silâhlar ile cümle
silâhlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Red Skull tessarect i kullanarak güçlü silahlar yapmaktadır.X-COM faz o assalto final armados até os dentes.
Silahlar her ne kadar mevcut olsa da oyun süresince çok az kullanılır.Na verdade, armas só estão disponíveis em momentos específicos do jogo.
Her sınıf eşsiz yeteneklere ve silahlara sahiptir.Existem várias classes, cada qual com as suas habilidades e armas.
Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.A polícia pode inspecionar armas de fogo a qualquer momento.
Ayrıca oyunda kendi silahlarınızı da yapabilir ve geliştirebilirsiniz.Os jogadores também podem melhorar e personalizar as armas.
Kın, kılıç ya da diğer kesici silahları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır.Uma bainha é um estojo para segurar ou proteger uma espada, faca ou outra grande lâmina.
Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir.Assinada a Convenção sobre Armas Químicas (CWC).
Nükleer silahların üretimine başlanmasına neden olmuştur.Inicia-se então a fusão nuclear.
ATF, ABD'de ateşli silahlar ve mühimmatları ile ilgili lisanslandırma işlerini yapan tek devlet kurumudur.O ATF é responsável pelo licenciamento de todos os comerciantes de armas e armeiros dos EUA.
Ancak bu zrıh makinalı tüfekten daha güçlü silahlara karşı koruma sağlamıyordu.As peças, por exemplo, não iria trocar com as pistolas de percussão mais antigas.
O mavi bir maske takar ve onun silahları olarak iki Japon katana taşır.Câncer tem aparência de cabeleireiro e carrega duas tesouras que a usa como arma.
Silahlı kuvvetler dağıtılacak ve silahları Almanlara teslim edilecekti.Suas armas serão imediatamente distribuídas aos defensores da República.
Ateşli silahların mermisi üç ana bölümden oluşur.Cada pelotão de atiradores inclui três secções.
9. bölümde kazandığımız silahlardan biridir.Armas especialmente adquiridas para o 9º Batalhão de Polícia Militar.
Gazlara karşı etkili tedbirlerin alınması mümkündü, dönemin diğer silahlarından farklıydı.Mas sobreviver as chamas foi fácil se comparado ao que viria depois.
(Öldürme, silahlar, vs. bulunmamalıdır.)(Moorden, wapens etc. dienen niet voor te komen.)
Ulusal Ateşli Silahlar Derneği (National Rifle Association) üyesidir.Hij is lid van de National Rifle Association (NRA).
Araç mürettebatı savunma için kişisel silahlarını kullanıyordu.De bemanning beschikte over persoonlijke vuurwapens om zich te verdedigen.
Bu silahlara 500 mermi yüklenebiliyordu.Er konden 500 patronen worden meegevoerd.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".Neem je eigen wapens mee.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Hij heeft zelfs toegegeven pistolen te haten.
İran 1968’te Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı (NSYÖA) imzaladı ve 1970’te onayladı.Iran tekende het non-proliferatieverdrag in 1968 en ratificeerde het in 1970.
Her sınıf eşsiz yeteneklere ve silahlara sahiptir.Elke klasse kent eigen vaardigheden en wapens.
Ayrıca ağır silahları da mevcuttu.De zware wapens werden daar achtergelaten.
Obüs silahları bir havan topu türü olmasına rağmen birincil olarak piyadelere karşı kullanılmıştır.Abusgeschut werd ondanks dat het een type houwitser is, voornamelijk tegen infanterie gebruikt.
Nükleer Silahların kullanım anahtarı sadece cumhurbaşkanında bulunur.De enige die het gebruik van de Franse kernwapens kan bevelen is de Franse president.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Verdachten zullen hun wapens oppakken als ze nog niet gearresteerd zijn.
Silahların kime gideceği çok da önemli değildir.Het is niet bekend welk wapen ouder is.
Antlaşma, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından yönetilir.C: De Organisatie voor het Verbod op Chemische Wapens (OPCW) bevindt zich in Den Haag.
1948) Barış - Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons (Kimyasal silahların yasaklanması örgütü).7 - Bekrachtiging van het Protocol van Genève: het verbod op chemische wapens.
Bu gelecekteki silahların geliştirilmesi için hayati bir bilgiydi.Een nog belangrijkere ontwikkeling vormde de introductie van vuurwapens.
En güçlü silahlar genellikle Almanlardadır.De eerste bewoners waren veelal Duitsers.
