Sıkıntıya katlanacağım.I'll bite the bullet.
Sık dişini.Bite the bullet.
Şiddete başvurmamalıyız.We should not resort to violence.
Biz öğrencilerin giriş sınavındaki başarılarından büyük ölçüde sorumluyuz.We are, in large measure, responsible for students' success in the entrance exam.
Biz düşmana silahları ateşledik.We fired guns at the enemy.
Savaş sırasında benzinsiz yapmak zorunda kaldık.We had to do without oil during the war.
Biz köşeye sıkıştırıldık.We were driven to the wall.
İşimize sıfırdan başlamak zorunda kaldık.We had to start our business from zero.
İşteyken sigara içmekten kaçınmayı kabul ettik.We agreed to refrain from smoking while we are at work.
Sınırlı kaynaklarımız var.We have limited resources.
Biz mali olarak sıkıntılıydık, uzun lafın kısası, biz iflastaydık.We were financially troubled, in short, we were bankrupt.
Bu yaz ciddi bir su sıkıntısı çekiyoruz.We are suffering from a severe water shortage this summer.
Şimdi bile, biz halen onun gerçek katil olduğundan şüpheleniyoruz.Even now, we still doubt that he is the real murderer.
Arabayı sırayla sürdük.We took turns driving the car.
Sıkı bir savaş yaptık.We fought a hard battle.
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Başkan silahlı güçlerimizi güçlendirmemiz gerektiğini söylüyor.The President says we must beef up our military forces.
Sizden haber almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to hearing from you.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Biz sık sık balığı çiğ yedik.We often eat fish raw.
Genelde ölümü siyahla bağdaştırırız.We often associate black with death.
Sık sık siyahı ölümle ilişkilendiririz.We often associate black with death.
Onun başarısını sıkı çalışmaya bağladık.We ascribe his success to hard work.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.We use gestures as well as words to communicate with others.
Şu şirketle sert bir yarış halindeyiz.We are in a fierce competition with that company.
Şirketteki hissemiz 60% tır.Our ownership in the company is 60%.
Bizim sınıfımız 50 tane oğlandan oluşur.Our class consists of fifty boys.
Bizim kamu liderleri yaratıcı ve sık sık yeni fikirler ortaya atarlar.Our public leaders are imaginative and often come up with new ideas.
Şirketimiz internetten faydalanmaktadır.Our company makes use of the Internet.
Personellerimiz size yardım etmekte istekli.Our staff is eager to help you.
Personelimiz size yardımcı olmak için isteklidir.Our staff is eager to help you.
Bu ülkede petrol sıkıntımız yok.We are not short of oil in this country.
Bizim sınıf boyut olarak büyümüştür.Our class has increased in size.
Bizim sınıfta başka hiçbir çocuk Jack'ten daha çalışkan değil.No other boy in our class is more studious than Jack.
Şimdi tek ihtiyacımız olan eylem, tartışma değil.All we need now is action, not discussion.
Şirketimizin merkezi Tokyo'dadır.Our company's base is in Tokyo.
Rio'daki firmamızın ajanı sizi havaalanında karşılayacak.Our company's agent in Rio will meet you at the airport.
Şüphesiz şirketimizi duymuşsunuzdur.You have, no doubt, heard of our company.
Ticari şirketlerimiz bütün dünyada işlerini yaparlar.Our trading companies do business all over the world.
Sizi ekibimize kattığımız için mutluyuz.We are happy to have you join our team.
Bir sivrisinek sürüsü onu takip etti.A swarm of mosquitoes followed him.
Bir sürü sivrisinek ısırıklarım var.I got a lot of mosquito bites.
Bir sivrisinek az önce beni ısırdı.A mosquito just bit me.
Aşırı düşkünlük çocuğu şımarttı.Excessive indulgence spoiled the child.
Geçmişte değil, şimdiki zamanda yaşamalısın.You must live in the present, not in the past.
Nakliyatın gecikme ihtimaline karşı özel gecikme sigortamız var.In case the shipment is delayed, we have special delay insurance.
Çiçekler şimdi en iyi durumunda.The flowers are at their best now.
Salı gününe kadar sizden haber bekleyeceğim.I'll expect to hear from you by Tuesday.
Yangına dikkatsiz bir sigara içicisinin sebep olduğu ortaya çıktı.It transpired that fire was caused by a careless smoker.
Yangının nedeni onun sigara izmaritiydi.The cause of the fire was his cigarette butt.
Yangından dolayı sıçrayarak uyandım.I awoke with a start because of the fire.
Evinizi yangına karşı sigortalayın.Insure your house against fire.
Ateşin sıcaklığı ile yanakları kızarmıştı.Her cheeks were tinged with red by the warmth of fire.
Yangın şiddetli bir şekilde yanıyor.The fire is burning furiously.
Karım şimdi akşam yemeğini hazırlıyor.My wife is preparing dinner right now.
Onun şikâyetlerini dinlemekten usandım.I'm sick of listening to her complaints.
Ben sığır yetiştiririm.I rear cattle.
Sığır açlıktan ölüyordu.The cattle starved to death.
Onların sığırlarının hepsi şişman.Their cattle are all fat.
Evden ayrılır ayrılmaz şiddetli şekilde yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began to rain heavily.