(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”公聞,趨至縛其人,慾以聞主者,溫言謝乃□去。
Ölüm Yiyenler buna çok sevinmiştir.寇至,爭飲食之,死者甚眾。
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.医生就此伤心地离去。
2003 yılında millî takıma çağrılma sevinci yaşadı.2003年12月舉行全家感恩聚會。
Uyanınca çok sevindim.觉醒完成后。
Ertesi gün büyük bir sevinç içinde Rûm (Anadolu) memleketine taarruz ettiler.”隔天,野原家拿著招待券高興地前往高快樂園。
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.我们其余的所有人都会热切而愉悦地追随你们的。
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.举例: 可能:明天我可以去。
Chara (χαρά), Yunanca Sevinç anlamına gelmektedir.而再也(Jaya)在马来语具有承诺一定会成功的意思。
Sarayda büyük bir sevinç vardır.光海時宮中喜宴甚多。
Serbest bırakılmasına Güney Afrika siyahlarının yanında birçok beyaz da sevindi.許多南方白人則害怕和黑人平起平坐。
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.该消息一出,引发游客激烈抢购欲望。
Halk kendisini Hüseyin zannederek sevinç gösterileri düzenledi.眾人遂擁立李克用為帥。
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.海带卷代表欢乐、愉快。
Ayrıca taraftarların, yaşadıkları sevinci görmeleri için Instagram'da bir fotoğraf paylaştı.在专辑制作的同时,她也在Instagram上分享了制作过程中的一些照片,展示了她所用的设备。
Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.太守一兴善,比户皆欢快。
Sevinç ve neşe anlamındadır.高祖:白志善,尚衣奉御。
Fakat uzun bir süre sonra onlarla Corinth şehrinde karşılaşınca çok sevinmiştir.布雷迪在遇見韓德麗的時候已經在該公司工作了好一段時間。
Sevinçlerle coşacağım, sevgime koşacağım.性格粗暴好勝,我行我素。
Sevinç Gürsen Akyıldız (d.(热情的快板 - A大调)
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.任第十九集團軍總司令、第九戰區副司令長官等職。
Ardından, Sevin Gönül adlı hareketli ve eğlenceli parçayı yayınladı.他将一些独特又有趣的东西带给粉丝。
Paris halkı onları büyük bir sevinç ile karşıladı.巴黎的人民激愤起来。
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.나는 내일 가겠서라우(나는 내일 가겠습니다).
Chara (χαρά), Yunanca Sevinç anlamına gelmektedir.카라(χαρά)는 그리스어로 기쁨, 즐거움을 뜻한다.
(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”주 하느님, 인간을 주님의 형상으로 창조하셨으며, 죄에 빠진 인간을 주님의 은총으로 회복해 주시나이다.
Sevince boğulan ağalardan Murtaza kaymakama alaycı bir veda hazırlar.작별 시 이갑의 뜨거운 눈물에 감격하였다 한다.
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.성삼위일체이신 하나님은 한 분이시며 우리를 하나 되게 하신다.
Ben çok sevindim.저는 행복합니다.
Sen sevinirsin, hiç nedensiz.또는 기뻐하지 않는 마음이다.
Armi sonunda eve döner Bilge çok sevinir.마지막장면에서는 짱구가 떡잎마을로 돌아온다고 하자, 매우 기뻐했다.
Çin, 1973'ten sonraki turnuvalarda sadece 4 kez şampiyonluk sevincini yaşayamadı.이란은 자국에서 열린 1976년 대회 이후 43년 동안 단 1번도 결승전에 오르지 못했다.
Onun başına gelenlere sevinin!좋은 점은 내게 일어난 일들이다.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.사나이끼리의 결투였기 때문에 나는 매우 기뻤다네.
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.그것을 간직하기 위하여, 그녀는 기뻐하오.
Böyle bir şey olursa her hâlde sevinçten aklımı yitiririm.어떤 일이 있어도 이 주문을 외치면 기분이 좋아진다고 한다.
Sen, yaşam ve sevincin koruyucusu!우리들의 안전, 우리들의 행복!
Sevincim iki yüzdendi.4차전도 선취점은 두산의 몫이었다.
Uyanınca çok sevindim.מעצבן להתעורר.
Ben çok sevindim.אני כל-כך שמחה.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.לאחר מכן היו מתכנסים כולם לסעוד בשמחה.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.המשפחה מתאחדת בשמחה רבה.
Yaşama Sevinci 1793 Gardiyan (Yön.)השומר (1917) בית-החלומות של אן (1917.
Oğuz-Kağan, kadının esenlikle doğum yapmasına sevinmiş ve çocuğa da, Kıpçak adını vermişti".הגבאי ברך אותו בברכת "מִי שֶׁבֵּרַךְ" לאיחולי בריאות ליולדת ולבת, והאב הודיע את שם התינוקת.
Buna bütün oyuncular da çok sevindi.גם סגל השחקנים הושפע מכך.
Yaşama sevinci Mısırlı için, ecele karşı zaferdi.בצד המצרי לעומת זאת הייתה הרגשה של ניצחון.
2009 yılında takımıyla altı kupa sevinci birden yaşadı.בשנת 2009 שודרה סדרה תיעודית בת שישה פרקים בהנחייתו.
Ayrıca herkese sevgi, sevinç ve cesaret getirmek istiyorum; kendin ol ve başkalarına ilham ver!כולן, ביחד ולחוד, מצהירות ומאשרות את מחויבותן להגשמת רצונן; ולהבטחת חייהן, נכסיהן ותהילתן.
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.לאחר מכן שימש כסגן מפקד גדוד 9.
Corinth şehrini geldiklerinde Doktor K onları görünce çok sevinir.כשהגיע הורקנוס לירושלים הוא ראה שאנשי העיר לא רוחשים לו כבוד.
Bahar, şair için sevinç kaynağıdır.חג הוא שירה של המשוררת רחל.
Madrid’deki sevinç uzun ömürlü olmaz.תקופתו במדריד הייתה לא מוצלחת.
O da Spectra'yı görünce çok sevindi.הוא היה נערץ גם בקרב השומרונים.
Ennis teklifi sevinçle kabul eder.הפרטיזנים קבלו את ההצעה בשמחה.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.מנהלי התחרויות בהן שיחק שבצו את משחקיו תוך התחשבות ברצונו זה.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.הוריה היו מאושרים מכך שהיא בסדר ובחיים.
Bu sevindiricidir."Благоденствай!"
(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”Кажи ни потеклото на твоя Господ.“ Сурата установява Единството на Създателя.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.По-късно баща и син се сдобряват.
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.(Радвам се за това, че утре ще се видим).