Ana içeriğe geç
Sözlük

sik ile cümle

sik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İki parça birlikte sıkıca yapıştırıldı.The two pieces were glued tightly together.
Sık sık bir öğrenciyle karıştırılır.He's often mistaken for a student.
Onlar tilkiyi kapana sıkıştırdılar.They trapped the fox.
Her zaman şıklık.Elegance at all times.
13 Aralık 1981'de Polonya'da sıkıyönetim ilan edildi.On December 13, 1981 martial law was declared in Poland.
Adı sık sık hafızamdan çıkar.Her name often slips my memory.
Ev ödevini yapması için sık sık kız kardeşime yardım ederim.I often help my sister do her homework.
O ve ben sık sık otobüste sohbet ederiz.He and I often chat on the bus.
Ben iş başındayken boş zamanlarımda sık sık çizgi romanlar okudum.I often read comic books in my spare time at work.
Bu müzik herkesin canını sıkıyor.This music's annoying everyone.
Elektrik prizinde sıkışıklık vardı.There was jam in the electric outlet.
Eğer sıkıldıysan, Tatoeba'ya katkıda bulunabilirsin.If you're bored, you can contribute to Tatoeba.
Sık sık iş gezilerine çıkar mısın?Do you often take business trips?
Yeni patron gerçekten sıkı yönetiyor.The new boss runs a really tight ship.
Ebeveynler çocuklarını dürüstlük ve sıkı çalışmanın önemi üzerine etkilemeye çalışıyorlar.Parents try to impress upon their children the importance of honesty and hard work.
Kanser hastaları sıklıkla bulantı nöbetlerini azaltmakla uğraşmak zorundadır.Cancer patients often have to deal with debilitating bouts of nausea.
Bu yer sıkıcıdır.This place is boring.
Buraya sık sık gelir misiniz?Do you come here often?
Buraya sık sık gelir misin?Do you come here often?
O çok sıkıntıdaydı ama mecbur olduğu işi isteyerek yaptı.She was in dire straits, but made a virtue out of necessity.
Ödev yapmak oldukça sıkıcı.Doing homework is extremely boring.
Bu roman sıkıcı.This novel is boring.
Yeni Harry Potter filmi oldukça sıkıcı.The new Harry Potter movie is pretty lame.
Giriş sınavını geçebilsin diye, o sıkı çalışıyor.He's studying hard so he can pass the entrance exam.
Onlar her zaman şikâyet ederler.They always complain.
Kilitleme mekanizması sıkıştı.The locking mechanism has jammed.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
Herhangi bir şikâyet veya önerilerinizi aşağıdaki e-posta adresine gönderin.Please send any complaints or suggestions to the following email address.
Ne sıklıkta profil düzenlersin?How often do you edit your profile?
Karım bana sıklıkla telefon eder yurtdışında olduğumda.My wife telephones me often when I am abroad.
Ben yurtdışındayken karım bana sıklıkla telefon eder.My wife telephones me often when I am abroad.
Ben onun daha sık yazmasını isterim.I would like him to write more often.
Sık sık uçar mısın?Do you fly frequently?
Kuşlar sık sık birlikte uçarlar.Birds often fly together.
Mary sık sık düğününü hayal eder.Mary often imagines her wedding.
Tom sırt ağrısından şikâyet ediyordu.Tom was complaining of back pain.
Çocuklar yorgun olduklarında sık ​​sık gözlerini ovarlar.Children often rub their eyes when they are tired.
Sıkı çalışmayla, planlarınız başarılı olacaktır.With hard work, your plans will succeed.
Orman çok sık.The forest is very thick.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Küçük bir kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Şirket mali sıkıntıda.The company is in financial trouble.
2010 yılında, H1N1 aşısı sıkıntısı vardı.In 2010, there was a shortage of H1N1 vaccine.
Saçını ne sıklıkta yıkarsın?How often do you wash your hair?
Ne sıklıkla saçını yıkarsın?How often do you wash your hair?
Tom, bir yıllığına Şikago'da yaşadı.Tom has lived in Chicago for a year.
Gözlerini kapadı, dudaklarını sıktı ve öpmek için öne eğildi.She closed her eyes, pursed her lips and leaned forward for a kiss.
Can sıkıcı reklamcı evimi aradı.The annoying advertiser called my house.
Sıkı çalışman için teşekkürler.Thanks for your hard work.
Bugün çok şıksın.You're very stylish today.
Bugün sıkıcı bir gün.Today is a boring day.
Bu ağrıyı ya da şikâyeti her gün ne sıklıkta hissediyorsun?How often do you feel this pain or complaint each day?
Yalnız olduğun zaman sıkılmadın mı?Don't you get bored when you're alone?
Yalnız olduğunda sıkılmaz mısın?Don't you get bored when you're alone?
Eğer bir yeri gerçekten bilmek istiyorsan sık gidilen yere gitmek zorundasın.If you really want to get to know a place you have to go off the beaten track.
Seni ısırdığında bana şikayet etmeye gelme.Don't come complaining to me when it bites you.
Başın sık sık acır mı?Does your head hurt often?
Ben de sıkıcı esprileri seviyordum.I liked boring jokes, too.
Kışın sık sık kayak yapmaya gittim.I often went skiing in the winter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod