Ama Tanrı başka bir şeydir.Hva betyr det at Gud er Den Ene?
Ona göre şiddet "çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek" bir şeydi.Fruen synes å ha vært et villig «offer» i denne hendelsen.
Tenis her zaman böyle bir şeydir.Tenis selalu seperti ini.
Harf bir şekil, bir biçim ise ses onu kapsayan bir şeydir.Di peméntasan pewayangan, Sunan Bonang itu sebagai dhalang yang piawai membius penontonnya .
Fakat bu normal bir şeydir.Tapi ini normal.
Kalıntı, bir işlem veya süreç sonucunda arta kalan şeydir; artık, bakiye.Sedangkan rukun itu hal-hal, cara, tahapan atau urutan yang harus dilakukan dalam melaksanakan ibadah itu.
Organize olmak her şeydir.Hak asasi manusia menjadi segalanya.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Pertama, keberadaan adalah apa yang ada.
Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir.Itu adalah sebuah lagu tentang apa pun dan bukan apa pun.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Wayang inilah yang sekarang kita kenal sebagai wayang kulit.
De ki: 'Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.Sesungguhnya Tuhanku adalah Maha Pemelihara segala sesuatu.
Bu sebeple kalpteki iman bilmekten başka bir şeydir.Keimanan tersebut tidak hanya sekadar pengakuan tetapi keimanan yang mengantarkan kepada bertakwa.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.Inilah satu-satunya yang tidak mungkin salah.
Onun için deniz her şeydi.Baginya, petani adalah segalanya.
Birincil lenfoid organların değiştirilmesi ya da onların gelişimi olanaksız bir şeydir.Adaptasi fisiologi ada yang bersifat reversibel atau dapat kembali kekondisi awal.
"Fimlere gitmeye alıçıklardı, fakat bu tamamen başka bir şeydi."Apa yang terjadi pada orang Armenia adalah sesuatu yang berbeda".
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.Zat yang ditimbang hendaknya mempunyai susunan yang pasti dan hendaknya murni, atau sangat hampir murni.
Belki duyduğum bu hikâyeler zihnimde Doğa araştırmalarına olan ilgimi yaratan şeydir.Wawasan tentang sunyata ini adalah persiapan untuk pengenalan akan sifat-sifat alamiah pikiran.
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."Đó là việc dũng cảm nhất mà tôi từng làm trong đời".
Evin her zaman güvenli olması onlar için en önemli şeydir." dedi.Điều quan trọng là nhà luôn phải là nơi an toàn cho họ."
Sosyomüzikolog Simon Frith şöyle der: “Rock, poptan ve rock and roll’dan öte bir şeydi.Theo Simon Frith, "rock là một điều gì đó hơn pop, một điều gì đó hơn rock and roll.
Bu da tamamen başka bir şeydir."Nhưng tôi tìm thấy điều hoàn toàn khác."
Belki duyduğum bu hikâyeler zihnimde Doğa araştırmalarına olan ilgimi yaratan şeydir.Sự chú ý mới được phát hiện này cũng bao gồm nghiên cứu về sinh vật trong tự nhiên.
“Ölüm bizim için hiçbir şeydir, bu fikre alış.” der Epikür.Diễm này lấy cái chết giữ ý kiến đó."
Çilekli kek en sevdiği şeydir.Bánh Rabarbari cũng được ưa thích.
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.証明(しょうめい)とは、ある事柄が真理もしくは事実であることを明らかにすること。
Bu sebeple kalpteki iman bilmekten başka bir şeydir.信仰する宗派別にみた構成比は以下の通りである。
Bir heykele elveda demek gibi bir şeydi bu.別れの一場面を表現した作品。
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."現実の高根望彦に最も近い存在。
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."「今まで聞いた中で一番上手い。
Altın para gerçek parayla alınan bir şeydir.物の現実的代表は金だよね。
Bu da tamamen başka bir şeydir."まったく違うもの」としている。
Fakat bu normal bir şeydir.しかし、これは普通の事だ。
İçinde kişiye yaşam gücü veren şeydir.物に命を吹き込む能力を持つ。
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.それを人に例えるならば聖人のようである。
Bu tören sırasında Kent, "Benim yaptığım, yapmam gereken şeydi.この際に蘭が述べた「私、のー(どう)したらいいの。
Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!またその為に大変な準備期間を余儀なくされた経緯がある。
"Algı, daima var olan bir şeydir.なんであれあったものは常にあったのであり、常にあるだろう。
De ki: 'Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.また宗家が途絶えていたため、必然的に長宗我部氏の当主の座を引き継いだ(明治時代に明治天皇から正統子孫と認められた)。
Dünyadaki en gülünç şeydir o.この世にもっともひどい物だ。
Olay Seydibeşir toplanma kampında gerçekleşmiştir.事件は会議室で起こっている。
Kalakaydan ilk parçayı koparmak özel bir şeydir.初回プレス分のみ帯が特別仕様。
Şâhit, görülenin müşâhade esnasında nefste meydana gelen şeydir.ほぅ: 何か物を指し示すとき等に用いられる間投詞。
Bu, Tapınakçılar’ın uzun zamandır yapmak istedikleri şeydi.そしてそれは蜜柑がずっと前から欲しかったものであった。
Aydınlanmaya ulaşılacak veya zorlanılacak bir şey değil sadece olan (happen) bir şeydir.これは弓術のみならず馬術も兼ね備えていなければ嗜む(たしなむ)ことが出来ないからである。
Yani sadece yoğunlaşmış bir yapı ve insan topluluğunun ötesinde bir şeydir.要するに、それは俺をすべての人類よりも高みに置いているわけだ。
3 km uzaklığında Seydim Bucağı vardır.1kmほどすると、到着する。
Çilekli kek en sevdiği şeydir.特に好きな物はチョコレートケーキ。
Organizasyonsuz kitlelerde proletarya hiçbir şeydir.キャラクター単独での秘奥義は存在しない。
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."それはちょうど、窓を閉じた大船に乗っている人には、船が動いていることが知覚できないようなものだ」とあわせて説いている点が注目される。
Kendimle ilgili değiştirebildiğim tek şeydi."它是我唯一可以改变自己的东西。
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."這是我做過最勇敢的事。
Tenis her zaman böyle bir şeydir.這讓我們的比賽永遠都那麼的特別。
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."超心智化是整體瑜伽的終極目標。
Bu da o zamana kadar görülmemiş bir şeydir.在当时这是前所未闻的。
Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir.这样,什么都没有为假,其他所有都为真。
Kalakaydan ilk parçayı koparmak özel bir şeydir.初回盤的特典為拼圖。
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.능히 바른 정(定)심소를 장애하여 악혜(惡慧)의 의지처가 됨을 업으로 삼는다.
"Algı, daima var olan bir şeydir.희망은 언제나, 거기에 있다.’
Dünya olup biten her şeydir.세계는 일어나는 모든 것이다.