sevinç ile cümle
sevinç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Allah'ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler.Exulting in that which Allah hath vouchsafed them of His grace.
Bu durumda o, bir sevinç şımarığı, bir kendini beğenmiş olur.Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allah).
Bu kez sevinçlidir, kibirlidir.Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allah).
Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler.Until they increased in number, and said, “Adversity and prosperity has touched our ancestors.”
Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinç duyuyorlar.Those unto whom We gave the Scripture rejoice in that which is revealed unto thee.
Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."They will say: 'A refuge which is forbidden'
Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur.On the Day when they behold the angels, there will be no glad tidings for the sinners.
Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'.rejoicing in whatever their Lord has given them.
Sevinç ve şüphe ile titriyorum!I'm shaking with joy and disbelief!!!
Mahalleyi boyadıklarında çok sevinçliydik.We felt very happy when they painted the neighborhood.
İvica "Yanitsa'nın iki saniye farkla kazandığını duyunca sevinçten yerimde duramadım."When I heard Janica had won by two seconds I was jumping up and down in joy," Ivica said.
Hükümet tarafında ise sevinç ve ihtiyat birlikte görüldü.For the government, joy is tempered with caution.
Havaya ateş açmak, Türk kültüründe bir sevinç ve kutlama hareketi olarak görülüyor.Shooting in the air is regarded as a celebratory gesture in Turkish culture.
Spiriç, "BH'nin bu büyük gününde, sevincimi bütün vatandaşlarımla paylaşmak istiyorum."On this big day for BiH, I wish to share the joy with all my compatriots.
İstanbul'daki iftar çadırlarının önünde uzun kuyruklar oluşuyor. [Nihan Sevinç/SETimes]Long lines keep busy the Iftar tents in Istanbul. [Nihan Sevinc/SETimes]
1 Ocak 2007'de AB'ye katılan Bulgaristan, üyelik sevincini coşkulu kutlamalarla taçlandırmıştı.There were huge celebrations across Bulgaria on January 1st 2007 to mark the country's EU entry.
Rapor sevinçle karşılanmasına rağmen, beraberinde endişeler de getirdi.Although the report was cause for celebration, it also fueled concerns.
Karamanlis sevinçli taraftar kalabalığına, "Bugün kazanan veya kaybeden olmamıştır," dedi."There are no winners and losers today," Karamanlis told a cheering crowd of supporters.
Karadağ hükümeti ve muhalefetin tamamı AK'nin tavsiyesini sevinçle karşıladı.Montenegro's government and the entire opposition hailed the EC recommendation.
Türkiye'nin ilk Nobel Ödülü sahibi olan yazar, ödülü sevinçle kabul ettiğini söyledi.The author, who is Turkey's first Nobel Prize winner, said he accepted the award with joy.
Noel Baba hediye getirdiğinde, çocukların sevinci yüzlerinden okunuyor.When Santa Claus brings gifts, the gratification is clear on children's faces.
Kodar Klariç'in bu fikrini sevinçle karşıladı ve heykeli kendisi yapmayı kabul etti.She was delighted with Klaric's idea and agreed to make the sculpture herself.
AB üyelik kararı Bulgaristan'da sevinçle karşılandıBulgaria hails decision on EU entry
Rilkovski, "Benim için haçı getirmekten daha büyük bir sevinç olamaz.There is no bigger joy for me than retrieving the cross.
Priştine ve Üsküp'teki etnik Arnavut milletvekilleri sevinçten havalara uçuyorlardı.Pristina and ethnic-Albanian lawmakers in Skopje were ecstatic.
Öte yandan Priştine ise sevincini ifade etti.On the other hand, Pristina expressed its delight.
Sevinçle, yüksek sesle bağırınShout aloud in jubilation
Lola'nın ilk stüdyo filmi 2004 Özbek filmi Sevinch'teydi .Lola's first studio movie appearance was in the 2004 Uzbek film Sevinch.
Ve Crick sevinçle kükredi.And Crick gave a roar of delight.
Şarkılar Gürcülere her zaman sevinçte ve kederde, savaşta ve emekte eşlik etmiştir.Songs have always accompanied the Georgians in joy and sorrow, in battle and labor.
