(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”È la voce del Signore; egli ricompensa i suoi nemici secondo le loro azioni.»
Yeni ev arkadaşı Sevinç'tir.I nuovi parenti lo ricevono con gioia.
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.Spero che domani mi accorderete un incontro.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Padre e figlio sono felici di rivedersi dopo tanto tempo.
Bu beklenmedik şansa sevinmek yerine hayatımda ilk kez depresyona girdim.Dopo le mie terribili disgrazie, questa è la prima volta che mi sento viva.
285 Öğrencilerin sevinci (1864) Aus den Bergen op.285 Gioia dello studente (1864) Feuilleton op.
Wallis'i bulduklarında çok sevindiler ve onun resme olan yaklaşımını çok beğendiler.Ludovico è impaziente di conoscermi, perché gli piacque il mio ritratto.
(Bu roman Sevin Okyay tarafından Türkçeye de çevrildi.)("Chi se ne frega?") che è diventata l'inno gay in Spagna.
Ennis teklifi sevinçle kabul eder.Hiccup accetterà la proposta con grande gioia.
Ben çok sevindim."Sono felicissimo.
Ayrıca Copa del Rey ve Supercopa de España'da da şampiyonluk sevinci yaşadı.Lo stadio è stata la sede anche di finali di Coppa del Re e Supercopa de España.
Bahar, şair için sevinç kaynağıdır.Il ritorno a Recanati è per il poeta fonte di momentanea gioia.
Uyanınca çok sevindim.Quando si sveglia è buio.
Nemorino sevinçten kendinden geçer.Tristano è fuori di sé dalla gioia.
Elvira buna son derece sevinir.Elena, quindi, ne è molto felice.
Candan Hanım, 'Bu biraz kısa daha uzun yazarsan sevinirim' dedi.Di sé amava dire: "Ha scritto poco, e le piacerebbe aver scritto meno".
Salvatore onu karşılamasa da gelmesine çok sevinir ve minnettarlığını belirtir.Joel è molto contento e la ringrazia di esser venuto a salutarlo.
Ammar bin Yasir gözyaşı içinde dedi ki: Allah seni öfkelendirenleri sevindirmesin.Alla qual obiezione Malik rispose: "Hanno mentito, e non vedranno Allah".
Böylece bayramdan önce tüm çocuklar sevindirilmiş olur.A Natale sono tutti più buoni...
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.Sono molto triste, ma dimmi che stai bene.
1994 yılında Houston Rockets ile NBA şampiyonluğu sevincini yaşadı.Durante la sua carriera da giocatore ha vinto un titolo NBA nel 1994 con gli Houston Rockets.
Çocuklar sevindirilir, dargınlar barıştırılır.I bimbi cresceranno felici e affezionati.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.L'uomo, ben contento, fugge via.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Le sue tre teste rappresentano rispettivamente la gioia, la tristezza e la rabbia.
Hüzün ve sevinç bir arada.Tra sdegno e passione.
Sondaki sevince de.L'Endrigo allegro.
Geçit törenlerinin birçok nedeni vardır fakat genellikle bir tür sevinç için yapılır.Le parate si tengono per molte ragioni, ma sono frequenti in occasione di festeggiamenti.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.A sera, rientrarono a valle.
Türkçeye Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından çevrilmiştir.In Asia orientale è nota come simbolo di fortuna e fedeltà.
Sevinçten çılgına döndüm.Я вне себя от радости.
Çocuk hediyeye sevindi.Ребёнок радовался подарку.
Annem seni gördüğüne sevinecek.Моя мать будет рада тебя видеть.
Bunu duyduğuma sevindim!Рад это слышать!
Tom seni gördüğüne sevinecek.Том будет рад тебя увидеть.
Haberlerin gerçek olduğunu öğrenip, sevinç göz yaşlarını tutamadı.Узнав, что новости правдивые, она не смогла сдержать слёз радости.
Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.Однако ж тому не радуйтесь, что духи вам повинуются, но радуйтесь тому, что имена ваши написаны на небесах.
Onlara şu yolda buyruk verdi: "Dünyanın dört bucağına gidin ve Sevinç Getirici Haber'i herkese yayın.И сказал им: идите по всему миру и проповедуйте Евангелие всей твари.
Sevinsem mi yoksa üzülsem mi, bilemedim.Не знаю, радоваться мне или огорчаться.
(Mezmur 19:1) “RABB’in izzeti ebedî olsun; RAB işleriyle sevinsin.”Покой вечный подай (ему/ей), Господи, и свет вечный (ему/ей) да сияет.
O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir.В этот день верующие совершают ритуальное поклонение гуру, выражая ему свою благодарность.
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.И знаем мы твердо, что тот, кого вы изберете, будет угодным и Богу, и нам.
Mülteci kampında herkes dizüstü bilgisayarlarının çalıştığını fark eder ve internetin geldiğine sevinir.В лагере беженцев все видят, что их компьютеры работают, и радуются возвращению доступа Интернет.
Aksine, çocuklarının dürüstlerin ölümüyle buluştuğu için sevinç gösterdi.Напротив она проявила радость по поводу того, что дети её встретили смерть праведников.
Ölüm Yiyenler buna çok sevinmiştir.Мёртвые будут воскрешены.
Uyanınca çok sevindim.Просыпается с трудом.
Umarım siz de buna bizim kadar sevinirsiniz."Ведь ты у нас так нежно к нему относишься!»
Evden çıkan kızın yası gelin olmanın sevincini bastırır.Только внук рад её приезду.
İlk şiir kitabı Sevinç Şarkısı («Песня радости») 1955 yılında yayınlandı.Первая книга стихов «Песня радости» вышла в 1955 году.
Ammar bin Yasir gözyaşı içinde dedi ki: Allah seni öfkelendirenleri sevindirmesin.И Михаила рече: «Всуе тружаешися, княже, чего Бог не даст».
Örnek: Yarın bize gelirsen sevinirim.Нахожусь в очаровании тебя завтра увидеть.
Madrid’deki sevinç uzun ömürlü olmaz.Спокойное время для Мадрида продолжалось недолго.
Sevinç ve neşe anlamındadır.Благовест и Трезвон
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Поучение в радости.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.Он приходит в восторг от того, что жив.
Çocuklar,ellerinde mendiller Sevinçten ağlıyordu...По словам летописи, горожане плакали от радости.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.И очень этим довольна.
Galatasaray, 1905-1906 sezonunda İstanbul Ligi'ne katılmış, 1907-1908'de ise şampiyonluk sevincini yaşamıştır.«Галатасарай» присоединился к стамбульской лиге в сезоне 1905/06 и выиграл её в сезоне 1907/08.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Отец и сын встречаются взглядами.
Nemorino sevinçten kendinden geçer.У Хуаны от радости перехватывает дыхание.
Hüzün ve sevinç bir arada.«Муки и радости.