Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Ben sizinle birlikte gitmek istiyorum.I want to go with you.
Biz sınıfımızı temizlemeyi bitirdik.We've finished cleaning our classroom.
Geçen yıl birinci sınıf öğrencisiydim.I was a first year student last year.
O, tavsiyelerine uymayı kabul etmediği için çok sinirlendi.He got very angry, for she refused to follow his advice.
Şimdi toplantı için yer hakkında karar vermek gerekli değil.It isn't necessary to make a decision now about where we'll meet.
Biz trafik sıkışıklığı nedeniyle geciktik, bu yüzden acele etmek zorunda kaldık.We were delayed by traffic congestion, so we had to hurry.
Şimdi buradayım, endişelenmene gerek yok.Now that I am here, you don't have to worry.
Şimdi buradayım, endişelenmenize gerek yok.Now that I am here, you don't have to worry.
Washington'da şimdi kiraz ağaçları çiçek açtı.Cherry trees are now in bloom in Washington.
Şirketimiz kurulduğundan beri uzun bir yol katetti.Our company has come a long way since it was set up.
Şirketimiz Rusya'da yeni bir kimya tesisi kurmayı planlıyor.Our company is planning to build a new chemical plant in Russia.
Şirketimiz o araştırma projesinde yer almak istiyor.Our company wants to take part in that research project.
Siyasetçilerimizin ahlakı bozuldu.The morals of our politicians have been corrupted.
Bir şişe şarap almak için yeterli para var mı?Is there enough money to get a bottle of wine?
Bir şişe şarap daha istiyoruz.We'd like another bottle of wine.
Şarap yiyeceği sindirmeye yardımcı olur.Wine helps digest food.
Londra'daki kalışı sırasında İngilizcesini tazeledi.He brushed up his English during his stay in London.
Londra sisi ile ünlüdür.London is famous for its fog.
Şimdi Londra'da saat yedi.It is seven in London now.
Londra artık bir sis şehri değil.London is no longer a city of fog.
Londra, yaşadığım yer, sisiyle ünlüydü.London, where I live, used to be famous for its fog.
Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.During his stay in London, he is going to visit his cousin.
Londra'dan bir kitap sipariş ettim.I ordered a book from London.
Istakozlar bir deniz hayvanları sınıfına aittir.Lobsters belong to a class of marine animals.
Saat üçte sizi lobide karşılayacağım.I'll meet you in the lobby at three.
Robert ara sıra beni ziyarete gelir.Robert comes to visit me every now and then.
Robert şimdiki görevinden memnun.Robert is content with his present position.
Biz bir şişe roze şarabı istiyoruz.We'd like a bottle of rosé.
Roket şimdiye kadar aya varmış olacak.The rocket ought to have reached the moon by now.
İpi sıkı çekin.Pull the rope tight.
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.Holding on to the rope firmly, I came safely to land.
Kraliyet Shakespeare Şirketi önümüzdeki hafta Venedik Tüccarını sunuyor.The Royal Shakespeare Company is presenting The Merchant of Venice next week.
Restoranda sigara içmek yasaklandı.Smoking in the restaurant was forbidden.
Oda servisi. Size yardımcı olabilir miyim?Room service. May I help you?
Lucy şimdi mutfakta olmalı.Lucy should be in the kitchen now.
Lucy ara sıra May'i ziyaret eder.Lucy sometimes visits May.
Linda şimdi çok dans etmiyor fakat eskiden çok dans ettiğini biliyorum.Linda does not dance much now, but I know she used to a lot.
Rick sınavı geçme hakkında sevinçten uçuyordu.Rick was over the moon about passing the exam.
Sincap fındık toplamayla meşguldü.The squirrel was busy gathering nuts.
Bir sincap dalların arasında saklandı.A squirrel hid among the branches.
Sincaplar ağaçlara tırmanmada çabuktur.Squirrels are nimble in climbing trees.
Lambanın ışığı siste parıldıyordu.The light of the lamp glimmered in the fog.
Kalabalık saatteki bir trafik sıkışıklığı benim varışımı iki saat geciktirdi.A rush-hour traffic jam delayed my arrival by two hours.
Raketi sıkı tut.Hold the racket tight.
Ren, Fransa ve Almanya arasındaki sınırdır.The Rhine is the boundary between France and Germany.
Ben çakmağı burada bir yere koydum ve şimdi onu bulamıyorum.I put my lighter down somewhere and now I can't find it.
Şimdiden teşekkür ederim.Thank you in advance.
İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.If you like, I will teach you to play chess.
Size daha iyi hizmet verebilmek için, çağrınız izlenebilir.In order to serve you better, your call may be monitored.
Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.Her name often escapes me.
Ben sık sık onu görürüm.I often see him.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.
Benzer bir durumda, şirket sorumlu tutuldu.In a similar situation, the company was held liable.
Sık sık gölde balık tutmaya giderdim.I would often go fishing in the lake.
Sık sık gölde paten yapmaya giderdim.I would often go skating on the lake.
Ben sık sık göz nezlesi olurum.I often get conjunctivitis.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Sık sık dışarıda yer misin?Do you eat out often?
Sık sık sinemaya giderim.I often go to the movies.