Tom sana herhangi bir sıkıntı verirse hemen beni ara.If Tom gives you any trouble, just call me.
Tom öğle yemeğini sık sık bu restoranda yer.Tom eats lunch at this restaurant quite often.
Canını sıkan bu mu?Is that what's eating you?
Ben sık sık burada yemek yerim.I often eat here.
Sevmediğin yiyeceği ne sıklıkta yersin?How often do you eat food you don't like?
Tom sıklıkla komşularından yakınır.Tom often complains about his neighbors.
Senin komşularından biri şikayet etti.One of your neighbors complained.
Komşularından biri ön bahçesindeki tüm ıvır zıvırdan şikayet etti.One of your neighbors complained about all the junk in your front yard.
Komşularım dün gece yaptığımız gürültü için şikayetçi oldu.My neighbors complained about the noise we made last night.
Ben sık sık komşularımın tartıştığını duyabiliyorum.I can often hear my neighbors arguing.
Tom arkadaş bulmakta sıkıntı yaşadı.Tom had a hard time making friends.
Birbirlerine sık sık mektup yazdılar.They wrote letters to each other frequently.
Tom, Mary'ye daha sık yardımcı olmalıdır.Tom should help Mary more often.
Tom sık sık başkalarına yardım eder.Tom often helps others.
Tom bana sık sık bahçede yardım eder.Tom often helps me in the garden.
Tom bana çok sık yardımcı olmaz.Tom doesn't help me very often.
Tom ve Mary sık sık birbirlerine yardım eder.Tom and Mary often help each other.
Şikayet etme yerine, belki Tom sadece bunu doğru olarak yapmamıza yardım etmeli.Instead of complaining, maybe Tom should just help us do it correctly.
Bunu daha sık giymen gerekir.You should wear this more often.
Ben bunu daha sık giymeliyim.I should wear this more often.
Tom ağzı sıkıydı.Tom used to be secretive.
Tom ağzı sıkı görünüyor.Tom seems to be secretive.
Tom çok ağzı sıkı değil.Tom isn't very secretive.
Çocukluğu hakkında konuşmaya gelince Tom çok ağzı sıkıdır.Tom is very secretive when it comes to talking about his childhood.
Tom son derece ağzı sıkıdır.Tom is extremely secretive.
Kulübümüzün gizli el sıkışması var.Our club has a secret handshake.
Siz arkadaşlar bir sık saklayabilir misiniz?Can you guys keep a secret?
Evlenip evlenmeyeceğimi sık sık merak ederim.I often wonder if I will ever get married.
Tom'un söylediği Mary'nin canını sıktı.What Tom said bothered Mary.
Mary sık sık mavi elbiseler giyer.Mary often wears blue dresses.
Canım sıkılıyordu.I was feeling blue.
Tom sıkı çalıştı.Tom worked hard.
Tom sıkıcıydı.Tom was boring.
Tom ondan biraz sıkılmış gibi görünüyor.Tom seemed somewhat annoyed by that.
Tom can sıkıcı.Tom is annoying.
Tom, oldukça sık balık avlamaya gider.Tom goes fishing quite often.
Tom bahçede çok eski bir sikke buldu.Tom found a very old coin in the garden.
Tom'un sıkıcı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is boring.
Tom'un elini sıktım.I squeezed Tom's hand.
Sen sık sık huysuz musun?Are you often grumpy?
Stresli olduğumda, topu sıkarım.When I'm stressed, I squeeze the ball.
Tom sık sık kovboy botları ve bir kovboy şapkası giyer.Tom often wears cowboy boots and a cowboy hat.
Tom çok konuşarak beni sıktı.Tom talked my ears off.
Tom sık sık telefonla konuşur.Tom often talks on the phone.
Sık sık Tom & Mary'den giysi satın alırım.I often buy clothes at Tom & Mary's.
Tom hakkında sık sık düşünüyorum.I think about Tom often.
Tom sık sık geç saatlere kadar dışarıda kalır.Tom often stays out late.
Tom sık sık bütün gece dışarıda kalır.Tom often stays out all night.
Daha uzun süre kalsaydım sıkılırdım.If I'd stayed any longer, I would've gotten bored.
Tom bizi oldukça sık ziyaret eder ama asla çok uzun kalmaz.Tom visits us quite often, but he never stays very long.
Tom sık sık hasta olur.Tom often gets sick.
Sık sık erkek kardeşimle karıştırılırım.I'm often confused with my brother.
Tom öğle yemeğinden sonra sık sık şekerleme yapar.Tom often takes a nap after lunch.
Tom öğle yemeğinden sonra sık sık bir puro içer.Tom often smokes a cigar after lunch.
Tom'a canımı sıkmaktan vazgeçmesini söyledim.I told Tom to quit bothering me.
Sık sık birbirimize hikayeler anlatırız.We often tell each other stories.
Neyin canını sıktığını bana söyleyebilir misin?Could you tell me what's bothering you?
Tom ve Mary sık sık birbirlerine fıkralar anlatırlar.Tom and Mary often tell each other jokes.
Tom bir şeyin Mary'nin canını sıktığını söyleyebilir.Tom could tell something was bothering Mary.
Bana şikayet etmekten vazgeçeceğini söyledin.You told me you were going to stop complaining.