoitussopimus kylmän sodan aikana.
Genelde silahsız yapılır.He olivat pääsääntöisesti huonosti aseistettuja.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Τι ημπορούσαμε να κάμωμεν ένα τοιούτον απάνθρωποιν και αιμοβόρον, θέλοντας και μή θέλοντες τα εδώκαμεν.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Διέθεταν, επίσης και μεγάλο αριθμό ισχυρών αρμάτων μάχης.
Yeni savaş başlıkları Batı'nın nükleer silahsızlanma görüşmelerindeki konumunu da güçlendirecekti.De nye våben skulle styrke Vestens forhandlingsposition i forhandlingerne om nedrustning.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.Tyskland sendte i 1936 tropper ind i den demilitariserede zone i Rheinland.
Genelde silahsız yapılır.Britisk politi er normalt ikke bevæbnet.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.Mange fremmede civile døde også.
Taekwondo Güney Kore askerlerinin silahsız savaş sanatı.Dan, inden for den koreanske kampkunst Taekwondo.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.Tyskland sendte i 1936 tropper inn i den demilitariserte sonen Rhinland.
Çünkü Mafya usulüne göre toplantılara silahsız gidilirdi.Offisielt var lottene ubevæpnet.
ASA kapsamında taraf ülke toprakları üzerinde havadan silahsız gözlem uçuşları gerçekleştirilmektedir.Den etablerer et program for ubevæpnede overvåkingsfly over deltakerlandenes territorier.
Genelde silahsız yapılır.Biasanya terhadap orang yang tidak bersenjata.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Perjanjian itu adalah perjanjian pengawasan senjata pertama kali didirikan selama Perang Dingin.
Bu süre zarfında toplam 662 tane top ve 158 tanede silahsız mühimmat taşıyıcı imal edildi.Pada saat itu, 682 telah diproduksi, dengan 158 tambahan dibangun sebagai pembawa amunisi.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.Kami tak hendak menandingi pemerintah apalagi bermaksud menggulingkan.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Hiệp ước này là thỏa hiệp kiểm soát vũ khí đầu tiên được hình thành trong thời kỳ chiến tranh lạnh.
Güç kullanarak silahsızlandırmaları desteklemedi.Chúng tôi không tha thứ bạo lực súng.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.Vương Thông biết viện binh bị diệt, không còn hy vọng cố thủ, đành lại xin hòa.
Bu süre zarfında toplam 662 tane top ve 158 tanede silahsız mühimmat taşıyıcı imal edildi.合計で662両が製造され、それとは別に、武装を持たない弾薬運搬車158両が製造された。
Verdiği ifadeye göre Zimmerman, silahsız olan Martin'i aralarındaki bir tartışma sonucu vurdu.二人は口論をしたのちに、丸腰のマーティンをジマーマンが撃ったのである。
Genelde silahsız yapılır.基本的に非武装。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.理不尽なことや弱者苛めを許さない誇り高き戦士。
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.1936年には非武装地帯とされていたラインラントへの進駐を行った。
Chiapas'ın kuzey kesimindeki paramiliter gruplar silahsızlandırılmalıdır.佐渡の北側でイサーク率いる奴隷兵軍を迎え撃つ。
23 Mart 2017 - ETA, 8 Nisan 2017 tarihi itibarı ile tamamen silahsızlanacağını ileri sürdü.2017年4月7日付の書簡では完全武装解除を行うと表明。
Bu süre zarfında toplam 662 tane top ve 158 tanede silahsız mühimmat taşıyıcı imal edildi.一共生产了682辆,另有158辆无武装的弹药运输车。
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.此條約是冷戰時期第一個進行軍備控制的條約。
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.1936年3月,德军进入莱茵非武装区,英法按兵不动。
Hizbullah'ın silahsızlandırılması.庫夏的主力兵器。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.而且對弱者奉行殺無赦,絕不留情。
Mahone, tutukluların kilitli ve silahsız olduğunu söyleyerek itiraz eder.마이나는 총기 난사범이 잘 준비, 조직되어있었으며 지역 출신이 아니라고 말했다.
Saldırıda ölen 25 ABD askeri dost ateşi sonucu ölmüşlerdir, zira Kızılderililer silahsız idiler.사망한 약 25명의 병사는 아군의 총격으로 죽은 이들도 있었다.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.그리고 많은 전투를 벌였다.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.사람의 약한 정, 미운 정을 헤아리지 않는 판단을 내릴 것이다.
Bertrand Russell'a atfedilir ve nükleer silahsızlanma için de kullanılmıştır.רוטבלט יצא במסעות תעמולה ללא הרף נגד נשק גרעיני.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.כתוצאה מכך נהרגו 400 איש לא חמושים.
Genelde silahsız yapılır.לאחר מכן ירו בדרך כלל ללא פקודה.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Този договор е първото споразумение относно контрола на оръжията, установен по време на Студената война.
1958 yılında nükleer silahsızlanma çalışmalarına Başkanlık etti.През 1958 г. е един от активистите на Кампанията за ядрено разоръжаване.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.През 1936 германски войски навлизат в демилитаризираната област Райнланд.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Той води множество безсмислени битки.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Ovo je prvi sporazum o kontroli naoružanja potpisan tijekom Hladnog rata.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması.Nasumično granatiranje Gadafijevih snaga.
Sırplar, "silahsızlandırma anlaşması"nı kabul etmek zorundaydılar.Potonji su zauzeli nakon dogovorenog prekida vatre.
Rick daha sonra silahını atar ve Shane'in silahsız birisini öldürmek zorunda olduğunu söylerdi.Lilly mu oznamuje, že zastrelil nepravého.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Bolo nasadené vo viacerých ozbrojených konfliktoch.
İlgili Sayfalar