İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı."веровать" [beLieVe] первоначально означало любить [LoVe], ценить, дорожить.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Думата 'вяра' в началото е означавала да обичаш, да цениш, да държиш.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.הפירוש המקורי של המילה "אמונה" היה לאהוב, להוקיר, להעריך.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.وكانت كلمة "معتقد" أو "إيمان" تعني بحد ذاتها أن تحب وتقدر وتعز.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Ale abyste dobře milovali a pracovali, potřebujete moudrost.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Bueno, para amar bien y trabajar bien se necesita sabiduría.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Để mà yêu và làm việc tốt bạn cần phải sáng suốt và khôn ngoan.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Ei bine, pentru a iubi bine și pentru a munci bine ai nevoie de înțelepciune.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Insomma, per amare bene e per lavorare bene, abbiamo bisogno di saggezza.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Jamen, for at elske godt og for at arbejde godt, har man brug for visdom.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Jednakże by dobrze kochać i dobrze pracować potrzebujesz mądrości.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.사랑을 잘 하고 일을 잘 하려면, 지혜가 필요합니다.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.No igen, ahhoz, hogy jól tudjunk szeretni és dolgozni, ahhoz bölcsességre van szükségünk.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Nouja, om goed lief te hebben en te werken, heb je wijsheid nodig.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Nun ja, um gut zu lieben und zu arbeiten benötigt man Klugheit.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Nuž, a aby ste dobre pracovali a milovali, tak potrebujete múdrosť.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Para amar bem e para trabalhar bem, precisamos de sabedoria.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Pour bien aimer et bien travailler, vous avez besoin de sagesse.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Untuk mencintai dan bekerja dengan baik, anda membutuhkan kebijakan.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Για να αγαπάς καλά και να εργάζεσαι καλά, χρειάζεσαι σοφία.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Е, за да обичаме добре и за да работим добре, се нуждаем от мъдрост.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.Чтобы хорошо любить и работать, нужна мудрость.
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.עבודה שהיא בעלת משמעות ומספקת,
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.ولكي تحب بإخلاص .. وتعمل بإخلاص فانت تحتاج الحكمة
İyi sevmek ve iyi çalışmak için, bilgeliğe ihtiyacınız vardır.知恵が必要です ルールや報酬は
'Kendi'mizin sevmek için çaba gösterdiğini, 'kendi'mizin sevgiden oluştuğunu söyleyebiliriz.El Yo es amor
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Ich dachte, dass Narzissmus mit Selbstliebe zu tun hätte.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Ik dacht dat een narcist van zichzelf houdt.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Jag trodde att narcissism betyder att du älskar dig själv.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Je croyais que le narcissisme c'était quand on s'aimait soi-même.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Jeg troede, narcissisme betød, at man elskede sig selv.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Julgava que narcisismo significava amar-se a si mesmo.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.전 공주병을 자기 스스로를 사랑하는 의미로 알았습니다만,
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Myślałam że narcyzm oznacza że kochasz sam siebie.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Pensé que narcisismo significaba amarte a ti mismo.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Tôi nghĩ tính tự cao nghĩa là bạn yêu chính bản thân bạn.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Νόμιζα ότι ναρκισσισμός σήμαινε ότι αγαπάς τον εαυτό σου.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Мислех, че нарцисизъм означава да обичаш себе си.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.Я думала, что нарциссизм означает любовь к самому себе.
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.חשבתי שנרקיסיזם אומר שאתה אוהב את עצמך
Narsizmin kendini sevmek anlamına geldiğini düşünürdüm.ظننت النرجسية هي حبك لذاتك
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Ďalšia základná vec, ktorú sme sa naučili, bola o láske k vášmu hlavnému hrdinovi.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Další zásadní věc, kterou jsme se naučili, je oblíbenost vaší hlavní postavy.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Egy másik alapvető dolog, amit megtanultunk, hogy szeretned kell a főszereplőd.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.En anden fundamental ting, vi lærte, var omkring at elske ens hovedperson.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.En annan viktig sak vi lärde oss var om att gilla din huvudfigur.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Hal penting lainnya yang telah kami pelajari adalah tentang menyukai tokoh utama Anda.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.우리가 배운 또 다른 중요한 점은 주요 극중인물을 좋아하기 입니다.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Một điều quan trọng nữa chúng tôi học được là về yêu quý nhân vật chính.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Nauczyliśmy się również innej ważnej rzeczy o lubieniu swojego głównego bohatera.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Otra cosa fundamental que aprendimos fue a amar al protagonista.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Outra coisa fundamental que aprendemos foi sobre gostar da nossa personagem principal.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Un alt lucru fundamental pe care l-am învăţat a fost acela legat de a-ţi plăcea personajul principal.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Un'altra cosa fondamentale che abbiamo imparato è stato amare il personaggio principale.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Une autre chose fondamentale que nous avons apprise c'était qu'on doit aimer son personnage principal.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.We leerden ook een ander fundamenteel ding: over je hoofdpersonage leuk vinden.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Wir lernten noch etwas anderes Grundlegendes über die Sympathie für unsere Hauptfigur.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Κάτι άλλο ουσιώδες που μάθαμε ήταν να μας αρέσει ο πρωταγωνιστής μας.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Друго много важно нещо, което научихме, е че трябва да обичаш главния си герой.
Öğrendiğimiz başka önemli şey de ana karakterinizi sevmekti.Ещё одна фундаментальная вещь — нужно любить главного героя.