“Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”"To live is the rarest thing in the world. Most people exist, that is all."
Bu Tom'un istediği şeydi.It's what Tom would've wanted.
O başka bir şeydi.It was something else.
O yapacağım şeydir.That's what I'll do.
O kaçındığım şeydir.That's what I've been avoiding.
O yaptığım şeydir.That's what I've been doing.
O söylediğim şeydir.That's what I've been saying.
O ısmarladığım şeydir.That's what I've ordered.
O, gazetede söylenilen şeydir.That's what it said in the paper.
Tom hakkında söyleyecek berbat bir şeydi.That was a horrible thing to say about Tom.
Tom'a söyleyecek berbat bir şeydi.That was a horrible thing to say to Tom.
Onlar iki farklı şeydir.Those are two different things.
Bu şimdiye kadar tattığım en iğrenç şeydi.It was the most disgusting thing I've ever tasted.
Bazen, birazcık gurur ihtiyacımız olan şeydir.Sometimes, a little bit of pride is what we need.
Sen benim için her şeydin!You were everything to me!
O bana olan en iyi şeydi.That was the best thing that could've happened to me.
Bu ev anne ve babamın şimdiye kadar birlikte satın aldıkları ilk şeydi.This house was the first thing my parents ever bought together.
Bu tabloyu satın alman şimdiye kadar yaptığın en akıllıca şeydi.Buying this painting was the smartest thing you've ever done.
Tom'un istediği sevgi, Mary'nin ona asla veremeyeceği bir şeydi.The love Tom wanted was something Mary could never give him.
Defans oyuncuları için birçok gol atmak alışılmadık bir şeydir.It's unusual for defensive players to score many goals.
Bu bir kadın için söylenecek korkunç bir şeydir.This is a horrible thing to say to a woman.
Eski günlerde, ayar resmi geceleri TV'de tek şeydi.I'm freezing cold.
Şu anda ihtiyacım olan son şey hakkında endişelenecek başka bir şeydir.The last thing I need right now is something else to worry about.
Bilgisayar harika bir şeydir.A computer is a wonderful thing.
Bence bu, Tom'un bana söylemeye çalıştığı şeydir.I think that's what Tom was trying to tell me.
O yapmak için aptalca bir şeydi.That was a stupid thing to do.
O yaptığın aptalca bir şeydi, Tom.That was a stupid thing you did, Tom.
O yapmak için oldukça aptal bir şeydi.That was a pretty stupid thing to do.
Görünüşler her şeydir.Looks are everything.
İnanç kanıt olmadan kesin olan şeydir.Faith is certainty without evidence.
Bu Daumier baskısı, Paris'ten bir hatıra olarak satın aldığım en güzel şeydir.This Daumier print is the most beautiful thing that I have bought as a souvenir of Paris.
Bazen yanlış şeyi yapmak doğru şeydir.Sometimes, doing the wrong thing is the right thing.
O yapmak için aptalca ve tehlikeli bir şeydi.That was a stupid and dangerous thing to do.
Bu şimdiye kadar duyduğum en iyi şeydir.This is the best thing I've heard so far.
Yorgun olduğunuzda, uyku en iyi şeydir.When you're tired, sleeping is the best thing.
Müzik her şeydir.Music is everything.
O şimdiye kadar yaptığım en zor şeydi.That was the hardest thing I've ever done.
Şimdi bu benim tahammül etmeyeceğim bir şeydir.Now, that is something I will not put up with.
O yapacak ahlaki bir şeydi.It was the moral thing to do.
Bu hoşlandığım şeydir.It's what I like.
Bu yapacak tek şeydi.It was the only thing to do.
O üzerinde düşünecek bir şeydi.That was something to think over.
Penis, zina yapan şeydir.The penis is what commits adultery.
Hatırlamak önemli şeydir.That's the important thing to remember.
O, sahip olduğum her şeydi.That was everything I had.
O benim yapmak zorunda olduğum şeydir.That's what I have to do.
O yazdığım şeydir.That's what I wrote.
Bu iyi bir şeydir.That's a good thing.
Bu yeni fikirlerin bir akışını getiren bir şeydi.It was something which brought a stream of new ideas.
Bilmek ve yapmak iki farklı şeydir.Knowing and doing are two different things.
Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi.To give up smoking was the hardest thing I've done in my life.
Yaratıcılık bizim aradığımız şeydir.Creativity is what we're looking for.
Bir sigara içenle öpüşmek bir kül tablasını yalamak gibi bir şeydir.Kissing a smoker is like licking an ashtray.
O, yapacak değersiz bir şeydi.That was a vile thing to do.
Bu hayatımda duyduğum en güzel şeydi.That was the most beautiful thing I've ever heard.
O Tom'un hakkında gördüğüm son şeydi.That was the last I saw of Tom.
O, Tom'un hakkında gördüğümüz son şeydi.That was the last we saw of Tom.
O duymayı beklediğim en son şeydi.That was the last thing I expected to hear.
Bu tam olarak ihtiyacım olan şeydi.That was just what I needed.
Bu tam düşündüğüm şeydi.That was just what I was thinking.