Seven kişi komşusuna kötülük etmez. Bu nedenle sevmek Kutsal Yasayı yerine getirmektir.愛 是 不 加 害 與 人 的 、 所 以 愛 就 完 全 了 律 法
Seven kişi komşusuna kötülük etmez. Bu nedenle sevmek Kutsal Yasayı yerine getirmektir.愛是 不 加害與 人 的 、 所以 愛就 完全 了 律法
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".지그문트 프로이드의 말대로 "일을하고 사랑하는것"
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".là tất cả những gì mọi người muốn: theo như Sigmund Freud, "làm việc và yêu thương."
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".Met de woorden van Siegmund Freud: "werken en beminnen".
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".Sigmund Freud szavaival élve, "dolgozni és szeretni."
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".Um es mit Sigmund Freud zu sagen, "lieben und arbeiten".
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek"."работать и любить", как сказал бы Зигмунд Фрейд.
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".במילותיו של זיגמונד פרויד: "לעבוד ולאהוב."
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".كلمات سيجموند فرويد "أن نعمل و نعشق"
Sigmund Freud'un sözleri ile "çalışmak ve sevmek".ありがとうございました (拍手)
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseEu vou tornar você e amor Eun-soo agora.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseJe vais devenir toi et l'amour de Eun-soo maintenant.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseTôi sẽ trở thành bạn và tình yêu Eun-soo.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseYo voy a llegar a ser amor y Eun-soo ahora.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseאני הולך להפוך אותך ואהבת Eun-סו עכשיו.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseانا ذاهب لتصبح لك والحب اون سو الآن.
Şimdi ve sevgi Eun-soo sizin olmaya gidiyorum. Sadece seni sevmek iseだけ君を愛しながら、
Sonra biri bana madalyonun diğer yüzü olduğunu söyledi. Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Mas disseram-me que há um outro significado que é pior do que o amor de si próprio.
Sonra biri bana madalyonun diğer yüzü olduğunu söyledi. Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Y luego me dijeron que tiene un lado oscuro que es aun más temible que el amor propio.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey. Bu karşılıksız bir sevgi.Dus het is in feite akeliger dan zelfadoratie; het is onbeantwoorde zelfadoratie.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey. Bu karşılıksız bir sevgi.Vậy nên thực tế nó còn tệ hơn sự ích kỷ; đó là yêu mà không được đáp lại.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Det er faktisk langt mere trist end selvkærlighed.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.E mai trist decât iubirea de sine.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Es ist sogar trister als Selbstliebe.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Et c'est encore plus ennuyeux que l'amour de soi-même.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.사실 공주병은 자기애보다 더 우울하죠.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Så det är faktiskt dystrare än själv-kärlek.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.To jest smutniejsze niż samouwielbienie.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Οπότε είναι ακόμα πιο θλιβερό από την αγάπη προς τον εαυτό σου.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.Така че всъщност е по-мрачно от само-любов.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.אז למעשה זה מדכא יותר מאהבה-עצמית.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey.لذا إن الأمر يتعدى حب الذات
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Albowiem ta jest miłość Boża, abyśmy przykazania jego chowali; a przykazania jego nie są ciężkie.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Căci dragostea de Dumnezeu stă în păzirea poruncilor Lui. Şi poruncile Lui nu sînt grele;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Car l`amour de Dieu consiste a garder ses commandements. Et ses commandements ne sont pas pénibles,
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Denn das ist die Liebe zu Gott, daß wir seine Gebote halten; und seine Gebote sind nicht schwer.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.For dette er kjærligheten til Gud at vi holder hans bud; og hans bud er ikke tunge.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Kajti to je ljubezen Božja, da držimo zapovedi njegove; in zapovedi njegove niso težke.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.하나님을 사랑하는 것은 이것이니 우리가 그의 계명들을 지키는 것이라 그의 계명들은 무거운 것이 아니로다
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Lebo toto je tá láska Božia, aby sme zachovávali jeho prikázania, a jeho prikázania nie sú ťažké.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Mert az az Isten szeretete, hogy megtartjuk az õ parancsolatait; az õ parancsolatai pedig nem nehezek.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Nebo toť jest láska Boží, abychom přikázaní jeho ostříhali; a přikázání jeho nejsou těžká.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Porque este é o amor de Deus, que guardemos os seus mandamentos; e os seus mandamentos não são penosos;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Pues éste es el amor de Dios: que guardemos sus mandamientos. Y sus mandamientos no son gravosos
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Sillä rakkaus Jumalaan on se, että pidämme hänen käskynsä. Ja hänen käskynsä eivät ole raskaat;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Thi dette er Kærlighed til Gud, at vi holde hans Bud; og hans Bud ere ikke svære;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ty däri består kärleken till Gud, att vi hålla hans bud; och hans bud äro icke tunga.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Want God liefhebben, is doen wat Hij zegt. En dat is helemaal niet zo moeilijk.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Διοτι αυτη ειναι η αγαπη του Θεου, το να φυλαττωμεν τας εντολας αυτου και αι εντολαι αυτου βαρειαι δεν ειναι.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ибо это есть любовь к Богу, чтобы мы соблюдали заповеди Его; и заповеди Его нетяжки.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Се бо любов Божа, щоб ми хоронили заповіді Його; а заповіді Його не тяжкі.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.כי זאת אהבת אלהים היא אשר נשמר את מצותיו ומצותיו אינן כבדות׃
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.فان هذه هي محبة الله ان نحفظ وصاياه. ووصاياه ليست ثقيلة.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵 守 神 的 誡 命 、 這 就 是 愛 他 了 . 並 且 他 的 誡 命 不 是 難 守 的
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵守 神 的 誡命 、 這 就 是 愛他了.並且 他 的 誡命 不 是 難守的
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek.[FineBros: Dans des autres régions,
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek. (haykırıyor)Và tệ hơn nữa, ở vài nơi khác, họ còn có thể bị kết tội tử hình... ...chỉ vì yêu người đồng giới.
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek. (haykırıyor)Y aún peor, en algunos lugares puedes ser hasta condenado a muerte ...sólo porque te gusta el mismo género.
Ve tek suçun kendi cinsinden birini sevmek.同性を愛したというだけで