Şimdiye kadar toplanan silahları kullanmanın vakti geliyor.Men kwam na overleg tot het huidige wapen.
Meşrutiyetten sonra buradaki komiteciler, Ruslar tarafından sağlanan silahları biriktirmeye başladılar.Om hun voorraden aan te vullen, gebruikten ze de wapens van gedode Russen.
Oyuncular oyun sırasında yeni silahlar, gereçler ve aletler buluyorlar.De speler heeft nieuwe wapens en voertuigen tot zijn beschikking.
Bu gruplar da kendi içlerinde çeşitli türden silahları içermektedir.De wapens vallen nog wel binnen verschillende categorieën.
Aegis Savaş Sistemi, bir entegre deniz silahları sistemi.Aegis combat system, een systeem voor geleide wapens ontwikkeld door de Amerikaanse marine.
9. bölümde kazandığımız silahlardan biridir.Hij nam ook deel aan het kogelstoten waarbij hij een negende plaats behaalde.
Oyun ilerledikçe çeşitli yeni silahlar ve ekipmanlar ortaya çıkıyor.Naarmate de speler vordert in het spel, worden er steeds meer wapens en spullen teruggevonden.
Ayrıca çok iyi nişancıdır ve tek bir eliyle çok ağır silahları taşıyabilir.Hij is ook een van de weinige personages die zeer goed overweg kan met vuurwapens.
Kimyasal savaş, kimyasal silahların kullanıldığı saldırılara verilen isimdir.Veroordeelt het gebruik van chemische wapens.
Cadı Kral'ın silahlarıHet wapen van Kralingen
Silahları var mı?»Ze hebben geen wapens.
Büyük Britanya, ABD ve Sovyetler Birliği, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nı imzalarlar.De Sovjet-Unie en Amerika sloten het START-verdrag om nucleaire wapens te verminderen.
Bu silahları Suriye Rejimi'ne satmayı planlamaktaydı.Vermoed wordt dat deze wapens bestemd waren voor Gladio.
Kellerman ve Lincoln silahlarını çekerler.Vervolgens herlaadden Klebold en Harris hun wapens.
Fakat 1430'dan sonra sadece en geniş silahları işaret etmeye geldi.Kort na 1400 bereikte de heerlijkheid haar grootste omvang.
Rommel sipariş ettiği silahların yaklaşık yarısına ulaşabiliyordu.Hitler weigerde en gaf Rommel de helft van de pantserdivisies die beschikbaar waren in het gebied.
Ve bazı silahları kullanabilmek için rütbe gereklidir.Uiteraard zullen er ook wapens nodig zijn.
SALT I Antlaşması, Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması’nın ilk ayağıdır.SALT staat voor: Strategic Arms Limitation Talks.
Irak'ın biyolojik ve kimyasal silahlar üretmesine yardımcı oldu.Het leger van Irak zette op grote schaal chemische en biologische wapens in.
Özel yeteneği, silahlarındaki süngüdür.Opmerkelijk is de leeuw op dit wapen.
Ana karakter ve düşmanlar çoğu çağdaş oyunda olduğu gibi menzilli silahlarla değil kılıçlarla savaşıyordu.In gevechten gebruikt hij moderne wapens zoals pistolen en gasbommen in plaats van een zwaard.
Silahların hükümete verilmesi reddedilince Ben-Gurion geminin batırılması emri verdi.Na discussie hierover gaf Ben-Gurion uiteindelijk het bevel om het schip tot zinken te brengen.
Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması ^Per direct gebruik van kernwapens toegestaan.
Bugünkü ana piyade silahları AKM'dir.De gewapende tak van de EAM was de ELAS.
Bu bina bazı gelişmiş özel silahlar için gereklidir.Het wapen bestaat uit elementen van voorgaande wapens.
Oyunda en sık kullanacağınız silahlardan biri.Een van de populairste wapens in het spel.
ATF, ABD'de ateşli silahlar ve mühimmatları ile ilgili lisanslandırma işlerini yapan tek devlet kurumudur.FN en FNMI houden zich hoofdzakelijk bezig met de fabricage van militaire vuurwapens en munitie.
Amarr gemileri genellikle yavaş, ağır zırhlıdır ve lazer silahlar kullanmaktadır.Deze schepen vliegen heel traag en hebben enkel laserkanonnen aan boord.
İlgili Sayfalar