Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.Boredom is one of the most luxurious things.
Sıkılmak bir günahtır.To be bored is a sin.
Tom hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.Tom has never been bored. He spends all of his free time translating sentences.
Dalgıçlar Florida sahili açıklarında binlerce İspanyol altın sikkesi buldu.Divers have found hundreds of Spanish gold coins off the coast of Florida.
Senden şikayetçi olacağım.I'll complain about you.
Mary kollarını sıkıca göğsüne sardı.Mary wrapped her arms tightly around her chest.
Öğrenciler sıkılırlarsa kendilerini eğlendirmek için yollar bulurlar.If the students are bored, they will find ways to entertain themselves.
Onun sıkıntılarını bir kenara koyman daha iyi olurdu.It would be better to put his troubles aside.
Uluslararası oteldeki misafirler sık sık kafa sallar ve gülümser.The guests in the international hotel often nod and smile.
Birçok çocuk can sıkıcı bir şekilde bağırıyor.Many children are yelling annoyingly.
Birçok çocuk bağırıyor, bu can sıkıcı bir durum.Many children are yelling, which is annoying.
Paralı yolları ne kadar sıklıkla kullanıyorsun?How often do you use toll roads?
Karımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my wife.
Karıma sıkıntı vermeyi kesin.Stop bothering my wife.
Arkadaşımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my friend.
Arkadaşıma sıkıntı vermeyi kesin.Stop bothering my friend.
Bizim Tom'dan hiçbir şikayetimiz olmadı.We've had no complaints from Tom.
Tom'un hiç şikayeti yoktu.Tom had no complaints.
Karın ağrısı sık karşılaşılan bir sorundur.Abdominal pain is a common problem.
O bir sıkıntıydı.That was an inconvenience.
O bıktırıcı ve sıkıcıydı.It was tedious and boring.
Can sıkıntısı çok büyük bir sorundur.Boredom is a huge problem.
Tom çok sıkıntılıydı.Tom was very distressed.
O oldukça sıkıcıydı.It was rather boring.
O sıkıcı olabilir.It can be tedious.
Tom çok sıkıcı.Tom is so boring.
Tom gerçekten can sıkıcı.Tom is really annoying.
Sıkma insanı.Don't be a bore.
Yeni başlayanlar her zaman bunu yapmada sıkıntı yaşar.Beginners always have trouble doing this.
Boks yapmak sıkıcı.Boxing is boring.
Gençler sık sık kuralları çiğnerler.Teenagers often break rules.
Benim bütçem sıkı.My budget is tight.
Şifreni sık sık değiştirmelisin.You should change your password frequently.
Benim tek şikayetim çalıştığım yerin evime yakın olmamasıdır.My only complaint is that where I work isn't closer to my house.
Koç bana daha sıkı çalışmam gerektiğini söyledi.The coach told me I needed to practice harder.
Tom sık sık Boston'a gelir.Tom often comes to Boston.
Tom şikayet eden tek kişidir.Tom is the only person who has complained.
Müşteriler şikayet etmediler.Customers haven't complained.
İnsanlar çok fazla şikayet ediyorlar.People complain too much.
Neden şikayet ediyorsun?Why are you complaining?
Biz şikayet etmiyoruz.We aren't complaining.
Tom nadiren şikayet eder.Tom rarely complains.
Biz şikayet etmedik.We didn't complain.
Her iki şikayet de reddedildi.Both complaints were dismissed.
Şikayet reddedildi.The complaint was dismissed.
Bu parti biraz sıkıcı, öyle değil mi?This party is kind of boring, don't you think?
Sevmediğim insanlarla sık sık konuşmak zorundayım.I often have to talk to people I don't like.
Oraya artık o kadar sık gitmiyorum.I don't go there so often anymore.
Tom çok sık tenis oynar mı?Does Tom play tennis very often?
Bu oldukça sık oluyor.This does happen quite often.
Tom'u ne kadar sıklıkla görüyorsun?How often do you see Tom?
O sık meydana gelmez.It doesn't happen often.
Bu can sıkıcı olabilir.It can be embarrassing.
O aldığımız en büyük şikayet.That's the biggest complaint we get.
Bu sıkıcı olmaya başlıyor.This is getting boring.
Bu sıkıcı olabilir.This can get tedious.
Nöbet görevi sıkıcı.Guard duty is boring.
Şikayetler nasıl değerlendiriliyor?How are complaints handled?
Tom'la oldukça sık takılırım.I hang out with Tom quite often.
Sıkın dişinizi, beyler.Hang in there, guys.