Beni sevmişti, ama artık beni sevmiyor.He loved me, but he doesn't love me anymore.
Bir meydan okumayı sevmiş bulundum.I happen to like a challenge.
Tom bizimle voleybol oynamayı sevmiş olabilir.Tom might have liked to play volleyball with us.
Tom bizimle gitmeyi sevmiş olabilir.Tom might've liked to go with us.
Onlar ünlü olmadan önce bu grubu sevmiştim.I liked this band before they became popular.
Ben sadece Tom'un aşçılığını sevmişim numarası yapamadım.I just couldn't pretend that I liked Tom's cooking.
Mısır kültürünü her zaman sevmişimdir.I've always loved Egyptian culture
Eğer beni gerçekten sevmiş olsan, benimle evlenirdin.If you really loved me, you'd marry me.
Her zaman futbol oynamayı sevmişimdir.I've always liked playing football.
Futbol oynamayı hep sevmişimdir.I've always liked playing football.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.She pursued none of these activities with passion, although she loved to dance.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.And I always had loved, as Brad had, the horror genre.
Ağabeyini her zaman sevmişti.He has always admired his brother.
David, Bilgisayar bölümünü okumuş fakat daha çok müzik dinlemeyi ve söylemeyi sevmiştir.David studied Computer Studies and Communications but he liked music better and wanted to sing.
Onunla yakın birer arkadaş olmuş, birbirlerini kız kardeş gibi sevmişlerdir.The two soon become friends, loving each other like sisters.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.I was one of those kids who just liked to sing.
İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir.Here people can taste and buy wine.
Artık şişko, farklı bir şarkıcımız vardır ve biz de onu çok sevmişizdir.And she is a great singer, very good, I adore her.
Bu yüzden Cihangir'de ağabeyini kendi öz kardeşlerinden daha çok sevmiştir.Thus, he received more land from his father than his brothers.
Serkis bu toprakları sevmişti.Perestu loved this house.
Çizmeyi hep sevmişimdir, bu yüzden çok başarısız olsam da sık sık yapmaya çalışıyorum.I've always liked to draw, so I'm doing it more even though I'm really very bad at it.
Çünkü müziği çok sevmiş.'Because he liked the music so much!'
Farklı hissetmeyi sevmişindirYour lovers felt the difference?
Hep sevmişimdir!I've always liked!
Evimizde gizlidir tüm anıları biz Şu ana kadar birbirimize sevmişimdir kanıtıdır.All the memories that are hidden in our home are proof that we've loved each other until now.
Bana sorarsan... ...annen babanı ömrü boyunca sevmiş.I think... your mom loved your dad the whole time.
Eşlerinin yünle meşgul olması fikrini Romalılar sevmiş görünüyor.Romans loved the idea that their wives work wool.
Senin zekanı hep sevmişimdir.I always loved you for your mind.
Hamilelik çok güzeldi, çok sevmiştim.I enjoyed being pregnant. I loved it.
Orayı sevmişti, ama İngiltere'de bir kız arkadaşı vardı.He loved it, but he had a girlfriend in England.
Bir erkeği sevmiştim... ..başkasıyla evlendim.I have loved one man... and married another.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.So, there's a kind of British understatement, murder-mystery theme that I really love very much.
Önemli olan şey... ...Christian, Roxanne'ı... ...Cyrano kadar sevmiş.The important thing is... As much as Cyrano... Christian loved Roxanne, too.
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.He must've loved her desperately... To ask for something so crazy.
Demek istediğim, onu kum solucanlarından çok daha fazla sevmiştim.I mean, I liked him a lot better than the sandworms.
Dün konuştuğum adam nerde? Onu sevmiştim.Where's the guy I was dealing with yesterday, I liked that guy.
Ama aslında o Jenny'i sadece platonik olarak sevmiş.But he really only loved Jenny platonically.
Jude Law gibi gozuken bir ayakkab?c?.O degil, Jude Law'? her zaman sevmisimdir.A shoemaker who looks like Jude Law. That's okay. I'm generally fond of Jude Law.
Salakça şeyler söylersen... ..."Her zaman yanık tahta kokusunu sevmişimdir." gibi...If you say something corny like, "I've always liked the smell of burning wood," if you even try...
Çünkü şimdi origamiyi yapanlar daha da çok sevmişti.Why? Because now the builders loved it even more.
Basılmış sayfalar aracılığıyla fikirlerimi paylaşabilme düşüncesini sevmiştim.And I loved that thought, of being able to share my ideas through the printed page.
Yani o kadar sevmişti ki, NFL den emekli olduktan sonra, kulüplere katılmaya başladı.I mean, he loved it so much that, after he retired from the NFL, he started joining clubs.
Yani, ben bu karikatürü göstermeyi hep sevmişimdir.So, I always like to show this cartoon.
Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir.That is because they loved and preferred the life of this world over that of the Hereafter.
Ne Karadağ'ın iktidar koalisyonu ne de muhalefet bu fikri sevmişe benzemiyor.Neither Montenegro's ruling coalition nor the opposition seem happy with the idea.
Birbirlerini ilk görüşte sevmişlerdir ve hala da birbirlerine sevgileri büyüktür.Ein erster Blick, und sie begehren nur noch einander.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Ich liebte es, die Freiheit zu haben, zu singen, wie ich wollte.
Küçük dostları Sansar ve Porsuk Tarık'ı çok sevmişlerdir.Das hilfsbereite Mädchen mag Weihnachten und näht gern.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.Aucune de ces activités ne la passionne, sauf la danse.
Yüksekova: Milliyet. ^ Sevmiş, Ali (9 Nisan 1999).Cache-toi, voilà Alice !, 2013 4.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.J'aime bien ces gars et j'aime bien les chansons.
Williams hakkında "Onu hep sevmişimdir.J'aimerai toujours Michelle ».
Ağabeyini her zaman sevmişti.Le colonel a toujours aimé sa sœur.
Artık şişko, farklı bir şarkıcımız vardır ve biz de onu çok sevmişizdir.C’est un type hyper sensible, très différent, je l’aime beaucoup.
Her zaman korku türünü sevmişimdir, Brad gibi.Y siempre he amado, como Brad también, el género de terror.
Ayrıca at resimleri çizmeyi tutkuyla sevmiştir.También tiene la afición de dibujar perros.
Bu aktivitelerin hiçbirini tutkuyla yapmamış fakat dans etmeyi çok sevmişti.No tiene ninguna motivación real en la vida, aunque le gusta bailar.
Eski zamanda sıkışıp kalmayı en çok Phil sevmiştir.Quiera o no, Phil será sometido a una dura dieta.
Onları o kadar çok sevmişim ki, şarkıcılık yapmak istedim.Lui ne faceva parte e amava cantare, desiderando di poter diventare cantante.
Şövalye de onlardan birini sevmiş ve mutlu bir şekilde yaşamaya başlamışlar.I due ragazzi si piacquero subito e incominciarono a frequentarsi e poi lei andò a convivere con lui.