Oluşan bütünün ifade ettiği şey artık bambaşka bir şeydir.이미 화합된 사물은 곧 모든 극미이다.
Zordu, ama harika bir şeydi.아주 소소하지만, 특별한 계기였다.
Evin her zaman güvenli olması onlar için en önemli şeydir." dedi.우리에겐 안전이 무엇보다 가장 소중한 가치이다”라고 선언했다.
Organize olmak her şeydir.모든 집합은 모임이다.
Bu sembol yıllardır eserlerimde var; kızgınlığımdan evrimleşen bir konsept; olduğum şeydir.어젯밤 내 일기장엔 내 꿈이 써있네/제 꿈은 랩 이솝우화예요"라는 식으로 드러나있다.
Bu açık tabut cenazeleri tarafından eğer kurban başından hasar görmüşse yapılan bir şeydir.이 유골 무덤들은 연령대가 유사하다는 것으로 보면 우연이 아님을 보여준다.
Şâhit, görülenin müşâhade esnasında nefste meydana gelen şeydir.다만 태종이 잠저(潛邸 : 사가)에 있을 때부터 모셔왔던 것이 분명하다.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."מדען המחשב אדסחר דייקסטרה אמר בנושא כי: "לשאול אם מחשבים יכולים לחשוב זה כמו לשאול אם צוללות יודעות לשחות".
Zordu, ama harika bir şeydi.זה היה פשוט נוראי, אבל נהדר!
Dünya durum olan her şeydir.העולם הוא כל מה שקורה.
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."האומנדה היא הדת הצעירה ביותר.
Bu da tamamen başka bir şeydir."אני אומר לך, זה מין אחר לגמרי!"
"Algı, daima var olan bir şeydir.האם דבר ה' מתקיים תמיד?
Bir heykele elveda demek gibi bir şeydi bu.כתוצאה מכך הם עברו לחבל שלום.
Dünyadaki en gülünç şeydir o."זה הדבר הקל ביותר בעולם.
Bu sembol yıllardır eserlerimde var; kızgınlığımdan evrimleşen bir konsept; olduğum şeydir.במשך שנים כתב במעריב את מדורו "אצלנו", שהיה גלגול מודרני של המדור "קראתי רשמתי".
Oğul'un babadan gelmesi zamanın ötesinde bir şeydir.בקיאותו של הבן עולה על זו של אביו.
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.יתר על כן, ציורים שנתנו דמות אדם לאלוהים, נחשבו למעשה של חילול הקודש.
Grist una benzer bir şeydir.אולמרט טען דבר דומה.
De ki: 'Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.И откъде ми е това – да дойде при мене майката на моя Господ?
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.Тестовете съдържат твърдения, чиито стойности могат да бъдат истина (true) или лъжа (false).
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."Това е най-най-хубавото нещо, което съм извършил.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.Да, да, това е най-комичното нещо в този свят.
Bu da o zamana kadar görülmemiş bir şeydir.Всичко това е невиждано до момента.
Bu benim için geçmişte korkutucu bir şeydi.В миналото е представлявал голям обект.
Sonrasında Boluspor'a transfer olan Seydihan, yarım sezonluğuna Bozüyükspor'a kiralandı.След зимната пауза е изпратен под наем във Валвайк.
Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir.Всичко, което се знае за него е всъщност една легенда, няма нищо доказано.
Seydi Baba hırkasını yamıyormuş, "Şimdi namaz vaktidir.Spominje ga već u svojoj prvoj propovijedi: "Ispunilo se vrijeme!
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."To je najbolje djelo koje je ostvarila do sada."
Ama resim yapmak, öylesine heyecan ve keyif verici bir şeydi işte.Njegov stil pisanja bio je zanimljiv i slikovit.
Benim de katılımımla gerçekleşen, bir devrime en yakın şeydi o.U manjem dijelu je sudjelovao u revoluciji.
Bu da o zamana kadar görülmemiş bir şeydir.Iza toga uslijedilo je ono što se dosad nikad nije dogodilo.
Durdurulamayan bir şeydir.Stvorenie, ktoré nie je možné zastaviť.
"Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir.""Otázka, či je počítač schopný premýšľať nie je zaujímavejšia, ako otázka, či vie ponorka plávať."
Altın para gerçek parayla alınan bir şeydir.Peňažná operácia je úkon realizovaný s peňažnou hotovosťou.
Tanrı var olan her şeydir.Boh je vo všetkom.
Ama bir fonksiyon bir formül ya da bir kuraldan öte bir şeydir.Štandardizácia je však dôležitá v rámci jedného projektu či jednej organizácie.
Devlet her şeydir.Duch je všetko.
Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir.Lenže to by znamenalo, že nič vlastne nie je, lebo z ničoho nemôže samo od seba vzniknúť niečo.
Tanrısal âlemin bilgisi bilinebilir değil fakat yaşanabilir bir şeydir.Boha nemožno vysvetliť, Boh môže byť jedine žitý.
Sosyomüzikolog Simon Frith şöyle der: “Rock, poptan ve rock and roll’dan öte bir şeydi.Podľa britského odborníka na hudbu Simona Fritha „rock bol niečo viac než pop, niečo viac než rokenrol.
Organizasyonsuz kitlelerde proletarya hiçbir şeydir.Pre pozorovateľa na rovníku nie je cirkumpolárne žiadne súhvezdie.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Lebo indivíduum je niečím, čo existuje.
Kendisi hakkında bilebileceği şey, yalnızca koşulların ona verdiği şeydir.S určitosťou vieme o ňom povedať iba to čo sám o sebe prezradil.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.Je to niečo nepravdepodobne možné.
Kendimle ilgili değiştirebildiğim tek şeydi.""Hudba je to, kde môžem byť sama sebou.
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."Je najpogumnejši vojak, kar sem jih videl.
Askerler gidip Seydi Baba'ya durumu anlatmışlar.Odloči se, da bo to povedal očku.
Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir.To – in nič več, in v tem je vse.
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.Za kanonizacijo, tj. proglasitev za svetnika, je zraven čudeža pomemben tudi sloves svetosti.
Bu benim için geçmişte korkutucu bir şeydi.V preteklosti pa je predstavljal nekaj nadnaravnega.
Ve bu konu Steinhardt’ın her zaman peşinden gittiği bir şeydi.To pa je bilo prav tisto kar je Lindbergh želel.
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."Umi yra vyriausia atžala glaudžioje šeimoje.
Ve o şirket için tesadüfi bir şeydi.Bet ši situacija buvo atsitiktinė.
Ama Tanrı başka bir şeydir.Vienas dievas gali būti kito ba.
Tanrısal âlemin bilgisi bilinebilir değil fakat yaşanabilir bir şeydir.Žmogus galįs žinoti tik tai, kad Dievas egiztuoja, tačiau ne tai, koks jis yra.
Organize olmak her şeydir.Olemine on kõige oleva olemine.
Tanrı var olan her şeydir.Jumal on tegelikkuses kõik see, mis on võimalik.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Nende korjamine, kahjustamine või tapmine on ebaseaduslik.
Organizasyonsuz kitlelerde proletarya hiçbir şeydir.Kolhoosiajale viitav arhitektuur Ojaperes puudub.