silâhsız ile cümle

silâhsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Silahsızlanma için son tarih 1 Aralık 1911 idi. [1]The deadline for disarmament was December 1, 1911.[2]
Silahsızsın ve kaçabilecek hiçbir yerin yok.Du bist unbewaffnet und kannst dich nirgends verstecken.
İran hükûmeti silahsızlaştırılmasını istedi.Die iranische Regierung wollte, dass sich die Männer entwaffnen.
Düşmanımızın silahsız olduğunu ve geldikleri şekilde döneceklerini görmeliyiz.So habe er einen entwaffneten Gegner nicht getötet und ihm so bewaffnete Wiederkehr ermöglicht.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması.Aufbruch der Hebräer.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.Mehrfach kamen dabei unbewaffnete Zivilisten ums Leben.
Güç kullanarak silahsızlandırmaları desteklemedi.Sie wollten ihre Macht nicht kampflos aufgeben.
Ayrıca Uluslararası Terörizm ve Dünya Silahsızlanma Komitesi'ne de başkanlık etti.Sie war Präsidentin der International Confederation for Disarmament and Peace.
Elbette Almanya tümden silahsızlandırılmışken bunları kimsenin yapması mümkün değildi.Eine Erprobung mit Bewaffnung war in Deutschland nicht möglich.
Silahsız isyancılar, Bükreş’te yoğunlaşan askeri yığınakla karşılaştırılabilecek gibi değildiler.Piraten wie Korsaren hatten kein Interesse an aussichtslosen Gefechten.
Saldırganlar, devrimci öğrencilerin silahsız olmalarına şaşırmışlardır.Die schlecht bewaffneten revolutionären Truppen waren den Preußen hoffnungslos unterlegen.
Bazı askerler silahsız mahkûmların infaz edildiğine tanık olduklarını belirttiler.Zeugen sagten aus, dass er unbewaffnet war.
Hükümet ajanları gibi giyinmiş olan gangsterlerden ikisi Maranzano'nun adamlarını silahsız hale getirdiler.Déguisés en agents du gouvernement, deux des gangsters désarment les gardes du corps de Maranzano.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Beaucoup d’hommes furent mis hors de combat.
Saldırganlar, devrimci öğrencilerin silahsız olmalarına şaşırmışlardır.La nouvelle prit les révolutionnaires au dépourvu.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.En 1936, les troupes allemandes ont marché sur la Rhénanie démilitarisée.
Bu eğitime silahsız mücadele ve küçük silah eğitimi dahil etmiştir.Cela inclut une formation plus poussée au combat à mains nues et sur les armes légères.
İhtiyar Heyeti – Silahsız Kuvvet'in bir albümü.Position du chien d'une arme non armée.
Chiapas'ın kuzey kesimindeki paramiliter gruplar silahsızlandırılmalıdır.Le commandement des korobokuru du nord est détruit.
Tom silahsızdı.Tom estaba desarmado.
Düşmanımızın silahsız olduğunu ve geldikleri şekilde döneceklerini görmeliyiz.Veremos que nuestros enemigos sean desarmados y enviados de la misma manera que vinieron.
Bunun ardından Başbakan Ali Mohammed Ghedi tüm ülkeye silahsızlanma çağrısında bulunmuştur.El primer ministro Ali Mohammed Ghedi hizo un llamamiento para que el país comenzara su desarme.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Fue el primer acuerdo de control de armas establecido durante la guerra Fría.
O gün silahsız olan bir grup ayaklanmacı Paşakapısına gitti.Por la tarde se incorporó a la aviación una avioneta que fue derribada por la deficiente artillería rebelde.
Genelde silahsız yapılır.Era solito girare disarmato.
Ortak silahsız koruma komiteleri kurulacak.Bisogna fare attenzione a questi folletti disarmati.
Üretilen silahsız 250 adet araç Askeri Polis birliklerine verildi.Nella produzione sono stati impegnati 250 stunts e 35 automezzi della Polizia.
Video, Slager'ın silahsız ve savunmasız olan Scott'u kaçarken arkasından vurduğunu gösteriyordu.Ma un video mostra l'agente Slager che spara per otto volte contro l'uomo in fuga e disarmato.
Genelde silahsız yapılır.Обычно ничем не вооружены.
