Ana içeriğe geç
Sözlük

sevmiş ile cümle

sevmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Serkis bu toprakları sevmişti.Ludwig ama quel luogo.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Но она не испытывала страсти к этому виду деятельности, зато любила танцевать.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.И мне всегда нравился, как и Брэду, жанр ужасов.
Serkis bu toprakları sevmişti.Серафим любил мир.
Küçük dostları Sansar ve Porsuk Tarık'ı çok sevmişlerdir.Тем более, молодые Толстые и их друзья любили застолья.
Bey'in oğlu babasının istemediği bir kızı sevmiş.Мальчик сомневается, любит ли его папа.
Şövalye de onlardan birini sevmiş ve mutlu bir şekilde yaşamaya başlamışlar.Парень принял её за другую девушку, полюбил её, и они стали жить вместе.
İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir.Ненавидит осквернение и любит вино.
Beni çok sevmiş.Она меня очень любила.
Ama Sekhmet insan kanının tadını öyle sevmiştir ki önüne geleni öldürmüştür.Амелю понравился вкус человеческой крови, и он любил колоть людей, чтобы у них шла кровь.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Но я стала писать песни, и полюбила это занятие.
Polat Alemdar'la tanışmış ve damadı gibi sevmiştir.Тесно связана с капитаном-лейтенантом Датэ, которого она любила как брата.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.لم تتابع أي من تلك الأنشطة بشغف ابدا على الرغم من أنها احبت الرقص.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.المغني أحب واحدة لدرجة أنه قرر أن يغنيها.
Portishead, Massive Attack, ve elektro şeyleri her zaman sevmiştim.Eu sempre amei Portishead, Massive Attack, essas coisas eletrônicas.
Babası hep Azula'yı Zuko'dan fazla sevmiştir.Zuko's moeder gaf hem echter de voorkeur boven Azula.
Artık şişko, farklı bir şarkıcımız vardır ve biz de onu çok sevmişizdir.Er verschenen twee singles als muziekdownload: Ik wil 'n boerenmeid en Ik heb teveel van jou gehouden.
İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir.De Filistijnen dronken graag wijn.
Mektuplara göre yazar, Fransız ve Rus kültürlerini çok sevmişti.I może właśnie dlatego tak bardzo podobał się Francuzom, Amerykanom czy Hiszpanom”.
Ayala gençliğinden itibaren Reggaetonun yanı sıra Salsa'yı da sevmiştir.Ona również czasami pomaga Senshi, mimo swojego młodego wieku.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Jag älskade att ha friheten att sjunga som jag ville.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Inte för att han tyckte bäst om den, utan för att den var rolig att spela.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Але вона не відчувала пристрасті до цього виду діяльності, зате любила танцювати.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.Я завжди обожнював, як і Бред, жанр жахів.
Bey'in oğlu babasının istemediği bir kızı sevmiş.Оповідь сина, який не любив свого батька, про батька, який не любив свого сина.
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.Вони хочуть, щоб їх ще й любили — як Великого Брата.
Beni çok sevmiş.Velmi mě milovala.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.On však nevytěžil nic z těchto dobrých nabídek, ačkoli politiku vášnivě miloval.
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.Miluj bližního svého jako sebe sama.
Bey'in oğlu babasının istemediği bir kızı sevmiş.Proč bys čekal na otce, který nepotřebuje syna?
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.Később pedig a legjobb barátnők lesznek, és úgy szeretik egymást, mint a testvérek.
David, Bilgisayar bölümünü okumuş fakat daha çok müzik dinlemeyi ve söylemeyi sevmiştir.Jackson imádja a filmeket, és szeret tanulni is belőlük és imádja a zenét is.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Azon kölykök egyike voltam, akik egyszerűen szerettek énekelni.
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.Pian heistä tuleekin ystävykset, jotka rakastavat toisiaan kuin siskokset.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Δεν ακολούθησε καμία από αυτές τις δραστηριότητες με πάθος, αν και λάτρευε να χορεύει.
Beni çok sevmiş.Με αγαπούσε πάρα πολύ.
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.Ήτανε φίλοι από παλιά και τον ήθελε δίπλα του, συμπαραστάτη του.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Jeg var et af de børn, som bare kunne lide at synge.
Babası hep Azula'yı Zuko'dan fazla sevmiştir.Ursa lebih menyayangi Zuko, sedangkan Ozai lebih menyayangi Azula.
Ayrıca at resimleri çizmeyi tutkuyla sevmiştir.Dia juga suka memvandal stikel kampanye wali kota dengan menggambar kumis.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.Và tôi đã luôn yêu thích, như Brad, thể loại kinh dị.
Birbirlerini ilk görüşte sevmişlerdir ve hala da birbirlerine sevgileri büyüktür.Nhưng với người nguyên thủy, họ lại cho rằng họ là chính bản thân họ (lui-même) và cũng là kẻ khác (autre).
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Bà không thích thú lắm với những hoạt động này, mặc dù bà khá yêu thích các điệu nhảy.
Chibiusa dünyaya geldiği zaman onu annesi gibi korumuş ve sevmiştir.Ở tương lai, Chibiusa vô cùng kính trọng và yêu mến mẹ mình.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.かなりのツンデレで、フレッドが好き。
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.私は多くのことを抱えすぎていたんだ、歌が書きたいのに。
Ama biz tamtersi çok sevmiştik.お末を大変可愛がっていた。
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.事实上我们之间相处得很好,是亲如姐妹的好朋友。
İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir.투들스를 좋아하고, 우유를 좋아한다.
Küçük dostları Sansar ve Porsuk Tarık'ı çok sevmişlerdir.השניים הנוספים היו שמחה בלאס וצבי לדרר.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.אהבתי את מצחה הענוג (ר.
Charlie ilk doğduğunda onu kıskanmasına rağmen daha sonra onu çok sevmiştir.בתחילת הסדרה, כאשר דני נערץ עליה, הוא קינא בו.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Voli pjevanje i izjavila je da želi postati pjevačica.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.On však nevyťažil nič z týchto dobrých ponúk, hoci politiku vášnivo miloval.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.Man visada patiko dirbti su Chrisu.
Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olan Mike yeni bisikletini çok sevmiştir.그는 새 자전거를 마음에 들어하고
Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olan Mike yeni bisikletini çok sevmiştir.أعجب (مايك) بتلك الدراجة وهو أيضاً مستخدم متعطش للشبكات الإجتماعية
Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olan Mike yeni bisikletini çok sevmiştir.ネット、特にグーグルプラスにおいて マイクの投稿は、お気に入りの新しい自転車に
Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olan Mike yeni bisikletini çok sevmiştir.阿Mike好鍾意架車 而佢仲要係成日都用一啲社交網站
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.하나님에게 큰 믿음일 가지며 자식들을 사랑하는 가운데 지원금을 전혀 받으려고 하지 않으셨습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod