On beş yıl önceki mezuniyetten beri eski sınıf arkadaşlarımla hiç karşılaşmadım.Since graduation fifteen years ago I have never run into my former classmates.
Aralık için oldukça sıcak olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it is rather warm for December?
On kadar öğrenci sınavda başarısız oldu.As many as ten students failed the exam.
Sis saat on civarında kaybolmaya başladı.The fog began to disappear around ten o'clock.
Ondan sıfıra kadar geri say.Count from 10 down to zero.
Şimdi ilerleyin.Move along now.
Ben de sığır eti istiyorum.I want beef, too.
"O, sınavı geçecek mi?" "Maalesef geçmeyecek.""Will he pass the examination?" "I am afraid not."
Sigara içen adam o artık buraya gelmez dedi.He doesn't come any more, the one smoking said.
"Cinsiyetçilik" gibi terimler şimdi moda.Terms like "sexism" are now in vogue.
"Ara sıra onu boşamayı düşünüyorum." "Dalga geçiyor olmalısın!""Now and then I think of divorcing him." "You must be kidding!"
Öğretmen "Sınav gelecek hafta bu gün yapılacak" dedi."The examination will be held this day next week," said the teacher.
"Sizin kaleminizi kullanabilir miyim?" "Tabii, buyurun.""May I use your pencil?" "Sure go ahead."
"Size yardım edebilir miyim?" "Hayır, teşekkürler. Sadece bakıyorum.""May I help you?" "No, thank you. I'm just looking."
"Size yardım edebilir miyim?" Hayır teşekkür ederim. Ben sadece etrafımı seyrediyorum.""Can I help you?" "No, thank you. I'm just looking around."
"Size yardım edebilir miyim?" "Evet, bir elbise arıyorum.""May I help you?" "Yes, I'm looking for a dress."
" Sakıncası yoksa sigara içebilir miyim?" "Kesinlikle olmaz.""Do you mind if I smoke?" "Certainly not."
"Kim size İngilizce öğretiyor?""Bayan Yamada.""Who teaches you English?" "Miss Yamada does."
"Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?" "Hiç de değil.""Do you mind if I smoke?" "Not at all."
"Ben gerçekten yaparım, " küçük siyah tavşan cevap verdi."I really do," replied the little black rabbit.
"Süperman" bu ay sinemada oynuyor."Superman" is showing at the movie theatre this month.
"Sue size çok kızgın," yeni garson kız söyledi."Sue's very angry with you," my new waitress said.
"Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?" "Her otuz dakikada.""How often do the buses run in an hour?" "Every thirty minutes."
"Sizce burada sigara içmemin sakıncası var mı?" "Hayır, hiç değil.""Do you mind my smoking here?" "No, not at all."
“ Siz öğrenci misiniz?” “Evet, öğrenciyiz.”"Are you students?" "Yes, we are."
“ Siz öğrenci misiniz?” “Evet, öyleyiz.”"Are you students?" "Yes, we are."
Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.In towns, speed is limited to 50 km/h.
Şehirlerde, hız saatte 50 km ile sınırlıdır.In towns, speed is limited to 50 km/h.
Pencere açmaktan kaçının; Sırtımda hava akımlarını hissetmek için büyük arzusu yok.Avoid opening the window; I have no great desire to feel air currents on my back.
Kadınların veya küçük çocukların size ne dediklerini anlamakta güçlük çekiyor musunuz?Do you have difficulty understanding what women or small children say to you?
O, sık sık televizyonda görünür.He often appears on TV.
O, senin sinirine dokunmuyor mu?Doesn't he just get on your nerves?
Benim sıradan insanlara hiç ilgim yok.I have no interest in ordinary people.
Çorba aşırı sıcak.The soup is terribly hot.
Çorba son derece sıcak.The soup is terribly hot.
Bu kitap sizinki.This book is yours.
Sizi evde görmemi ister misiniz?Would you like me to see you home?
Ben size yazabildiğim kadar kısa sürede yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Ben sizinle konuşmak için bu fırsata sahip olduğuma çok memnunum.I'm glad to have this opportunity to speak to you.
Ben sizi dava edeceğim.I'll sue you.
Sizi bir partiye davet etmek istiyorum.I want to invite you to a party.
Sizi mutlu edeceğim.I'll make you happy.
Size yardım etmek için herhangi bir şey yapmaya hazırım.I am ready to do anything to help you.
Size yardım etmek için elimden gelenin en iyisini yaptım. Gerisi size kalmış.I have done the best I could to help you. The rest is up to you.
Ben size inanıyorum.I believe in you.
Sizi Bay Murata ile tanıştırayım.Let me introduce you to Mr. Murata.
Siz böyle aranızda konuşursanız, ders işlemeye devam edemem.I cannot continue my class with you chattering to one another.
Siz yeni öğrencisiniz.You are new students.
Hepinizi sırayla dinleyeceğim.I'll hear all of you in turn.
Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
Süper güçler silahsızlanmada önemli gelişme yaptılar.The superpowers made significant progress in disarmament.
Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.We must consider the question of whether we can afford such huge sums for armaments.
Silâhlı kuvvetler tüm bölgeyi işgâl etti.The armed forces occupied the entire territory.
Erkek kardeşim şimdi kötü bir soğuk algınlığından müzdarip.My brother is suffering from a bad cold now.
Erkek kardeşim genellikle salı akşamları beni Şikago'dan arar.My brother usually calls me from Chicago on Tuesday evenings.
Erkek kardeşim sık sık bütün gece yatmazdı.My brother would often stay up all night.
Erkek kardeşim bugün giriş sınavına giriyor.My brother is taking the entrance examination today.
Erkek kardeşim bana şirin bir bebek verdi.My brother gave me a cute doll.
Erkek kardeşim bana sigara içmeyi bırakmamı tavsiye etti.My brother advised me to stop smoking.
Şimdi olayların akışı değişti.Now the shoe is on the other foot.