Özellikle Sam'i çok sevmektedir.Tôi sẽ nhớ Steve rất nhiều.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Eisenberg thích mèo và đã nhận nuôi nhiều động vật.
Birinin onu bekletmesini sevmez.Một số người sẽ không thích nó.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Cậu bé phát hiện ra cô gái này lại thích một người đàn ông khác.
Başlarda Eleven'a karşı dikkatli davranır ve sevmez ancak daha sonra onunla arkadaş olur.Ban đầu cậu khá cảnh giác với Eleven nhưng sau đó kết bạn với cô ấy.
Rigoletto ve Dük'ü hala sevmekte olan Gilda evin dışına gelirler.Rigoletto và Gilda, người vẫn yêu công tước, đi đến bên ngoài căn nhà.
Biz Sevmeyi Ne Zaman Unuttuk?Nơi nào bạn sẽ được đón nhận tình yêu?
Vilmer'ı sevmektedir.Em yêu anh, Hoffmann!
Bu cinin bir özelliği de ata binmeyi çok sevmesidir.Một trong những sở thích của anh là cưỡi ngựa.
Hiç şatafatlı giyinmeyi sevmezdi.Anh không thích mặc các đồ lễ phục.
Fotoğraf çekmeyi çok sevmektedir.Tôi còn mê chụp ảnh.
Geçmişe ve geleneklere saygı gösterilmemesini sevmez.Chúng ta không thích truyền thống.
Kitap okumayı oldukça sevmektedir.Đặc biệt ông rất mê đọc sách.
Laurence'ı çok sevmektedir, ve onu sürekli korumaktadır.Bà rất thương Nobita và luôn bảo vệ cậu.
Artık Sevmeyeceğim (1991) 06.Hãy yêu nhau đi (Năm 2009) 3.
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Tuy nhiên, Daphne không yêu Apollo.
İngilizler yeni kraliçeyi sevmediler.Nhà vua rất thích cô vợ mới.
Kasuga kendisine "çok basit" veya "kalın kafalı" gibi yakıştırmalar yapılmasını sevmez.Tuy vậy, Choji rất ghét bị người ta gọi là "mập" hay "béo".
Karısnı ve ailesini çok sevmektedir.Rất yêu trẻ con và những người của gia đình.
Sevmekten başka bir şey gelmez elinden.Tôi không thể làm gì khác hơn là căm ghét nó.
İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır.Lúc đầu, anh thích Nika, nhưng sau này lại có tình cảm với Nino.
Yalnız kalmayı sevmez.Giống chó này không thích ở một mình.
Margaret Henry'i sevmez.Con yêu Henry vô cùng!
"Doom" lakabını çok sevmektedir.Yêu Collie Thích huấn luyện chó.
Canavarları pek sevmez.Ông ta không ưa loài tiên.
Aslında Mason bu adamı çok sevmez.Botchan không ưa gã này.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Rồi tôi nói, 'Được rồi, ai cảm thấy không thích nó?'
Nicklausse Stella'ya Hoffmann'in artik kendini sevmedığını ama Avukat Lindorf'un kendini bekledığını aciklar.Nicklausse giải thích Stella rằng Hoffmann không còn yêu cô ấy nữa, nhưng Lindorf thì vẫn luôn mong đợi cô.
Büyükbabası dayılarını pek sevmez.Cậu bé này không ưa nhóm bạn Trạng Tí.
Dorian'ın artık onu sevmediğini anlayınca intihar eder.Khi Dorian không còn yêu cô nữa, Sibyl tự sát.
Allah, zalimleri sevmez."(Al-i İmran 140) "Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı.主祀 天照大神(あまてらすすめおおかみ) 配祀。
Sevmediği bir kadınla evlenir.愛していない男性と婚約している。
Sevmediği ders yoktur.嫌いな科目はなし。
Yüzme dersini sevmez.嫌いなものは水泳授業。
Chris'i kardeşi gibi sevmektedir.クリスのことを兄(姉)のように慕っている。
İkisi de atışırlar, ne olursa olsun hiçbir şeyde anlaşamazlar (Max'in tuhaf yemeklerini sevmemeleri dışında).二才にして怙恃(こじ)を喪(うしな)ひ又雁行(がんこう)無し。
İtalyan yemeklerini çok sevmektedir.イタリア料理が好物。
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.短所は喜怒哀楽が激しい、負けず嫌い。
Ama iş yapmayı sevmez.仕事が嫌いらしい。
Bize komşularımızı en az kendimiz kadar sevmemiz emredilir.そして、隣人を自分自身のように愛さなければならない。
"Sevmek için sevmek gerekir".でもやっぱり愛されたい」。
Öğretme sevmediğinden ve burda olmaması gerektiğinden hiç değil.勉強はできないわけではないが好きではないもようである。
Konuşmayı sevmez.しゃべることが嫌い。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.平等を愛し、不平等を嫌う。
İkisi dle birbirlerini çok sevmektedir.そして、二人はそれぞれがお互いを好きになった。
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”「私」によれば「私を気に入っているところ」が気に入らない、との事。
Yalnız kalmayı sevmektedir.孤独を好む。
En sevmediği ev işi ise çamaşırları yıkamak.反面、家事は得意だが洗濯は嫌い。
6 Salinger için nevrozun çözümü sevmektir.Line6社のHelixを愛用している。
Biz Sevmeyi Ne Zaman Unuttuk?とすればいつになれば楽しむのか。
Güvercinleri sevmez.ブタが嫌い。
Ama orada misafir sevmeyen bir hayalet vardır.ミンに拾われた身寄りのない幽霊。
Artık 18 yaşından büyüğüz ve yaptığımız şeyi bizimde sevmemiz gerekiyor" diyor.」「子どもが18歳になれば、『ご勝手に』と言いたい。
Kendisine yamuk yapılmasını sevmez.引っこ抜かれるのを嫌がる。
Bu yüzden öğrencileri sevmez.生徒に好かれていない。
Fransa'dayken İspanya'ya çok sayıda ziyaret yaptı ve bu geziler sırasında Barok tarzını sevmeye başladı.フランス滞在時にスペインを何度か訪問し、バロックに対する興味を高めた。
Flotasyonda kolay yüzen taneciklere hidrofob (su sevmeyen) denir.^ 米海軍ではHIFRを俗に「ハイ・ドリンク」と呼んでいる。
Her şeye rağmen tekrar sevmek" açıklamasında bulunmuştur.「恋をしたい、もう一度」を提供。
Ancak sevmediği ev hayvanlan da vardır.嫌いなもの ペット扱いされることを嫌う。
Nikola’yı sevmektedir.ニキータのことが好きだった。