1999'da Yeraltı Operasyonu'nda Silahsız Kuvvet adıyla yer aldı.В 1999 году участвовал на сборном альбоме Yeraltı Operasyonu под псевдонимом Silahsız Kuvvet.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.Левша видит, что англичане не чистят ружья кирпичом, и просит, чтобы его отправили назад.
1936'da Alman askerleri daha önce silahsızlandırılmış Ren-Ruhr Bölgesi'ne girdi.В 1936 году германская армия вступила в демилитаризованную Рейнскую область.
Katliam sırasında orada bulunanlar silahsız halka karşı uygulanan şiddetten dehşete düşmüştür.Все те, кому свобода внушает ужас, вооружаются против нашей конституции.
Silahsız olup keşif / gözetleme maksatlı algılayıcılar ile donatılmıştır.Правильная чистка оружия и уход за ним // Спецназ.
Sisamlar, silahsızlandırıldıklarına göre ileri muharebe hattında değillerdi.Вожаки вышли вперёд и показывали, что они безоружны.
Yeni savaş başlıkları Batı'nın nükleer silahsızlanma görüşmelerindeki konumunu da güçlendirecekti.وكان القصد من الرؤوس الحربية الجديدة أيضا تعزيز الموقف التفاوضي الغربي فيما يتعلق بنزع السلاح النووي.
İran hükûmeti silahsızlaştırılmasını istedi.وأرادت الحكومه الإيرانيه نزع سلاحه.
23 Mart 2017 - ETA, 8 Nisan 2017 tarihi itibarı ile tamamen silahsızlanacağını ileri sürdü.وفي 17 مارس 2017 أعلنت عن إلقاء سلاحها بشكل نهائي من جانب واحد ودون قيد أو شرط في 8 أبريل 2017.
Mihver devletler silahtan arındırılıp savaştan sonra da topyekun silahsızlanmaya gidilecek.كان أن يكون نزع سلاح الدول المعتدية ، ونزع السلاح المشترك بعد الحرب.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.هذا هو أول اتفاق الحد من التسلح وضع خلال الحرب الباردة.
Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır.وأنها إجراءات استباقية لعملية نزع السلاح النووي.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.عدم مقاتلة العدو إذا ما ألقى السلاح وأعلن عدم الرغبة في الحرب.
Rick Shane'e karşılık vermeyi reddeder ve onu silahsız bir adamı öldürmeye zorlar.Rick se recusa a se envolver em atrito com Shane, desafiando-o a matar um homem desarmado.
Yamaguchi, nükleer silahsızlanmanın savunucularından biri oldu.Yamaguchi tornou-se num defensor ativo do desarmamento nuclear.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Precisamos de pessoas amadas e não armadas.
İran hükûmeti silahsızlaştırılmasını istedi.O governo do Irã condenou os ataques.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması.O governo libanês rejeitou a ideia de desarmar o Hizbollah.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Este foi o primeiro acordo para o controlo de armas estabelecido durante a Guerra Fria.
Bazı askerler silahsız mahkûmların infaz edildiğine tanık olduklarını belirttiler.Een paar soldaten zeiden dat zij getuige waren geweest van de executie van ongewapende gevangenen.
1928 yılında silahsızlanma dairesi başkanı oldu.In 1928 werd hij hoofd van het Bureau voor Ontwapening aldaar.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.Daarbij worden tientallen duizenden ongewapende burgers om het leven gebracht.
Hatta birçoğu silahsız savaşıyordu.Velen hadden zelfs helemaal geen wapens.
Genelde silahsız yapılır.Dit gebeurt meestal met een nietpistool.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması.Wapen van Bonheiden.
Güç kullanarak silahsızlandırmaları desteklemedi.Hij nam als wapenspreuk Non extinguar.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Dit was de eerste wapenovereenkomst in de Koude Oorlog.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.Ponadto zginęła nieznana liczba cywili.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Układ był pierwszym dokumentem ograniczającym działania zbrojne podczas zimnej wojny.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.Hiszpański rząd zdecydował, że pozwoli jednostce zatonąć, argumentując, że nie dojdzie do wycieku ładunku.
1958 yılında nükleer silahsızlanma çalışmalarına Başkanlık etti.W 1958 wydał pracę poświęconą wykorzystaniu energii atomowej.
İlgili Sayfalar