Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Tập hợp này cũng bao gồm các cảm xúc như vui, buồn, và tức giận.
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.Câu ví dụ: Ngày mai, anh ta đi chơi.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Nhân dân theo sau ai cũng vui mừng hớn hở.
Uyanınca çok sevindim.Khi tỉnh thức thì nó là tình thương.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Hai cha con gặp nhau vui mừng hết sức.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina vui mừng khi biết được Tamino có tình ý với cô.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Tôi thực sự rất vui vì điều đó.
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.Đại tá Nguyễn Công Vĩnh, Chiến đoàn trưởng Chiến đoàn 9 bị bắt sống.
Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.Mọi người lại sống trong thanh bình và hạnh phúc.
Mata ; "Fernando Torres benim buraya geldiğim için sanırım sevinçli.Javier Zanetti đã nói," Tôi rất hạnh phúc khi con bé đã xuất hiện trong cuộc đời tôi.
Nemorino sevinçten kendinden geçer.Nguyễn Trọng Trì phấn chấn vui mừng.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Có chăng là kỷ niệm, là hạnh phúc, là khổ đau.
Onu yine görmeye sevinirler ve tekrar sarayda şarkıcılık işine dönmesini isterler.Sau đó bà lại trở lại với tuồng, đi hát ở rạp Phúc Thắng.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.Vì chỉ sống thôi cũng đã quý lắm rồi.
Umarım siz de buna bizim kadar sevinirsiniz."「わたしたちにとってあなたがたはたしかな凶兆です。
O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.戒名は清光院好文日淳信士。
Ölüm Yiyenler buna çok sevinmiştir.亡者(もうじゃ) 亡くなった者。
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.あしたいぐっちゃなんでだ:明日行くとは、どうしてだい。
Mathilda sevinç ile 'Burası tam bir altın vadi (Val d'Or)'diye haykırdı.マチルド夫人は喜び驚いて「本当にここは黄金の谷!(Val d'Or)だわ!」と叫んだ。
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.父と娘は再会の喜びを噛みしめる。
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.村民は安堵し、その喜びも大きかった。
Mürettebat bu habere sevinir.乗組員はそこで休暇を楽しんだ。
Suyu bulduklarına çok sevinirler.水をかけてあげると喜ぶ。
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.そして彼はこのことを非常に喜んだ。
Dağdaki cüceler sevinçle karşılamıştır.比丘たちは歓喜する。
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.駐屯地司令は、第9特科連隊長が兼務。
Fîrûz Şah, bu galibiyete çok sevindi.ホンタイジはこれに喜び洪承畴を厚遇した。
Sarayda büyük bir sevinç vardır.宮中の大宴会場である。
(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”魂主の手首には「主の証」として具現化する。
Uygulayıcı yapımcısı ise Erdoğan Sevinç'tir.安産に御利益があるとされる。
Sevinç ve neşe anlamındadır.幸福と安定を司る。
Yusuf'u gören ailesi çok sevinir.ヤズィード(ウマイヤ朝カリフ)を崇め奉る者。
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.^ “悲しいお知らせですんません。
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.が、再び親友関係に戻ったとき、彼は心底喜んだ。
Onun başına gelenlere sevinin!何が自分たちに起きたのか。
İlhak sırasında Avusturyalılar, Avusturya'ya giren Alman askerlerini büyük bir sevinçle karşıladılar.オーストリア国民は侵入するドイツ軍をむしろ歓迎した。
Göktürkler gelen elçiyi sevinçle karşıladılar.きのこ大使でハッピーまいたけ!
Uyanınca çok sevindim.覚醒ほくと時専用。
Geleneğe göre, hemen anne ve babasına müjdeyi vermiş, onlar da sevinerek Müslüman olmuşlardır.これは祖父母でも同じで、養祖父(ようそふ)・養祖母(ようそぼ)・養祖父母(ようそふぼ)という。
Alzerathea sevinçle fısıldadı.サーリプッタは歓喜する。
Kendimi ve diğer insanları bu albümle sevindirmek istedim.本人が気に入っているため、このアルバムにも収録された。
Bebeğin doğumuda evlilikleri kadar basında sevinçle karşılandı.夫の誕生日に合わせて、帝王切開で出産した。
Bu beklenmedik şansa sevinmek yerine hayatımda ilk kez depresyona girdim.全豪オープンでは初めて本戦出場。
Bir fatihanızı eksik etmezseniz sevindirirsiniz mevtalarımızı.もし私の主張を損なうことなく、この遺作を保存していただけましたら、存外の幸福です。
Yaşama Sevinci 1793 Gardiyan (Yön.)寛政3年(1791年)3月晦日没。
Bu durum Maddie için ilk etapta sevindirici olsa da daha sonra bu durum değişecektir.この際、エミリーを助けられるか否かで結末が変わる。
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".」と喜びの雄叫びを上げていた。
Yeni ev arkadaşı Sevinç'tir.お隣さんはハッピーくん。
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.子供たちは、昼食に一旦家に戻った後、午後はまた家々を回る。
Görüntü karşısında, sevinçle birlikte acı ve kederi de hissetti.彼もまた君と同じ苦痛と束の間の喜びとを感じた。
Bu duruma sevinen köylü bayram eder.農民は、現状に満足している。
Kendi galibiyetimize seviniyorum ama Trabzonlu arkadaşlarım için de üzülüyorum.元々はカクレンジャーが大好きであり、他にも、ミュータント・タートルズが好きである。
(O namenlose Freude! - "Oh adlandırılmamış sevinç!").(「おお、名付けようのない歓喜よ!
Bu durum evdeki üç aileyi sevindirir.それを家で見ていた三兄弟。
Büyük oyuncularla antrenmanlara çıkacak olmaktan çok sevinçliyim.巨体で相手選手を押しつぶすのが得意。
Countdown’da ilk birincilik ödülünü kazandı ve grup sevinç gözyaşlarına boğuldu.もちろんチーム初勝利であり、近藤は涙を流して歓喜した。
Bob, onun yaşama sevinci olmuştu.彼が幸福に過ごすことを望んでいた。
O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.在那日,信道的人将要欢喜。
Seni anmaz, Yeruşalim'i en büyük sevincimden üstün tutmazsam, Dilim damağıma yapışsın!我若不记念你,若不看耶路撒冷过于我所最喜乐的,情愿我的舌头贴于上膛。
Onun başına gelenlere sevinin!(咱們要當心會發生啥樣的事!