sevinç ile cümle
sevinç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.Chúng đều theo người đi lên, thổi sáo, và vui mừng khôn xiết, đến nỗi đất rúng động bởi tiếng la của họ.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.모든 백성이 왕을 따라 올라와서 피리를 불며 크게 즐거워하므로 땅이 저희 소리로 인하여 갈라질듯하니
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.Og alt folket drog op efter ham, og de blåste på fløiter og jublet så høit at jorden revnet ved deres rop.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.ויעלו כל העם אחריו והעם מחללים בחללים ושמחים שמחה גדולה ותבקע הארץ בקולם׃
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.وصعد جميع الشعب وراءه وكان الشعب يضربون بالناي ويفرحون فرحا عظيما حتى انشقت الارض من اصواتهم.
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.眾 民 跟 隨 他 上 來 、 且 吹 笛 、 大 大 歡 呼 、 聲 音 震 地
Herkes kaval çalarak Süleymanın ardından yürüdü. Öyle sevinçliydiler ki, seslerinden adeta yer sarsılıyordu.眾民 跟隨 他 上來 、 且 吹笛 、 大大 歡呼 、 聲音 震地
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Derfor lo Sara ved sig selv og sa: Skulde jeg, nu jeg er blitt gammel, ha attrå, og min mann er også gammel.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››사라가 속으로 웃고 이르되 내가 노쇠하였고 내 주인도 늙었으니 내게 어찌 낙이 있으리요
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››lo hun ved sig selv og tænkte: "Skulde jeg virkelig føle Attrå. nu jeg er affældig, og min Herre er gammel?"
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Nevete azért Sára õ magában, mondván: Vénségemre lenne-é gyönyörûségem? meg az én uram is öreg!
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Sa-ra cười thầm mà rằng : Già như tôi thế nầy , dễ còn được điều vui đó sao ? Còn chúa tôi cũng đã già rồi !
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Sa-ra cười thầm mà rằng: Già như tôi thế nầy, dễ còn được điều vui đó sao? Còn chúa tôi cũng đã già rồi!
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Εγελασε δε η Σαρρα καθ' εαυτην λεγουσα, Αφου εγηρασα, θελει γεινει εις εμε ηδονη και ο κυριος μου γερων;
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››Сарра внутренно рассмеялась, сказав: мне ли, когда я состарилась, иметь сие утешение? и господин мой стар.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››ותצחק שרה בקרבה לאמר אחרי בלתי היתה לי עדנה ואדני זקן׃
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››فضحكت سارة في باطنها قائلة أبعد فنائي يكون لي تنعم وسيدي قد شاخ.
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››撒 拉 心 裡 暗 笑 、 說 、 我 既 已 衰 敗 、 我 主 也 老 邁 、 豈 能 有 這 喜 事 呢
İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››撒拉 心 裡 暗笑 、 說 、 我 既 已 衰敗 、 我 主 也 老邁 、 豈 能 有 這 喜事 呢
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Chi tra voi è nel dolore, preghi; chi è nella gioia salmeggi
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.¿Está afligido alguno entre vosotros? ¡Que ore! ¿Está alguno alegre? ¡Que cante salmos
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Está aflito alguém entre vós? Ore. Está alguém contente? Cante louvores.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Este vreunul printre voi în suferinţă? Să se roage! Este vreunul cu inimă bună? Să cînte cîntări de laudă!
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Får någon bland eder utstå lidande, så må han bedja.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Jest kto utrapiony między wami, niechże się modli; jest kto dobrej myśli, niechajże śpiewa.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Jest-li kdo z vás zkormoucený? Modliž se. Pakli jest kdo mysli dobré? Prozpěvuj Pánu.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Jos joku teistä kärsii vaivaa, niin rukoilkoon; jos joku on hyvillä mielin, veisatkoon kiitosta.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.너희 중에 고난 당하는 자가 있느냐 저는 기도할 것이요 즐거워하는 자가 있느냐 저는 찬송할찌니라
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Leidet jemand unter euch, der bete; ist jemand gutes Muts, der singe Psalmen.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Lider nogen iblandt eder ondt, han bede; er nogen vel til Mode, han synge Lovsang!
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Lider nogen iblandt eder ondt, han bede; er nogen vel til mote, han synge lovsanger.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Szenved-é valaki köztetek? Imádkozzék. Öröme van-é valakinek? Dícséretet énekeljen.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Trong anh em có ai chịu khổ chăng? Người ấy hãy cầu nguyện. Có ai vui mừng chăng? hãy hát ngợi khen.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Trong anh_em có ai chịu khổ chăng ? Người ấy hãy cầu_nguyện . Có ai vui_mừng chăng ? hãy hát ngợi_khen .
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Trpi li kdo med vami, naj moli. Je li kdo dobre volje, naj prepeva hvalnice.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Trpí niekto medzi vami? Nech sa modlí. Je niekto veselej mysle? Nech spieva žalmy.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Κακοπαθει τις μεταξυ σας; ας προσευχηται ευθυμει τις; ας ψαλλη.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Злостраждет ли кто из вас, пусть молится. Весел ликто, пусть поет псалмы.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.Хто між вами тяжко страдає? нехай молить ся. Хто радїє? нехай сьпіває.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.כי יצר לאיש בכם הוא יתפלל ואשר ייטב לבו הוא יזמר׃
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.أعلى احد بينكم مشقات فليصلّ. أمسرور احد فليرتل.
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.你 們 中 間 有 受 苦 的 呢 、 他 就 該 禱 告 。 有 喜 樂 的 呢 、 他 就 該 歌 頌
İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin.你 們中間 有 受苦 的 呢 、 他 就 該 禱告 。 有喜 樂 的 呢 、 他 就 該歌頌
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Az utczákon panaszkodás hallik a bor miatt; minden öröm alkonyra szállt, a föld vígassága elköltözött.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Därute höres klagorop över vinet; all glädje är såsom en nedgången sol, all jordens fröjd har flyktat.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.En las calles se oye el lamento por el vino. Todo gozo se oscurece; la alegría de la tierra ha sido desterrada
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Há lastimoso clamor nas ruas por falta do vinho; toda a alegria se escureceu, já se foi o prazer da terra.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Jadikovanje zaradi vina je po ulicah; zatonilo je vse veselje, izginila je radost zemlje.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.포도주가 없으므로 거리에서 부르짖으며 모든 즐거움이 암흑하여 졌으며 땅의 기쁨이 소멸되었으며
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man jamrer over Vinen på Gaden, bort er al Glæde svundet; landflygtig er Landets Fryd.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man klagt um den Wein auf den Gassen, daß alle Freude weg ist, alle Wonne des Landes dahin ist.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Nárek bude na uliciach pre víno, zatemnená bude všetka radosť, odstehuje sa veselosť zeme.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Naříkání bude na ulicích pro víno, zatemněno bude všeliké veselí, odstěhuje se radost země.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Narzekanie będzie na ulicach dla wina; zaćmione będzie wszelkie wesele, a przeniesie się radość ziemi.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người ta kêu la trong đường phố vì cớ rượu; mọi sự vui đều trở nên tăm tối; sự mừng rỡ trong xứ đi đâu rồi!
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người_ta kêu_la trong đường_phố vì cớ rượu ; mọi sự vui đều trở_nên tăm_tối ; sự mừng_rỡ trong xứ đi đâu rồi !
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.On crie dans les rues, parce que le vin manque; Toute réjouissance a disparu, L`allégresse est bannie du pays.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.På gatene lyder klagerop over vinen; all glede er borte, landets fryd er blitt landflyktig.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Per le strade si lamentano, perché non c'è vino; ogni gioia è scomparsa, se ne è andata la letizia dal paese
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Pe uliţe se strigă după vin; s'a dus orice desfătare, nu mai este nicio veselie în ţară.