Ana içeriğe geç
Sözlük

sigar ile cümle

sigar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Araç yakınında sigara içilmemelidir.W hotelu nie wolno palić.
Çocuklara sürekli alkol, uyuşturucu ve sigaranın kötü olduğunu söyler.Uczy dzieci, że narkotyki i alkohol są bardzo złe.
Olay yerindeki delilleri topladıktan sonra görevlilerden birisi sigara dumanı kokusu alır.Po zabiegu u osób palących widoczne mogą być siniaki w miejscu zabiegu.
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.Wyzbycie się nałogów – rezygnacja z papierosów, alkoholu i kawy.
Burada sigara içmek yasaktır!W hotelu jest dozwolone palenie.
İlk çocuğa hamile kalana kadar sigara içme alışkanlığı vardı.Była wówczas w ciąży z najmłodszym dzieckiem.
Bu özelliklerinin yanında sigara kokusu ,yemek kokusu ve tüm kokuları yok ederler.Nie wiadomo jaki kształt miały cygara, jaki smak czy zapach.
Bu günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilmektedir.Na 24 godziny przed badaniem należy zaprzestać palenia papierosów.
Ayrıca sigaranın içinde de bulunur.Występuje także na tytoniu.
Bu odalara genellikle sigara firmaları sponsor olur.Właścicielami tych lokali są często byli zawodnicy.
Sigara içilmesi tüm kent çapında yasaktır.W całym hotelu zabronione jest palenie papierosów.
P210 Isıdan/kıvılcımdan/alevden/sıcak yüzeylerden uzak tutun. - Sigara içilmez.S16 Nie przechowywać w pobliżu źródeł zapłonu — nie palić tytoniu.
P270 Bu ürünü kullanırken hiçbir şey yemeyin, içmeyiniz veya sigara içmeyin.S20/21 Nie jeść i nie pić oraz nie palić tytoniu podczas stosowania produktu.
Ancak hastalığına rağmen sigarayı bırakamayan sanatçının durumu tekrar kötüleşti.Ze względu na chorobę piosenkarza projekt nie doszedł do skutku.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?(Röker du? = Har du för vana att röka?
Diğer sigara karşıtı organizasyonlar 1912 yılında Hanover ve Dresden şehirlerinde kuruldu.Andra anti-rökningsorganisationer grundades 1912 i städerna Hannover och Dresden.
11. Chesterfields sigarası kullanan adam, tilkisi olan adamın yanındaki evde oturuyor.Mannen som röker Chesterfield bor intill mannen som har räven.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Han var rastlös, rökte oavbrutet och verkade för angelägen om att göra ett gott intryck.
Bu gruplar sigara karşıtı reklamlar yapan gazeteler bastılar.Dessa grupper publicerade tidskrifter som förespråkade icke-rökning.
Burada sigara içmek yasaktır!Rökning förbjuden.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Som ung vuxen och kvinna kan rökning och användning av hormonella preventivmedel öka risken ännu mer.
P270 Bu ürünü kullanırken hiçbir şey yemeyin, içmeyiniz veya sigara içmeyin.S20/21 Ät inte, drick inte eller rök inte under hanteringen.
Parliament, Philip Morris tarafından pazarlanan bir sigara markasıdır.Chesterfield är ett cigarettmärke som marknadsförs av Philip Morris International.
Arnavutluk; sigara kullanımı kısıtlayan kanunu 2007'de kabul etmiş ancak uygulamada pek başarılı olamamıştır.Albanien införde anti-rökningslagar 2007, men de efterföljs inte strikt.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Denna typ av lungcancer är starkt associerad till rökning.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.Att undvika rökning är det enskilt bästa sättet att förebygga sjukdomen.
Nasyonal sosyalist hükümet sigara içmeyi kınadı ve içlerinden birçoğu tütün tüketimini açıkça eleştirdi.Nazistiska ledare fördömde rökning och kritiserade tobakskonsumtion offentligt.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Han har för vana att röka svamp-cigarrer.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Rökare har dubbelt så hög sannolikhet att drabbas av Crohns som icke-rökare.
