Ana içeriğe geç
Sözlük

sevin ile cümle

sevin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun başına gelenlere sevinin!«Бійся того, що станеться далі».
Sarayda büyük bir sevinç vardır.Мав при дворі великий авторитет.
Mürettebat bu habere sevinir.Команда з радістю погоджується.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Більшість сприйняло це з радістю і задоволенням.
Ancak bu sevinç uzun sürmedi.Але ця радість була не довгою.
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.І це йому дуже важко, але вдавалося.
Sevincim iki yüzdendi.Свято було подвійне.
Hüzün ve sevinç bir arada.Між війною і радою.
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.Голова сподівається, що Куляби стануть тепер більш привабливими для туристів.
Bu durum evdeki üç aileyi sevindirir.На цей час в будинку мешкають три родини.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Агнімітра закохався, побачивши її зображення на картині.
Erişim tarihi: 9 Haziran 2015. ^ "Buruk Bir Sevinç Yaşıyoruz". habergazetesi.com.tr.Процитовано 9 червня 2013. My Youth Romantic Comedy Is Wrong, As I Expected, Vol.
Alzerathea sevinçle fısıldadı.Львівська обласна рада.
Kariyeri boyunca hiç şampiyonluk sevinci yaşayamamıştır.Для багаторазових чемпіонів увесь час кар'єри не враховується.
Sevinçli Kepir Uygarlık ışığının merkezi Kepir.Адміністративний центр Свебодзінського повіту Любуського воєводства.
Çocuklar sevindirilir, dargınlar barıştırılır.Блаженні засмучені, бо вони будуть утішені.
Bu duruma sevinen köylü bayram eder.Важко селянинові дається цей крок.
Onları bulduktan sonra, sevinç gözyaşları insanlara dönüştü.Але якщо раніше це були сльози болю, то тепер це сльози радості.
Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.Скрізь панує атмосфера щастя і свята.
Yardım ettiğime sevindim.Я радий допомогти.
Böylesi en çok çocukların sevindiği günler.Na tento den se ze všech nejvíc těší děti.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Otec a syn se dlouho ze setkání neradovali.
"Anne" kişiliği Mary'yi öldürdü, çünkü "o" Norman'a başka bir kadın için duyduğu sevinci kıskanmıştı.Mary zabil jako svoje matka, která žárlila na Normana proto, že pocítil náklonnost k jiné ženě.
Uyanınca çok sevindim.Pak se probudíš.
Onun başına gelenlere sevinin!Buďte spokojeni s tím, co máte.
Ancak bu sevinç uzun sürmedi.Tato radost však netrvala dlouho.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Ta je s ní nadmíru spokojená.
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.Když přijela domů, tak děti byly u přátel.
1930'ların başları sırasında Viyana'da ağabeyi Adolf Hitler ile tekrar karşılaşmasına çok sevindi.S bratrem Adolfem neměla kontakt až do počátku 30. let 20. století, kdy se s ním opět setkala ve Vídni.
Buna bütün oyuncular da çok sevindi.Tuto hru hrají všichni herci.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Smutek je jedna z emocí, stav nálady, který je opakem radosti.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.Zvony se však přes noc vrátily zpět domů.
Sonuca sevindim." ifadelerini kullandı."Proč já?" protestuje.
Juventus formasıyla 17 kupa sevinci yaşadı.V mládežnických reprezentacích odehrál 17 utkání.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.A tak všichni odcházejí s velkou ostudou.
Mürettebat bu habere sevinir.To posádce dojde trpělivost.
Angle sevinirken Undertaker geri döndü.Po svém návratu do Antverp byl Schut opět úspěšný.
Yaşama Sevinci, 1906 yılında Salon des Indépentants’da sergilendi ve yine tepkileri üzerine çekti.Zbytky lázní byly náhodně nalezeny v roce 1903 v Campo Santo de los Mártires a následně byly opět zakryty.
Hüzün ve sevinç bir arada.Záletný ďábel a jiné radosti.
Chara (χαρά), Yunanca Sevinç anlamına gelmektedir.Chara (χαρά) înseamnă bucurie în greacă.
Kendimi ve diğer insanları bu albümle sevindirmek istedim.Voiam să mă binedispun pe mine și pe alții cu acest disc.
285 Öğrencilerin sevinci (1864) Aus den Bergen op.285 (Bucuria studenților)(1864) Feuilleton op.
Shun Alice'in geri dönmesine çok sevinir.Scarpia așteaptă cu nerăbdare întoarcerea agenților sai.
Buna bütün oyuncular da çok sevindi.De asemenea, toți participanții au fost extrem de entuziaști.
Bu beklenmedik şansa sevinmek yerine hayatımda ilk kez depresyona girdim.La instituția aceasta am prins întâia oară gustul de a trăi neegoist.
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.Exemple: Să vedem ce ne aduce ziua de mâine.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Poporul l-a întâmpinat plin de entuziasm.
Uyanınca çok sevindim.Ea s-a trezit.
Aslında, o silaha sarılmaya kimin Elysium alanlarında sonsuz sevinç ile ödüllendirilir inanılırdı.De fapt, cei care au luat arme și au devenit eroi au fost răsplătiți cu bucurie veșnică în Câmpiile Elizee.
Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.Noi am început cu veselie și sfârșim cu mâhnire.
Ancak bu sevinç uzun sürmedi.Dar bucuria lor durează puțin...
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Din fericire, cu toții scapă nevătămați.
Halk kendisini Hüseyin zannederek sevinç gösterileri düzenledi.Poporul a facut însā din acesta un loc de închinare dupǎ obiceiul pǎgân.
O da Spectra'yı görünce çok sevindi.În același timp el era interesat de optică.
Sevinçlerle coşacağım, sevgime koşacağım.Scumpii mei, invidiați soarta mea fericită.
Henriette buna çok sevinir.Marilena este foarte deznădăjduită.
Onun başına gelenlere sevinin!Elégedj meg azzal, ami jutott!
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Amikor meglátták a csillagot, igen nagy volt az örömük.
Uyanınca çok sevindim.Mielőtt felébredek.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Ez a csoport magában foglal olyan érzelmeket, mint az öröm, a szomorúság és a harag.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod