Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Hierin belooft hij rokers dat ze binnen één dag van het roken af kunnen komen.
Bu, olanaksız bir durum olduğu için ikinci evde Lucky Strikes sigarasının kullanılmadığını çıkarabiliriz.Ook ontdekt hij een sigarettenpeuk van het in Nederland niet verkrijgbare merk Lucky Strike.
Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanmasının öncüsü oldu.In afgesloten rookruimten mocht nog worden gerookt.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Dit type longkanker hangt sterk samen met roken.
4 Ağustos - Slovenya'da halka açık yerlerde sigara içilmesi yasaklandı.Per 1 juli 2008 is roken verboden in alle gesloten publieke ruimten.
Ayrıca bir sigara tiryakisidir.Het is daarnaast een component van sigarettenrook.
Bu uyuşturucu, yutularak, çiğnenerek veya sigara ile içilerek kullanılır.Hij vloekt, drinkt, rookt sigaren en gokt.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.De kans dat rokers de ziekte krijgen is 2 tot 2,5 keer zo groot als niet-rokers.
Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarası götürmeye hak kazandı.Voor het niet raden ontving hij $80 en een slof Winston sigaretten.
Ayrıca sigaranın içinde de bulunur.De sigaar bestaat ook in een koker.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için özel nikotin içeren çikletler de piyasaya sunulmuştur.Ter ondersteuning bij het stoppen met roken is er nicotinehoudende kauwgom op de markt.
Alkol ve sigara kullanmıyordu.We roken niet en drinken geen alcohol.
Puro veya sigar; silindir şeklinde sarılmış tütün yapraklarından oluşan bir tütün mamülü.Een peuk is het restant van een sigaret of sigaar wanneer deze is opgerookt.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.In zijn tijd als senator was een rookverbod in discussie.
Cole, KOOL marka mentollü sigaralarının tiryakisiydi ve günde üç paket kadar tüketmekteydi.Cole rookte drie pakjes Kool-mentholsigaretten per dag.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.Mensen met een allergie voor parfum dienen benzylbenzoaat te vermijden.
Sigara alışkanlığını bıraktı.Hij stopte met zijn rookgewoonte.
Sigarayı bırakmaya karar verdi.Hij besliste te stoppen met roken.
O sigara içmiyor.Hij rookt niet.
Sigarayı bıraktı.Hij is gestopt met roken.
Sigara içemem.Ik mag niet roken.
Sigara içilir.Roken is toegestaan.
Sigarayı içmeyi bıraksan iyi olur.Je zou beter stoppen met roken.
Babam sigara içmeyi bıraktı.Mijn vader is gestopt met roken.
Doktoru ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.Zijn dokter raadde hem aan te stoppen met roken.
Bir sigara içti.Ze rookte een sigaret.
Sigara içmeyi bıraktı ve koşuya başladı.Hij stopte met roken en begon met hardlopen.
Şunu bir tasavvur et: O bir doktor, yine de sigara içiyor.Stel je even voor: hij is arts en toch rookt hij.
Molada sigara içebilir miyiz?Mogen we gedurende de pauze roken?
Burada sigara içmek yasak.Verboden hier te roken.
Sigara içmek sağlığınıza zarar verir.Roken schaadt uw gezondheid.
İtalya'da trende sigara içilmez.In Italië mag op de trein niet worden gerookt.
Sigara içmek ölümcül olabilir.Roken kan dodelijk zijn.
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.Zijn tanden zijn geel van te veel roken.
Asansörde sigara içilmez!Roken is verboden in de lift.
Asansörde sigara içmek yasaktır.Roken is verboden in de lift.
Sigara içer mi Peter?Czy umiesz palić w piecu?
Çocuklara sigara satışının yasaklanması.Sklep z papierosami dla dzieci.
1971 - Amerika Birleşik Devletleri'nde televizyonda sigara reklamları yasaklandı.1971 – W USA wprowadzono zakaz reklamowania papierosów w telewizji.
Günde iki paketin üzerinde sigara içiyor.Palił trzy paczki papierosów dziennie.
Sigarayı ve içkiyi bıraktı.Równocześnie porzucił papierosy i alkohol.
Sigara bağımlısıdır.Uzależniony od palenia.
En sonunda bir sigara yakar.Ktoś pali papierosa.
Parliament, Philip Morris tarafından pazarlanan bir sigara markasıdır.W mieście działa duża wytwórnia papierosów marki Philip Morris.
Diğer sigara karşıtı organizasyonlar 1912 yılında Hanover ve Dresden şehirlerinde kuruldu.Inne organizacje antynikotynowe zostały utworzone w 1912 w Hanowerze i Dreźnie.
O sigara ve alkole karşıdır.Jest uzależniony od papierosów i alkoholu.
Radon, sigaradan sonra en büyük ikinci akciğer kanserojenidir.Ekspozycja na radon jest po paleniu tytoniu drugim głównym czynnikiem sprawczym raka płuc.
Oy kullanırım, sigara içerim.Łączy Pečky i Kouřim.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Opuszczając miejsce zbrodni zapalił papierosa i rzucił zapalona zapałkę.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Ze względu na te zagrożenia nie zaleca się stosowania ich u kobiet palących powyżej 35. roku życia.
Kulak arkasında sigarayla dolaşır.Z tyłu kadłuba smuga dymu.
Sigara içmeyi bırakmıştı ve gittikçe zayıflıyordu.Był coraz bardziej głodny, a zarazem coraz słabszy.
Nasır ağır bir sigara içicisiydi.Był nałogowym palaczem.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Był niespokojny, palił bez ustanku i wydawało się, że na siłę chce zrobić dobre wrażenie.
Ayrıca, sigara markası olan Phillies'in reklamı da restoranın tabelasındadır.Nad restauracją widnieje reklama cygar marki Phillies.
Sigaranın içinde bulunur.Co jest w dymku z papierosa?.
Ayrıca sigara içenlerin akciğerleri içmeyenlere göre daha siyahtır.Większe ryzyko zaobserwowano także u osób palących tytoń czarny niż u palących tytoń jasny.
Genellikle sigara içerken görülür ve günde iki paket sigara tüketir.Przytył, zaczął nadużywać alkoholu i palił dwie paczki papierosów dziennie.
Sigara kullanmaktadır.Palenie papierosów.
Çocuklar ona Sigara İçmez adını takmışlardır.Nie palił papierosów.