Ana içeriğe geç
Sözlük

seyret ile cümle

seyret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Geçen hafta bir Alman filmi seyrettim.Vorige week heb ik een Duitse film gezien.
Tom seninle televizyon seyretmez, değil mi?Tom kijkt niet naar de televisie met jou, toch?
Televizyon seyretmem.Ik kijk niet naar de tv.
Televizyon seyretmiyorum.Ik kijk niet naar de tv.
Dün televizyon seyretmeye vaktim olmadı.Gisteren had ik geen tijd om tv te kijken.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Zobacz, jak wygląda w środku .
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Kuhn zareagował na te wydarzenia z gniewem i niesmakiem.
Günlük kullanımda kuram “dikkatlice bakmak, seyretmek” demekti.Tytuł znaczy dosłownie „Spójrz tylko, spójrz!”
Nero, yangını Palatine tepesindeki sarayından şarkı söyleyerek ve Lir çalarak seyretti.Cesarz obserwował pożar ze swego pałacu na Palatynie, śpiewając i grając na lirze.
Erişim tarihi: 9 Ağustos 2011. ^ ""Doğal kalmak için kendimi seyretmiyorum"".Witold Wrzesień: Czy pokoleniowość nam się nie przydarzy?
Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir.De åker i väg i bilen för att se soluppgången.
Orhan Veli ise Boğaziçi'ni seyretmektedir.Felix är och letar efter vildmannen.
16,271 kişi maçı seyretmiştir.3 671 personer såg den matchen.
Ekonomi kötüye doğru gitmekte, yiyecek sıkıntısı yaşanmakta, işçi ücretleri çok alt düzeylerde seyretmekteydi.Folk blev friskare och levde längre, och överskottet av arbetskraft ledde till sänkta löner.
Hastalık erişkin hayvanlarda klinik bulgularla seyretmez.Detta trots att fåglarna inte har uppvisat kliniska tecken på sjukdom.
Erişim tarihi: 17 Aralık 2012. ^ "Dünya seyretti".Läst 17 oktober 2014. (engelska) ^ "Time Has Come, The ....
Dizi boyunca, genel kalite seviye iyi seyretti ama herhangi bir büyük zirve olmadı."Det var bättre än på Stortorget, men man var fortfarande inte helt nöjd.
Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir.Нібито він іде(пролягає) по під Дністром.
Feda sezonunda Çarşı grubunun büyük bir kısmı bu bölümde maç seyretmektedir.Навіть сьогодні фани клубу старшого покоління обговорюють цей матч.
(2) Can futbol maçı seyretmeyi de sever.Він також любить дивитися спортивні змагання.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Скоріше, вони просто ускладнюють напруження очей.
Prognoz geniş yanıkları olan hastalarda, daha yaşlı hastalarda ve kadın hastalarda daha kötü seyretmektedir.Prognóza je horší u osob s rozsáhlými popáleninami, u starších osob a u žen.
Raporuna göre, "gerçek işsizlik" oranı %20 civarında seyretmektedir.Podle stejné zprávy nezaměstnanost v zemi dosahuje 20%.
Yine de bu motorları seyretmek için kısa sürede büyük kalabalıklar fuarlara akın eder.Brzy se však ukázalo, že těchto motorů bude nedostatek.
Sharpe olanları öfke ve çaresizlikle seyretmek zorundadır.Valenta se ze zoufalství a zlosti dopustí žhářství.
Ömrümde ilk defa Şekspir’i seyrettim.Poprvé spatřil Šrí Čaitanju v Šántipuru.
Yaz mevsiminin yaşandığı Kasım-Mart aylarında sıcaklık yüksek seyretmektedir.V listopadu-prosinci teplota výrazně klesá.
Prognoz geniş yanıkları olan hastalarda, daha yaşlı hastalarda ve kadın hastalarda daha kötü seyretmektedir.Prognosticul este mai pesimist în cazul pacienților cu arsuri mari, al pacienților vârstnici și al femeilor.
Prognoz geniş yanıkları olan hastalarda, daha yaşlı hastalarda ve kadın hastalarda daha kötü seyretmektedir.A prognózis rosszabb a nagyobb kiterjedésű égési sérülést elszenvedettek, az idősebbek és a nők esetében.
