Kızının evlenemeyeceğini düşünen baba bu duruma oldukça sevinmiştir.A filha se diz satisfeita, pois não lhe agradaria casar com tal moço.
Pleséier - sevinç, eğlence Tommel-dech! - Haydisene!Dá-lhe ela - perfume amigo, Graça e olor!
Fransa millî marşını duyduğum için çok sevinçliyim.Eles são muito zelosos para saber mais sobre a França.
Gerçekte, onun Çince'deki isminin anlamı sevinç kuşudur.O seu nome em chinês significa iluminação.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.O chefe do jogo escapou e começou a capturar as crianças derrotando-as no jogo.
Türkçeye Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından çevrilmiştir.Mohini emergiu do oceano com beleza e graça.
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.Não há nenhuma confirmação da nomeação por parte do Commander-in-Chief do 9.
Kendi galibiyetimize seviniyorum ama Trabzonlu arkadaşlarım için de üzülüyorum.Assim como seu personagem Dustin, Glenn também gosta de motocross.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.A desgraça do rei foi esta paixão.
Sevincim iki yüzdendi.A vitória valia 2 pontos.
Çok duygulu ve sevinçli bir aile birleşmesi kutlaması sahnesi ortaya çıkar.Marchemos unidos Cheios de vida e emoção.
Ancak bu sevinç uzun sürmedi.Porém, a alegria durou pouco.
Onun güvende olduğunu duyduklarında sevindiler.Eles comemoraram quando souberam que ele estava salvo.
(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”Hij is slechts op proef aangenomen en de tevredenheid van zijn heer is voor hem bepalend voor zijn bestaan.
"Anne" kişiliği Mary'yi öldürdü, çünkü "o" Norman'a başka bir kadın için duyduğu sevinci kıskanmıştı.De "moeder"-identiteit vermoordde Mary omdat "zij" jaloers was dat Norman gevoelens had voor een andere vrouw.
Ölüm Yiyenler buna çok sevinmiştir.Die weigerden hem echter te eten, waarop ook zij stierven.
Genç kız bunu sevinçle dinlemiştir ve Erik umutsuzlukla oradan ayrılır.Senta luistert verrukt waarna Erik wanhopig wordt en haar achterlaat.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Dat maakt hem blij.
Uyanınca çok sevindim.Katergevoel na het wakker worden.
Umarım siz de buna bizim kadar sevinirsiniz."U kunt op ons rekenen".
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Voorbeeld: honger is pijn, het stillen van de honger is plezier.
Mathilda sevinç ile 'Burası tam bir altın vadi (Val d'Or)'diye haykırdı.Mathilde riep toen uit "Dit is echt een gouden dal!"
Sonra halkın sevinç gösterileri arasında maiyetiyle birlikte şatosuna girer.Aldaar kwam hij in aanraking met (aanstaande) beroemdheden uit de jazzwereld.
Ben çok sevindim.Erg blij zijn.
Acının içinden süzülen sevincin kendisine daha cazip geldiğini belirtiyor.Hun pijn schijnt hem daadwerkelijk gelukkig te maken.
Don Carlo artık babasının intikamını alabileceği için çok sevinir.Don Carlos is vervuld van vreugde over het idee dat hij de dood van zijn vader kan wreken.
Onları bulduktan sonra, sevinç gözyaşları insanlara dönüştü.Toen ze dat zagen, werden ze vervuld van diepe vreugde.
İbrahim Sevindik adındaki bir vatandaş hayatını kaybetti.Een matroos, Eckstein genaamd, verloor zijn been.
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.Voorbeelden: Morgen gaan we naar de dierentuin.
Fransa millî marşını duyduğum için çok sevinçliyim.Hij blijkt een merkwaardige relatie te hebben met de Ronde van Frankrijk.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.Hij trok in goede conditie naar de Spelen en startte zijn race goed.
Bu duruma sevinen Charlie Dayı, Oakey kasabadan ayrılıp San Fransisco'ya gitmeye karar verir.Oom Charlie kondigt aan met de trein naar San Francisco te vertrekken.
Angel ise, "En azından beni gördüğüne sevindiğini söyleyebilirsin!" der ve ikisi öpüşürler.Jantje zei daarop: 'Ja ja, als dat zou kunnen, zijn we er tenminste allebei nog!'
Rahel bu duruma çok seviniyordu.Ravi is haar hier dankbaar voor.
Onun başına gelenlere sevinin!Wees gelukkig met wat je hebt.
Ammar bin Yasir gözyaşı içinde dedi ki: Allah seni öfkelendirenleri sevindirmesin.Einstein meende: "God dobbelt niet!" wat Bohr weersprak door te zeggen: "Vertel God niet wat Hij moet doen!"
Çetin Balanuye, "Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Where's my fucking frappucino?" waarna gelach van Shinoda volgt.
Bir fatihanızı eksik etmezseniz sevindirirsiniz mevtalarımızı.Als hij zijn zin niet krijgt huilt hij oorverdovend.
Çok duygulu ve sevinçli bir aile birleşmesi kutlaması sahnesi ortaya çıkar.Dan volgt een waanzinnige en vreugdevolle dans.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.Laatstgenoemde is blij zijn proefpersoon levend aan te treffen.
O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir.Daarnaast is dit na de dag des oordeels de bestemming van de gelovigen die goed hebben geleefd.
Ertesi gün büyük bir sevinç içinde Rûm (Anadolu) memleketine taarruz ettiler.”Overdag werkte zij op het land en 's avonds weefde zij.
Fakoğlu buna çok sevinir.De welpjes zijn hier zeer blij mee.
Kulübüyle dört yıl üst üste şampiyonluk sevinci yaşamıştır.Met die club werd hij vier jaar op rij landskampioen.
6 Haziran 2016 tarihinde Hayat Sevince Güzel dizisinde Zarife rolünü üstlenmiştir.In juni 2016 zag het programmaonderdeel Lekker na de wekker het levenslicht.
Bade sevinçten havalara uçar.Venloverwelkomt Gewoon Zwolle!
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.De professor is aangenaam verrast, maar helaas...
Chara (χαρά), Yunanca Sevinç anlamına gelmektedir.Hēdonē (ἡδονή) is een Grieks woord dat plezier betekent.
Burada köyün resimleri var.yenileriniğ eklerseniz seviniriz.Het plan is een succes, en de drie worden bij de dorpskinderen onthaald als helden.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Michael speelt football en plaagt graag zijn broertje.
Sarayda büyük bir sevinç vardır.Het werd groot feest in het Pietenhuis.
Mustafa çok sevinir.Daar was Mustafa niet gelukkig mee.
Sonuçta kupayla başladık, sevinçliyiz.De schors is aanvankelijk dofgrijs en glad.
Yeni ev arkadaşı Sevinç'tir.De onderzijde ervan is glad.
Hekimoğlu Ali Paşa'nın bu zaferi İstanbul'da büyük bir sevince yol açtı.Deze onverwachte overwinning bracht Achille in hoog aanzien in Polen.
Armi sonunda eve döner Bilge çok sevinir.De clans vertrekken uiteindelijk tevreden huiswaarts.
Bu habere Nina çok sevinse de, George için biraz garip olur.Tijdens zijn schijnrelatie met Nina gaat hij vreemd met Sjors.
Mutlu olmayan bir kişi bile olumlu bir gelişme karşısında geçici olarak sevinç duygusu hissedebilir.Een nietszeggende belofte kan toch tijdelijk gelukkig maken.
Sizi tekrar gördüğüme sevindim.Ik ben blij u weer te zien.
Seni tekrar gördüğüme sevindim.Ik ben blij je weer te zien.