Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.Saya dulu membenci konsekuensi yang tidak diharapkan, tapi saya sekarang sudah belajar menghargainya.
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.Δεν μου άρεσαν πάντα οι αθέλητες συνέπειες αλλά τελικά έμαθα να τις εκτιμώ.
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.Мне не всегда нравились непредвиденные последствия, но я научился их ценить.
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.Не винаги съм обичал непреднамерените последствия, но наистина се научих да ги ценя.
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.Я не завжди любив непрогнозовані наслідки, але я навчився їх цінувати.
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.לא תמיד אהבתי תוצאות בלתי צפויות אך באמת למדתי להעריך אותן
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.انا لا أحب دائما العواقب الغير مقصودة ولكني تعلمت حقاً ان اقدرها
Tesadüfi sonuçları her zaman sevmedim ama sahip oldukları değeri anlamayı öğrendim.その価値は認めようとしています 一見ひどい結果に見えたとしても
Ve bebeğini kucağında taşıyordu. Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Cô ấy ôm đứa bé trong lòng và tôi hỏi cô ấy có yêu đứa bé không.
Ve bebeğini kucağında taşıyordu. Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Držala je svojega dojenčka in jaz sem jo vprašala, če ima dojenčka rada.
Ve eğer sana seni sevmediğimi söylersem mutlu olurum.Y me alegraría poder decir que no te quiero. Y ahora te vas.
Ve eğer sana seni sevmediğimi söylersem mutlu olurum.Я бы с удовольствием сказала, что не люблю тебя, но не могу.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.A csúnya szóról, a kompromisszumról szól.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.Con quella brutta parola che è "compromesso".
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.Şi se referă la cuvântul murdar "compromis".
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.Tem a ver com 'compromisso', a palavra proibida. O compromisso não tem nada de mal.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.또한 타협이라는 더러운 것이기도 합니다. 타협은 나쁜 것이 아닙니다.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Le compromis ce n'est pas mal.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.O to brzydkie słowo "kompromis", który nie jest niczym złym.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Und es geht um den Ausdruck "Kompromiss." Kompromiss ist nicht schlimm.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.Я знаю, что многие не любят это слово - и напрасно.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.והמילה הגסה הזו, "פשרה." הפשרה איננה רעה.
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.وانها تدور حول كلمة قذرة "حل وسط". الحل الوسط ليس بـسيئ
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı. Uzlaşmak kötü değildir.妥協は、もし芸術的ならば
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.Và về từ bẩn thỉu "thỏa hiệp".
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.Y se trata de la sucia palabra "compromiso".
Ve kimsenin sevmediği kelime "uzlaşma" ile alakalı.И е свързана с мръсната дума "компромис".
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.E le chiesi se voleva bene alla sua bambina.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.És megkérdeztem tőle, hogy szereti-e a babáját.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Et je lui ai demandé si elle aimait son bébé.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Ik vroeg of ze van haar baby hield.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.저는 그녀에게 그 아기를 사랑하냐고 물었습니다.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Şi am întrebat-o dacă îşi iubeşte bebeluşul.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Und ich fragte sie, ob sie ihr Baby liebte.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum. Ve o bebeğinin gözlerinin içine baktı veИ я спросила ее, любит ли она своего ребенка, она, посмотрев в глаза своего малыша, сказала:
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Y le pregunté que si amaba a su bebé.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Zapytałam ją, czy kocha to dziecko.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.І я запитала її чи вона любить своє немовля.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.Попитах я дали обича бебето си.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.ואני שאלתי אותה אם היא אהבה את התינוק הזה.
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.وسألتها إذا كانت تحب طفلها
Ve ona bebeğini sevip sevmediğini sordum.赤ちゃんの目を見つめながら
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.A keď ich počúvate, majú toho veľa na srdci o tom, čo sa im páči a čo nie.
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.Als je naar hen luistert, hebben ze ook veel te vertellen over wat ze al dan niet leuk vinden.
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.그리고 그들이 하는말을 들어보면 무엇이 좋고 나쁜지에대한 의견이 많고
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.Og når man lytter til dem, har de også en masse at sige, om hvad de kan lide og hvad de ikke kan lide.
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.Quando as ouvimos, elas também têm muito a dizer sobre o que gostam e o que não gostam.
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.И когато ги слушаш, те имат много да кажат за това, какво харесват и какво - не.
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.וכשתקשיב להם, יהיה להם גם הרבה לומר מה הם אוהבים ומה הם לא,
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.وعندما تستمع إليهم، فان لديهم أيضاً الكثير ليقولونه حول ما أعجبهم وما لم يعجبهم،
Ve onları dinlediğinizde, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler hakkında da söyleyecek bir sürü sözleri var.沢山意見を聞かせてくれました 最初に大丈夫と踏んだルートが駄目だったこともありましたが
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.A nejdříve jsem snědl ta méně oblíbená, protože ta oblíbená si chcete šetřit.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.E comia as que não gostava primeiro, porque queremos poupar as que gostamos.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.E mangiavo prima quello che mi piaceva meno, perché quello che si preferisce, lo si vuole conservare.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.En dan at ik de vieze eerst, want wat je lekker vindt, dat wil je bewaren.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.És először azokat ettem meg, amelyeket nem szerettem, mivel amiket szerettem, azokat meg akartam spórolni.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.I jadłem to czego nie lubiłem na samym początku, ponieważ to co lubimy, staramy się zachować na sam koniec.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.Je mangeais celles que je n'aimais pas en premier parce que celles que vous aimez, vous voulez les garder.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.그리곤 싫어하는 걸 먼저 먹었는데, 좋아하는 걸 아껴놓고 싶은 심리랄까요.
Ve sevmediklerimi ilk önce yerdim, çünkü sevdiklerinizi kurtarmak istersiniz.Saya makan makanan yang tidak saya sukai terlebih dahulu karena saya ingin menyimpan yang saya sukai.