"Aynı filmi 70 kere seyrettiğim oluyor".A Hetedik című filmet háromszor nézte meg ugyanazon a napon.
Avrupa'ya kaçmak istediği dönemler ise hakkındaki davaların aleyhinde seyrettiği zamanlardı.Mikorra Európába ért, már aggódott, mi vár rá.
Bu arada olan biten her şeyi öz anneleri Nephele cennetten seyretmektedir.A király egyenként kínoztatta meg őket az édesanyjuk és a többi testvér szeme láttára.
Mesela yukarıdaki örnekte "Can film seyretmeyi sever.(Egy osztályismétlő emlékezései) „Szeretem hátulról nézni a bekapcsolt tévét.”
Friedrich, arkadaşı Katte'ın idamını seyretmek zorunda bırakılarak cezalandırıldı.Csány hidegvérrel nézte társa kivégzését.
Saray halkı oyunu seyretmek için toplanır; Hamlet oyun boyunca yorumlarda bulunur.Az egész udvar megjelenik az előadáson, Hamlet folyamatosan kommentálja az eseményeket.
"Aynı filmi 70 kere seyrettiğim oluyor".Se oli myös toiseksi katsotuin kotimainen elokuva 25 vuoteen.
John Wayne bu film için "şimdiye kadar seyrettiğim en Amerikan karşıtı film" demişti.John Waynen mielestä Sheriffi oli epäamerikkalaisin elokuva, mitä hän oli koskaan nähnyt.
16,271 kişi maçı seyretmiştir.Kampen blev set af 71.217 tilskuere.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."Hvis jeg ser ham, vil jeg gerne tale med ham.'
Satışları 1980’lere kadar yüksek miktarlarda seyretti.Der blev solgt millioner af maskiner til godt ind i 1980'erne.
Saray halkı oyunu seyretmek için toplanır; Hamlet oyun boyunca yorumlarda bulunur.Hoffet samles for å se på skuespillet; Hamlet gir løpende kommentarer gjennom hele stykket.
16,271 kişi maçı seyretmiştir.81.111 personer kom for å se denne kampen.
Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir.Selain itu, Anda juga dapat menyaksikan keindahan matahari terbenam.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Kepalanya masih terasa sedikit pusing.
Otho bu sahneyi gizliden seyretmektedir.Quinn melihat penampilan itu secara diam-diam dari atas.
Gençlik yıllarında seyrettiği bu filmler, onun ilerideki çizgi roman çalışmalarının gidişatını etkileyecekti.Anh hy vọng sự yên tĩnh của đêm sẽ giúp anh tập trung vào cuốn tiểu thuyết mới của mình.
Bu arada olan biten her şeyi öz anneleri Nephele cennetten seyretmektedir.母の日にはいっしょに空を眺めそれぞれの母親を想ったりする。
(2) Can futbol maçı seyretmeyi de sever.サッカーの試合も見るのが好きである。
Buradan masmavi Akdeniz'i seyretmek bir başka güzeldir.また、この岬から眺める日の出も美しい。
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.必ず何かを見つめている。
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.よく見ると体が角張っている。
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."但是你还是想要看到他,想要花时间和他在一起。
"Aynı filmi 70 kere seyrettiğim oluyor".……她的影片點閱率一周就達到七萬次」。
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.而楚中天一眼就看中了她。
Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir.妳正在看着夕阳吗?
Bruce'un ailesi öldürülmeden önce seyrettiği filmin Zorro olduğu çizgi romanlardaki ortak fikirlerden biriydi.만화책에서의 통념은 브루스가 부모가 살해당하기 전에 그들과 함께 조로 영화를 보았다는 것이다.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.הוא הביט בי במבט יציב.
Ömrümde ilk defa Şekspir’i seyrettim.לראשונה בחיי טעמתי טוויקס חמוץ.
Kıta Fransası'nda bu oran %100'e yakın seyretmektedir.בשלב הזה הדיבור מובן ב-70% לסביבה הקרובה.
Bunların işi gücü, başıboş dolaşmak ve gelip muharebeyi seyretmekti."הלך ורחץ, ובא כשהוא רואה".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
seyret ile cümle - Sayfa 6 - seyret kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App