"Ölçülülük en iyi şeydir.""Moderation is the best thing."
Bu, bazılarının Geledi konfederasyonu dediği şeydir.This is what some call the Geledi confederacy.
“… Olmak Nasıl Bir şeydir?" Argümanı"What's it like to be?" argument
Bu sonuncusu, eski anavatanındaki eski "sanbusag" dan geriye kalan tek şeydir.This last is all that remains of the old "sanbusag" in its ancient homeland.
"Komedi her zaman yapmak istediğim şeydir."[1]"Comedy is what I've always wanted to do."[1]
Başka bir deyişle, aynı zamanda kaçınılması gereken bir şeydi.In other words, it was also something which could be avoided.
Birincil ve ikincil sapma, insanların daha zor suçlu olmalarına neden olan şeydir.Primary and secondary deviation is what causes people to become harder criminals.
Benim deneyimim, dikkatimi vermek istediğim şeydir… Herkes dikkatin ne olduğunu bilir.My experience is what I agree to attend to…Everyone knows what attention is.
(Düşmanın Saldırması Kötü Değil İyi Bir Şeydir (26 Mayıs 1939)) [1](To Be Attacked by the Enemy Is Not a Bad Thing but a Good Thing (May 26, 1939)) [13]
"Ben", bir anlamda kendimizi tanımladığımız şeydir."The "I" is in a certain sense that with which we do identify ourselves.
Şehirde yaşamak şehir dışında yaşamaktan tamamen farklı bir şeydir.In der Stadt zu leben, ist etwas gänzlich anderes, als auf dem Lande zu wohnen.
Bir kadın için çanta her şeydir.Für eine Frau ist eine Handtasche alles.
İyi arkadaşlara sahip olmak, en güzel şeydir.Das Schönste, was man haben kann, sind gute Freunde.
Sevgi ve hoşgörü en önemli şeydir!Liebe und Toleranz sind das Wichtigste!
De ki: 'Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.Wie fest mein Heer bewährt sich hat!
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.Dazu im Kontrast steht close, near (nahe) oder true (wahr).
Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!Der Augenblick ist da; die große Wendung!
Organize olmak her şeydir.Alles ist Architektur.
Yetenek her şeydir.Erfahrung ist alles.
Bu da tamamen başka bir şeydir."Das ist das gründlich andere.“
Tanrı var olan her şeydir.Gott ist ganz in allem, was in ihm ist.
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.Der Gute (The Good), ein listiger Kopfgeldjäger, erscheint und beansprucht die Belohnung für den Schlechten.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.Die lustigsten Schlamassel der Welt.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Diese Wechselwirkung ist es, was wir als Gravitation wahrnehmen.
Ama Tanrı başka bir şeydir.Gott aber ist anders.
Bu ona özgü bir şeydir.Dieses allein weist für ihn eine eigenständige ousia auf.
Kendisi hakkında bilebileceği şey, yalnızca koşulların ona verdiği şeydir.Sie erzählt ihm Dinge, die nur seine Frau wissen kann.
Gümüş para ise oyun oynayarak kazanılan bir şeydir.Spielgeld ist Geld, welches bei einem Spiel als Geldersatz verwendet wird.
Tenis her zaman böyle bir şeydir.Das Reimschema dieses Teils ist immer .
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."Diese innere Befreiung ist das eigentliche Ziel des Yoga.
2014 Yılında Yıldızköy ismi tekrar değişerek eski "Seydiyar" ismini yeniden almıştır.Mitte 2012 entschied er sich jedoch zu seinem "alten" Namen zurückzukehren.
Olay Seydibeşir toplanma kampında gerçekleşmiştir.Über das Geschehen im Konzentrationslager war er im Bilde.
Bir heykele elveda demek gibi bir şeydi bu.Nachprüfung eines Abschieds.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Materie, die wirklich geworden ist, hat auch immer eine Form.
Dünya durum olan her şeydir.Die Erde ist alles, was wir an Himmel haben.
Durdurulamayan bir şeydir.Es kann nicht aufgelöst werden.
Birazcık öğrenme tehlikeli bir şeydir.Un peu d'éducation est chose dangereuse.
Bir zeplin nasıl bir şeydir?De quoi un dirigeable a-t-il l'air ?
Sanat ciddi bir şeydir.L'art est une chose sérieuse.
Bu, her yaz olan bir şeydi.Cela se passait chaque été.
De ki: 'Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir.Cela(1) fait partie de ce que mon Seigneur m’a enseigné.
Harf bir şekil, bir biçim ise ses onu kapsayan bir şeydir.Ils sont pourvus d'une semelle cousue dont l'extrémité présente une forme pointue,.
Benim için yoga, gerçek doğamıza en yakın şeydir."Le yoga est l'ancre de ma vie ».
Bu da tamamen başka bir şeydir."C'est autre chose.»
Onun için deniz her şeydi.La mer est tout .
Bu benim için geçmişte korkutucu bir şeydi.Quand on pense au passé, c'était affreux.
Tanrı var olan her şeydir.Dieu possède toutes choses.
Durdurulamayan bir şeydir.Défiguré on ne peut l’arrêter.
Nitelik (attributum kavramıysa, Tanrı'yı özünde ne ise o olarak gösteren şeydir.En conséquence, les attributs ferait de Dieu quelque chose pouvant être comparé.
Zenon'a göre, Tanrı her şeydir.Pour Luther, c’est Dieu qui décide.
Altı ay bu hastanede kalmak Frederic’in asla kabul edemeyeceği bir şeydir.C'est probablement à ce moment que Frédéric contracte la maladie qui ne le quittera jamais.
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."Ce fut la décision la plus difficile que j'ai jamais eu à prendre ».
Çankırı, Seydi Köyü'nde doğmuştur.Ceci donna naissance au village.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.C'est le plus haut gopura du monde.
Bu o ana kadar görülmemiş bir şeydir ve herkesin ilgisini çeker.Et ainsi de suite jusqu'à ce que l'on ait touché tout le monde.
Seydi Baba da, "Geldim ama beni huzuruna kabul etmedi" diye söylemiş.“Je t'ai suivi papa, tu as dit que tu ne partais pas.
Dünya durum olan her şeydir.La totalité de la réalité est le monde.
Kınık, Muğla ilinin Seydikemer ilçesine bağlı bir mahalle.Et comment ? par un prodige qui surpasse tout prodige.
2014 Yılında Yıldızköy ismi tekrar değişerek eski "Seydiyar" ismini yeniden almıştır.Enfin, en 2012, le parti a retrouvé son ancien nom Populaires-UDEUR.
Mixlenmemişti, bitmemişti ve hiçbir şeydi.Ce n’était même pas interdit, ça ne se faisait pas, c’est tout.