Ana içeriğe geç
Sözlük

si ile cümle

si kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Çok sinirli olmak zorunda değilsin.You don't have to be so nervous.
Şimdi bundan söz ettin, ben çocukken annem ve babamla buraya geldiğimi hatırlıyorum.Now you've mentioned it, I remember coming here with my parents when I was a child.
Okula sık sık geç kalma.Don't be late for school so often.
Bu tip konular insanın bilgi sınırlarının ardındadır.Such matters are beyond the bounds of human knowledge.
Onun sinirlenme nedeni odur.That is why he got angry.
Sınıftaki bütün öğrencilerin onunla aynı fikirde olmasının sebebi budur.That is why all the students in the class agreed with him.
O, beni sinirlendiriyor.It gets on my nerves.
Sizinle çalışmak istiyoruz.We would love to work with you.
Kyoto'yu ziyaret etmeni şiddetle öneriyorum.I strongly suggest you visit Kyoto.
Salem'de iken, ben John ile sık sık tenis oynardım.When I was in Salem, I would often play tennis with John.
Tokyo'nun üzerine sis çöktü.Smog hung over Tokyo.
Sizi şeker için rahatsız edebilir miyim?May I trouble you for the sugar?
Şimdi gitmeme izin verir misiniz, lütfen?Will you please let me go now?
Affedersiniz, bana birkaç dakika ayırabilir misiniz? Sizden bir ricam var.Excuse me, could you spare me a few minutes? I have a favor to ask you.
Bay ve Bayan Smith şimdi birbirlerinden ayrı yaşıyorlar.Mr. and Mrs. Smith live apart from each other now.
Bayan Smith okulu bırakınca bizim sınıfımızdan kim sorumlu olacak?Who will be in charge of our class when Miss Smith leaves school?
Sünger sıvıları emer.A sponge absorbs liquids.
Sporun yanı sıra müziği de severim.I love music as well as sports.
Tüm sistemler denemedir.All systems are go.
Şimdi her şey yerinde.Everything is in place now.
Ben hepsini size borçluyum.I owe it all to you.
Her şey sizin kararınıza bağlı.Everything depends upon your decision.
Her şey, sınavı geçip geçmemene bağlı.Everything depends on whether you pass the examination.
Konuşmasında şirketin gücüne başvurdu.In the speech, he referred to the strength of the company.
Daha önce size anlattığım gibi, bu da işinizin bir parçası.This is also part of your work, as I told you before.
Hava çok daha sıcak oldu.It has become much warmer.
Hava sıcak ve nemli.It's been hot and humid.
Stadyumda hava o kadar çok sıcaktı ki öleceğimi sandım.It was so hot in the stadium that I thought I was going to pass out.
İskoçya eylül ayında çok sıcak olabilir.Scotland can be very warm in September.
Şimdi git yoksa treni kaçıracaksın.Leave now, or you'll miss the train.
Şimdi terk et.Leave now.
Kısa sürede sizden haber almayı umuyorum.I hope to hear from you soon.
Ben kısa sürede size tekrar yazacağım.I will write you back soon.
O kolayca birden sinirlenir.I fly into a rage easily.
Onu şimdi doldurmalı mıyım?Should I fill it in now?
Sizin için bununla ilgileneceğiz.We will take care of this for you.
Kısa sürede yola çıkmazsak, sabahleyin yoğun trafikte sıkışacağız.If we don't hit the road soon, we'll get caught in the morning rush hour traffic.
Şimdi terk etmeniz gerekmez.You don't need to leave right now.
Yakında size yazacağım.I will write to you soon.
Derhal sigarayı bıraksan iyi olur.You had better give up smoking at once.
Bir saniye içinde sizinle birlikte olacağım.I'll be with you in a second.
Skandal şirketin itibarını zedeledi.The scandal hurt the company's reputation.
Sıcakken çorbanı ye.Eat your soup while it is hot.
Çorba o kadar çok sıcak ki onu içemem.The soup is so hot I can't drink it.
Affedersiniz. Bunun sizin koltuğunuz olduğunu düşünmüyordum.I beg your pardon. I didn't think this was your seat.
Burası çok sıcak. Klimayı açayım mı?It's very warm. Shall I turn on the air conditioner?
Şimdi karpuzların mevsimidir.Watermelons are in season now.
Singapur'a gelen ziyaretçi sayısı yıldan yıla artmıştır.The number of visitors to Singapore has increased year by year.
Singapur'un büyük bir sorunu var.Singapore has one big problem.
Singapur'u nasıl buldun?How did you like Singapore?
Singapur'un Merkez Fonu emeklilik sağlar.Singapore's Central Fund provides pensions.
Singapur'da yere tükürmek bir suçtur.In Singapore, it is a crime to spit on the ground.
Onlar Singapur'da ikinci ulusal dil olarak Çince öğretiyorlar.They teach Chinese as a second national language in Singapore.
Singapur'da bir suçluyu cezalandırmanın bir yolu onu ya da onu kırbaçlamaktır.In Singapore, one way to punish a criminal is to whip him or her.
İngilizce Singapur'da konuşulur.English is spoken in Singapore.
Singapur'da İngilizce konuşulur.English is spoken in Singapore.
Ben Singapur'luyum.I'm from Singapore.
Silvia'nın onu övmeyen sert bir babası vardı.Silvia had a stern father who never praised her.
John sıkı çalışır.John works hard.
John hızlı koşamayacak kadar çok şişman.John is too fat to run fast.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod