Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Olemme riippuvaisia siitä, että yleisöt, kuten te, tekevät oletuksia.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Spoléháme na to, že publikum, jako jste vy, bude dělat závěry.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Vi er afhængige af at tilskuerne, som jer selv gør sig antagelser
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Vi förlitar oss på det simpla faktum att publik så som ni kommer göra antaganden.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.We gebruiken het feit dat een publiek zoals het uwe dingen aanneemt.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Wir sind davon abhängig, dass ein Publikum wie sie Annahmen macht.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Zakładamy, że publiczność, taka jak wy, będzie robić założenia.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Βασιζόμαστε στο γεγονός ότι ακροατήρια όπως εσείς κάνουν υποθέσεις.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Мы опираемся на факт, что зрители, типа вас, будут делать предположения.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.Ние зависим от факта, че една такава публика като вас, ще си направи предположения.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.אנחנו מסתמכים על העובדה שקהל כמוכם יניח הנחות.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.سنعتمد على حقيقة أن المشاهدين أمثالكم يضعون إفتراضات.
Bizler, sizin gibi bir seyirci gruplarının varsayımlarda bulunacağına güveniriz.思い込みをするという事実を 利用しているのです たとえば 私がここに来て
BL: Harika. Peki ya bunu, 1, 2, 3 Seyirci:연사: 잘 하시네요. 이건요? 하나, 둘, 셋. 청중: 여러분들은 이걸 읽지 않습니다.
BL: Harika. Peki ya bunu, 1, 2, 3 Seyirci:You are not reading this. / これを読んでいませんね)
BL: Harika. Peki ya bunu, 1, 2, 3 Seyirci:ב"ל: מדהים. מה עם זה? אחת, שתיים, שלוש. קהל: "אתה לא קורא את זה".
BL: Harika. Peki ya bunu, 1, 2, 3 Seyirci:ب. ل: مذهل. وماذا عن هذه؟ واحد اثنان ثلاثة. الجمهور: أنتم لا تقرؤون هذا.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Asta e misiunea voastră ca povestitori, aceea de a ascunde faptul că îi faceţi să muncească pentru pâinea lor.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.C'est votre travail en tant que conteur, de cacher le fait que vous le faite travailler pour son repas.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Det är ditt jobb som historieberättare, att dölja det faktum att du tvingar dem att arbeta för maten.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Det er ens job som fortæller, at skjule kendsgerningen, at man lader dem arbejde for maden.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Đó là việc của người kể, là giấu đi sự thật rằng bạn đang khiến họ làm việc.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.È il lavoro del narratore, è nascondergli il fatto che si sta guadagnando il pane.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Es la tarea del narrador ocultar el hecho de que se están ganando el pan.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Ez a te dolgod, mint történetmesélő, hogy eltakard a tényt, hogy megdolgoztatod őket a kenyerükért.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Je werk van verteller is het verbergen van het feit dat je hen doet werken voor hun eten.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.이야기꾼으로서의 여러분의 일은 바로, 당신이 그들의 끼니를 해결하도록 만든다는 사실을 숨기는 것입니다.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.To je práce vypravěče skrýt ten fakt, že je nutíte přijít si na pointu sami.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.To jest właśnie zadanie dla was, autorów, ukrycie tego, że zmuszacie ich do zapracowania na własny posiłek.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.To je vaša práca ako rozprávač príbehov, aby ste ukryli ten fakt, že ich nútite pracovať na svoje jedlo.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Η δουλειά σου ως αφηγητή, είναι να κρύβεις το γεγονός ότι τους κάνεις να βασανίσουν το νου τους.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.Поэтому задача рассказчика — утаить тот факт, что они сами зарабатывают себе на хлеб.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.זו המשימה של מספר הסיפורים: להסתיר את העובדה שאתה גורם להם להרוויח את לחמם.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.تلك مهمتك كراو للقصة، أن تخفي حقيقة أنك تجعلهم يعملون من أجل طعامهم.
Bu bir hikaye anlatıcı olarak sizin göreviniz, seyircinin yemeği için çalıştığı gerçeğini saklamak.観客に主題を見つけさせていることを うまく隠すということです 人は問題を解こうとします
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan일종의 새로운 대학인데요,
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.C'est une nouvelle université fondée par Peter Diamandis, qui est présent aujourd'hui, et moi-même.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Det er et nyt universitet som er grundlagt af Peter Diamandis, som er blandt publikum, og mig selv.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Es ist eine neue Universität, die von Peter Diamandis, der hier im Publikum sitzt, und mir gegründet wurde.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Este o universitate nouă care este fondată de Peter Diamandis, care este aici în audienţă, şi de către mine.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Es una nueva universidad fundada por Peter Diamandis, quien está aquí en el público y por mí.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.É uma universidade nova fundada por Peter Diamandis, que está na audiência, e por mim.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Ez egy új egyetem, aminek az alapítói Peter Diamandis, aki itt van a közönség soraiban, és én.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Het is een nieuwe universiteit... opgericht door Peter Diamandis, hier aanwezig in het publiek, en mijzelf.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Ini adalah universitas baru yang dibentuk oleh Peter Diamandis, yang ada di antara hadirin, dan saya sendiri.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Je to nová univerzita založená Peterem Diamandisem, který je zde mezi přítomnými, a mnou.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.To nowy uniwersytet, założony przez obecnego tu Petera Diamandisa i mnie.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Είναι ένα νέο πανεπιστήμιο που ιδρύθηκε από τον Πέτρο Διαμαντή, ο οποίος είναι εδώ στο ακροατήριο, και εμένα.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunan Peter Diamandis ve benim tarafımdan kurulan bir Üniversite.Това е нов университет, основан от Петер Диамандис, който е в публиката, и от мен.
Bu, burada seyircilerin arasında bulunanЭто - новый университет, его основали
Bu, burada seyircilerin arasında bulunanזו אוניברסיטה חדשה
Bu, burada seyircilerin arasında bulunanإنها جامعة جديدة
Bu, burada seyircilerin arasında bulunanここにおりますピーター・ディアマンデスと
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.Có rất nhiều khả năng trong số lượng khán giả lớn chừng này điều này sẽ không xảy đến với bất cứ ai ở đây.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.Det er temmelig sandsynligt at det i et publikum af denne størrelse ikke vil ske for nogen her.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.É abbastanza probabile che in un pubblico di questa dimensione non succeda a nessuno qui dentro.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.É bastante provável num público deste tamanho que não aconteça a ninguém aqui presente.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.E foarte probabil ca într-un public de acest număr să i se întâmple cuiva.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.Il est très probable que dans un public de la taille d'ici, cela n'arrivera à personne.
Bu, bu sayıda bir seyircide oldukça muhtemeldir. Bu, buradaki kimseye olmayacak.In einer Gruppe dieser Größe hier wird kaum jemand davon betroffen sein.