Rus yazar Lilya Brik serginin beklenmedik bir sevinç olduğunu yazdı.[1]Lilya Brik wrote that it was an unexpected joy.[1]
Uyanık Olmanın Sevinci (Asuntos de un Hidalgo Disoluto), ABD'de Brookline Books tarafından 2010.The Joy of Being Awake (Asuntos de un Hidalgo Disoluto), pub. by Brookline Books in the US 2010.
Tom sevincinden çılgına dönmüştü.Tom war närrisch vor Freude.
Uçmak için kuş olmak gerekmiyor, küçük sevinçler olsun yeter!Um fliegen zu können, muss man kein Vogel sein. Um fliegen zu können, reichen kleine Glücksmomente.
Sen, yaşam ve sevincin koruyucusu!Du, Bewahrerin von Leben und Freude!
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Sie wird Friede und Freude kennen, Damit wir in vollkommenem Glück leben.
Brecht bu değişimi sevinçle karşıladı ve sanatçı arkadaşlarını bu yeni şansı kullanmak için çağırdı..Brecht begrüßte die Änderungen und rief seine Künstlerkollegen dazu auf, die neuen Chancen zu nutzen.
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Als sie den Stern sahen, wurden sie von sehr großer Freude erfüllt.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Die Freude des Vaters und seiner Kinder über das Wiedersehen ist groß.
Sevinç ise bir insanın geçici olarak hissettiği hoş bir duygudur.Eine Laune ist eine vorübergehende Gemütsstimmung des Menschen.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.Sie laufen zusammen glücklich aus der Anstalt.
Yaşama Sevinci 1793 Gardiyan (Yön.)Warten auf den Geliebten, 1793 (Christie’s).
Sevinç ve neşe anlamındadır.Beklommenheit (qabḍ) und Beglückung (basṭ).
Sarayda büyük bir sevinç vardır.Im Palast befinden sich zwei große Festsäle.
Hüzün ve sevinç bir arada.Zwischen Freude und Niedergeschlagenheit.
Yeni ev arkadaşı Sevinç'tir.Der neue Burgherr wirkt freundlich.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.Als es mit dem Erfolg bergab ging, begann er sich dem Glücksspiel zuzuwenden.
Sonra halkın sevinç gösterileri arasında maiyetiyle birlikte şatosuna girer.Er steht auf einem Postament und redet zu den Menschen.
Köylülerin sevinç gösterileri arasında genç çift kiliseye giderler.Die Bauern begrüßen einander fröhlich vor der Kirche.
1926) 19 Nisan - Ümit Ömer Sevinç, Ümit Usta adıyla bilinen aşçı. (d.Wien, 26. April. (…) Löblich, über das Gesuch des Kaffeesieders Hochleitner (…).
Eyüp Kemal Sevinç, (d.Gott hilft gewiß), Glückauf (ehem.
Çifte kupası sevinci yaşadı.Geteilte Freude ist doppelte Freude.
Osmanlının bu hezimeti Avrupa'da büyük sevinçle karşılandı.Seine Werke wurden in Europa mit großem Interesse aufgenommen.
Böylece, kariyerinde üçüncü kez Süper Lig'e yükselme sevinci yaşadı.Durch die errungene Vizemeisterschaft stieg er zum dritten Mal in seiner Karriere in die Süper Lig auf.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Alle entfernen sich jubelnd.
1994 yılında Houston Rockets ile NBA şampiyonluğu sevincini yaşadı.Als Spieler gewann er 1994 und 1995 mit den Houston Rockets die NBA-Meisterschaft.
Uygulayıcı yapımcısı ise Erdoğan Sevinç'tir.Der sich selbst verwirklichende Mensch.
Henüz 6. dakikada, Colaussi ile öne geçen İtalyanlar'ın sevinci 2 dakika sürdü.Die favorisierten Italiener gingen schon nach sechs Minuten durch ihren Linksaußen Colaussi in Front.
Dağdaki cüceler sevinçle karşılamıştır.In den Bergen hört man Majas Freudengesang.
Sykes–Picot Anlaşması'ndan henüz haberdar olmayan Faysal'ın sevinci kursağında kalacaktı.Geheimverträge wie den Sykes-Picot-Vertrag würden sie ablehnen.
İlgili Sayfalar