Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Om van bedrog te genieten, moet het publiek eerst zijn ongeloof opschorten.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Para apreciar ser iludido, o público, primeiro, deve suspender a sua descrença.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Para disfrutar el engaño el público primero debe suspender su incredulidad [d-i-s-b-e-l-i-e-f].
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Per divertirsi con l'inganno, il pubblico deve prima sospendere le proprie credenze.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Pour aimer être trompé un public doit d'abord suspendre son incrédulité.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Pro radost ze svého podvedení musí publikum nejprve potlačit své pochyby.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Um Täuschung zu genießen, muss das Publikum zuerst allen Unglauben beiseite lassen.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Untuk menikmati ditipu, penonton harus terlebih dahulu menangguhkan rasa percayanya.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Żeby oszukiwany miał przyjemność, widownia musi najpierw zawiesić niedowierzanie.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Απολαμβάνουμε να εξαπατούμαστε, ένα κοινό πρέπει πρώτα να ανακαλέσει την δυσπιστία του.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Для наслаждения обманом зрители должны, прежде всего, на время отключить своё недоверие.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.Для насолоди обманом глядачі повинні, насамперед, на якийсь час відключити свою недовіру.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.За да се радва на измамата, публиката първо трябва да отложи своето недоверие.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.כדי להנות מהטעיה, הקהל חייב קודם להשהות את חוסר האמונה שלו.
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.كي تستمتع بالأنخداع يجب على الحضور ،في باديء الأمر، ان يقطع الشك .
Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır.観客は疑いを 一時保留する必要があります この心の受容的状態に初めて言及したのは
Karayılan dizisi, Kasım 2007"de ekranda seyirci karşısına çıkar.TV serie Karayilan empezó en Noviembre del año 2007.
Karayılan dizisi, Kasım 2007"de ekranda seyirci karşısına çıkar.Η τηλεοπτική σειρά με τον τίτλο "Karayilan" ξεκίνησε τον Νοέμβριο του 2007.
Karayılan dizisi, Kasım 2007"de ekranda seyirci karşısına çıkar.И през Ноември 2007, на екран се появява проектът "Черна змия".
Karayılan dizisi, Kasım 2007"de ekranda seyirci karşısına çıkar.مسلسل تليفزيونى جديد بعنوان " الحنش الأسود"، بدأ عرضه فى نوفمبر 2007.
LG: Affedersiniz? (Seyirci:גרין: סליחה? קהל:
LG: Affedersiniz? (Seyirci:ال جي: عفوا؟ (الجمهور : خمسة الاسباتي.)
LG: Affedersiniz? (Seyirci:クラブの5 同じ場所ですが 同じ人じゃないですね
Maça dedin değil mi? (Seyirci: Evet.) LG:스페이드라고 하셨죠?
Maça dedin değil mi? (Seyirci: Evet.) LG:هل قلت البستوني؟ (الجمهور : نعم) ال جي: حسنا
Maça dedin değil mi? (Seyirci: Evet.) LG:間違えました 拍手しないで これはクラブです
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:Aqui está a atuação de Manawer perante os júris e a plateia, ao vivo:
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:Este es Manawer recitándolo en frente del jurado y el público:
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:Voici la prestation de Manawer devant le jury et un public :
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:Ιδού ο Manawer να το απαγγέλλει ενώπιον κριτών και κοινού:
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:Здесь Манавер выступает перед судьями и живой аудиторией:
Manawer burada jürilerin ve seyircilerin önünde şiirini okuyor:هنا يلقيها مناور أمام الحكام والجمهور:
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.De asemenea, şi companiile de media îşi dau seama de importanţa publicului.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.E anche le imprese del settore dei media si rendono conto dell'importanza del pubblico.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Et les sociétés de média réalisent que le public est important aussi.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.미디어 회사들도 청중의 중요성을 깨닫고 있습니다.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Media zdają sobie sprawę, że publiczność jest ważna.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Und Medienfirmen erkennen, dass die Zuschauer auch wichtig sind.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Và các công ty truyền thông nhận ra khán giả cũng quan trọng.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Y las compañías de medios también comprenden que el público es importante.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Медийните компании също осъзнават, че публиката е важна.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.Медийные компании также знают важность публики.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.וחברות המדיה מבינות שהקהל חשוב גם כן.
Medya şirketleri, seyircinin de önemli olduğunu fark etti.كذلك تدرك شركات الإعلان أيضا أن الجمهور هو المهم.
Mikrofon iyi çalışıyor mu? Beni duyabiliyor musunuz? (Seyirciler) Daha yüksek!Deci, este de lucru sunetul bine, mă auzi?
Mikrofon iyi çalışıyor mu? Beni duyabiliyor musunuz? (Seyirciler) Daha yüksek!Takže je zvuk pracuje v poriadku, počujete ma?
Mikrofon iyi çalışıyor mu? Beni duyabiliyor musunuz? (Seyirciler) Daha yüksek!Со звуком все в порядке, вы меня слышите?
Mikrofon iyi çalışıyor mu? Beni duyabiliyor musunuz? (Seyirciler) Daha yüksek!يحدم الصوت؟ هل تسمعونني؟
Nasıl buna seyirci kalıyorlar Ah, tanrımJak oni mogli po prostu tam stać? <i>Oh my god!</i>
Nasıl buna seyirci kalıyorlarAko tu mohli len tak stáť?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarComment peuvent-ils juste rester là sans bouger ?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarCum pot sta fara sa faca nimic?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarHur kan de bara stå där?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarJak tam můžete jen tak stát?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarKako lahko samo stojijo in gledajo?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarKenapa mereka cuma berdiri saja?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarKuinka he voivat vain seistä siinä?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarWaarom deden ze niks?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarWie können sie einfach daneben stehen?
Nasıl buna seyirci kalıyorlarПочему они стояли и ничего не сделали?