sevmek ile cümle
sevmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.35
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Şu üç sözcüğü yuvarlayacaklar: "sevmek" "değil" "kafa"彼はそのことを知りません
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Albowiem ta jest miłość Boża, abyśmy przykazania jego chowali; a przykazania jego nie są ciężkie.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Căci dragostea de Dumnezeu stă în păzirea poruncilor Lui. Şi poruncile Lui nu sînt grele;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Car l`amour de Dieu consiste a garder ses commandements. Et ses commandements ne sont pas pénibles,
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Denn das ist die Liebe zu Gott, daß wir seine Gebote halten; und seine Gebote sind nicht schwer.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.For dette er kjærligheten til Gud at vi holder hans bud; og hans bud er ikke tunge.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Kajti to je ljubezen Božja, da držimo zapovedi njegove; in zapovedi njegove niso težke.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.하나님을 사랑하는 것은 이것이니 우리가 그의 계명들을 지키는 것이라 그의 계명들은 무거운 것이 아니로다
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Lebo toto je tá láska Božia, aby sme zachovávali jeho prikázania, a jeho prikázania nie sú ťažké.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Mert az az Isten szeretete, hogy megtartjuk az õ parancsolatait; az õ parancsolatai pedig nem nehezek.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Nebo toť jest láska Boží, abychom přikázaní jeho ostříhali; a přikázání jeho nejsou těžká.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Porque este é o amor de Deus, que guardemos os seus mandamentos; e os seus mandamentos não são penosos;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Pues éste es el amor de Dios: que guardemos sus mandamientos. Y sus mandamientos no son gravosos
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Sillä rakkaus Jumalaan on se, että pidämme hänen käskynsä. Ja hänen käskynsä eivät ole raskaat;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Thi dette er Kærlighed til Gud, at vi holde hans Bud; og hans Bud ere ikke svære;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ty däri består kärleken till Gud, att vi hålla hans bud; och hans bud äro icke tunga.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Want God liefhebben, is doen wat Hij zegt. En dat is helemaal niet zo moeilijk.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Διοτι αυτη ειναι η αγαπη του Θεου, το να φυλαττωμεν τας εντολας αυτου και αι εντολαι αυτου βαρειαι δεν ειναι.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ибо это есть любовь к Богу, чтобы мы соблюдали заповеди Его; и заповеди Его нетяжки.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Се бо любов Божа, щоб ми хоронили заповіді Його; а заповіді Його не тяжкі.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.כי זאת אהבת אלהים היא אשר נשמר את מצותיו ומצותיו אינן כבדות׃
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.فان هذه هي محبة الله ان نحفظ وصاياه. ووصاياه ليست ثقيلة.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵 守 神 的 誡 命 、 這 就 是 愛 他 了 . 並 且 他 的 誡 命 不 是 難 守 的
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵守 神 的 誡命 、 這 就 是 愛他了.並且 他 的 誡命 不 是 難守的
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek.[FineBros: Dans des autres régions,
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek. (haykırıyor)Và tệ hơn nữa, ở vài nơi khác, họ còn có thể bị kết tội tử hình... ...chỉ vì yêu người đồng giới.
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek. (haykırıyor)Y aún peor, en algunos lugares puedes ser hasta condenado a muerte ...sólo porque te gusta el mismo género.
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek.同性を愛したというだけで
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Bốn ngày với các buổi nói chuyện một-đối-một.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Capite? Solo questi incontri faccia a faccia per quattro giorni.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Son esas reuniones cara a cara durante cuatro días.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Szemtől-szembeni találkozók négy napon át.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Tous ces tête-à-têtes pendant quatre jours.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Всичко се състоеше в тези лични срещи, 4 дни.
Yüz yüze yapılan görüşmeler bu dört günü sevmek içindi.Зустрічі тет-а-тет впродовж 4-х днів.