İkiz kızları Selma ve Patty gibi çok sigara içmekte ve konuşmaktadır.Hon är även storrökare precis som Patty och Selma.
Ayrıca bir sigara tiryakisidir.Han känner också lukten av cigarettrök.
Sigara içmeyerek ve diğer akciğeri tahriş edici maddelerden kaçınarak önlenebilir.Prevention sker genom att undvika rökning och andra saker som kan irritera lungorna.
Bugün 13-15 yaş arasındaki Arnavut gençlerinin %15'lik bir bölümü sigara içmektedir.Andelen regelbundet rökande i åldersgruppen 13 till 15 år ligger idag på omkring 15 %.
Sigara içilmesi tüm kent çapında yasaktır.Att röka inomhus är numera förbjudet på de flesta allmänna platser.
Pekala, Old Gold sigarası içen ve bir salyangozu olan adam nerede oturmaktadır?Den som röker Old Gold äger sniglar.
12. Kools sigarası, at olan evin yanındaki evde kullanılmaktadır.Kool röks bredvid huset där man håller häst.
Bunun üzerine uyarı alan Philip Morris ve diğer sigara şirketleri filitreli sigaralar pazarlamaya başladı.Philip Morris, och även andra tobaksbolag, tog till sig av artikeln och började sälja cigaretter med filter.
Sigara kullanmaktadır.Hon röker.
P210 Isıdan/kıvılcımdan/alevden/sıcak yüzeylerden uzak tutun. - Sigara içilmez.S16 Förvaras åtskilt från antändningskällor - Rökning förbjuden.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
1965 - İngiliz televizyonunda sigara reklamları yasaklandı.Den 1 augusti 1965 förbjöds cigarettreklam i TV.
Örneğin Avrupa Birliği, sigaralardaki katran miktarını 10 mg'da sınırlanmıştır.Europeiska kommissionen har därför valt att höja gränsvärdet till 10 μg/kg.
Çıra gibi is çıkararak yanar ve geride sigara külüne benzer bir artık bırakır."Det är bensinen som förångas och så kommer det ut som rök där bak.
İkisi de okuldan çok yakın arkadaş çıkarlar ve Sigara İçmez okulun doktoru olur.Hon röker väldigt mycket, till och med i korridorerna på skolan där man inte får röka.
Bolo Yeung ve Bruce Lee Winston sigara reklamı çekimi için kamera karşısında bir araya geldi.Bolo lärde känna Bruce Lee när de två medverkade i inspelningen av en reklamfilm för Winston-cigaretter.
Sigara 1,1 milyar üzerinde kişi tarafından kullanılmaktadır.Världspopulationen uppskattas till 1,1 miljoner individer.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Passiv rökning är en orsak till lungcancer hos icke-rökare.
Sam sigara içmeye alış.Nisse låter sig också bjudas på en cigarr.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.En viktig del av behandlingen är att sluta röka.
Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanmasının öncüsü oldu.Det var förbjudet för kvinnor i rökrummet.
Sigara içebilir miyim?Får jag röka?
Susan hiç sigara içmez.Susan röker aldrig.
Filmde Donnie sigara içiyor, alkol alıyor ve evlilik öncesi seksi yaşıyor.У фільмі Донні курить сигарети, п'є алкоголь і займається сексом.
R. J. Reynolds A.B.D. pazarı için filtreli ve filtresiz sigara yapımına devam ediyor.R. J. Reynolds продовжує випуск сигарет без фільтра.
Araç yakınında sigara içilmemelidir.Курити в приміщенні не можна.
Sam sigara içmeye alış.Він курить сигарети.
Örnek olarak sigara ve eroin verilebilir.Як приклад можна навести рис та ячмінь.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Ризик виникнення захворювання в курців вдвічі вищий ніж у людей, що не курять.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Має погану звичку курити.
Sigara dışında bir bağımlılığı yoktur.На відміну від сигарет не має паперової обгортки.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod