Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.また華美な服装は苦手。
Onun sevimli kişiliği tüm ABD'ye oradan da dünyaya yayılır.その廉価さから、アメリカをはじめとする世界各国に広く普及した。
Sevim ile iyi bir arkadaştır.夫とは仲良しである。
O, en sevimli ve hoş taraflara ve görünüşe sahip" diyordu.可愛らしいファッションと容姿とのギャップもイイ」と評した。
Çok tatlı, çok sevimli.とても可愛く、優しい。
Sevimli, sürekli yeni şeyler öğrenmek ve denemek isteyen bir çocuktur.日々、新しい何かを求めている好奇心旺盛な青年。
Sevimli bir yaşlı kadın olan amatör dedektif Miss Marple da çok tutuldu.ミス・マープル 探偵趣味の老婦人。
Clarence: Eğlenceyi seven, son derece sevimli ve tombul 9 yaşında bir çocuktur.純粋無垢で茶目っ気があり、好奇心旺盛な9歳の男子。
Shiina (死無): Sevimli pembe bir tavşan gibi görünen bir kadın shinmadır.ラプタ 声 - 深見梨加 サニーのように美へのこだわりが強い赤いレオタードを着た女性。
Betty: Vipo'nun sevimli oyuncak kedisi.ポック ズーのペットの小鳥。
Davy yaramaz olduğu kadar akılı ve sevimlidir.デビル 意地悪で可愛らしい担任。
Sevimli ve oyuncudur.イケメンで大人気の俳優。
Mezarı Eyüp'te Bahariye Mevlevihanesi karşısındadır. ^ Sevim, Nidayi.臨終遺命:「斂以法服,載以露車,還葬舊墓,隨得一地,容棺而已。
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.是位十分成熟的女性,帶著眼鏡。
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.涂装 仅仅是看着好看而已。
Yanık Saraylar, Sevim Burak.金氣伏藏,則火益熾。
Çok tatlı, çok sevimli.3.美好、甜蜜。
Sevim, Ali.이런, 이란》.
Çok tatlı, çok sevimli.무척, 무척 잘생겼다.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.참고로 안경을 착용한 여자.
Tacitus onu, döneminin en sevimli kadını diye tanımlar.테오파노는 당대 최고의 미녀였다고 전해진다.
Komik ve sevimli bir kişiliği vardır.상냥스럽고 사랑스러운 성격이다.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.הייתה גם התנגדות חוזרת ונשנית להתהדרות בלבוש.
Sevimli şirin bir tavşandır.זהו כריש קטן ומוזר.
Sevim, Ali.חרמוני, ל.
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."יש גם כמה שחקנים שמדברים אנגלית בצורה נפלאה שרציתי לעבוד איתם."
Sevim Ak'ın yazmış olduğu bu kitap, ilkokula giden küçük bir kız çocuğunun günlüğünden oluşan bir roman.המושג הזה, אלוהים, קצת מזכיר לי את 'חיית החושך' שבספר הילדים הראשון שלי.
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."Говори добре английски и умее да бъде очарователна“.
Betty: Vipo'nun sevimli oyuncak kedisi.Бети – плюшена котка-играчка.
Sevim, Ali.Поузнър, Алън.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.Volio se elegantno odjevati.
Sevimli şirin bir tavşandır.Prekrasna Poljica Kozička!
Kayınbiraderleri onlara kendi kardeşlerinden daha sevimli gelecek.Njegov je rad ostao poznatijim od bratova.
Türlü oyunları, hareketli yapısı ve sevimli görüntüsü ile kendini sevdirmeyi başarır.Sliku mu privlače likovnom spontanošću, zapažanjem i maštovitošću.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.Morala pa se mu je pokazati tudi v lepih oblačilih.
Ulvi ve Sevim evlenirler.Kralj Matjaž in Lenčica se poročita.
O, en sevimli ve hoş taraflara ve görünüşe sahip" diyordu.Opisal ga je kot »...eno od najlepših, najbolje grajenih in najbolj naseljenih mest.
Komik ve sevimli bir kişiliği vardır.Bil je zelo topla in ljubeča osebnost.
Alexander imparator olduğunda, genç, sevimli, iyi niyetli ve tamamıyla annesinin yönetimi altındaydı.Kai Aleksandras tapo imperatoriumi, jis buvo jaunas, draugiškas, gerų norų ir visiškai po motinos padu.
123. ^ Ali Sevim, Yaşar Yücel (1990).Daina Bonne nuit ma chérie (1960 m.)
Yanık Saraylar, Sevim Burak.Sudegė klojimas, senelių prieglauda.
İçindeki evler de orman kadar sevimlidir.Tokio pat dydžio kaip ir miškinė kiaunė.
Ben de tekrar giyerek sevimli gözükeceğini düşündüm.Taip visai nenorima parodyti, kad siekiama gražių, naujų drabužių.
Sevim, Ali.III köide, lk.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.Afroamerykanin, czarujący, obszarpany, bezdomny, na skrzypcach mających tylko dwie struny.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.Een zwarte man. Charmant, verlopen, dakloos. HIj speelde op een viool met maar twee snaren.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.Elbűvölő, rongyos, hajléktalan. Olyan hegedűn játszott, aminek csak két húrja volt.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.아프리카 계통의 미국 남성 연주자는 매력적이고 다부진 노숙자였는데 두 줄 밖에 없는 바이올린을 연주하고 있었습니다.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.אדם אפרו-אמריקאי, מקסים, מחוספס, חסר בית, מנגן בכינור בעל שני מיתרים בלבד.
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.رجلٍ أمريكي من أصل أفريقي ساحر .. مُعدم ... مُشرد يعزف على كمان يحوي فقط وترين
Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu.感じの良い無骨なホームレスでした 彼は弦がたったの2本しかないバイオリンを弾いていました この話をご存じの方も多いと思います
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Basta che mi possa sempre trasformare, qualcosa di giovane e carino sarebbe meglio, no?
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Da jeg alligevel skal forvandle mig, - - er det bedre at se ung og køn ud.
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Koska minä muutun kuitenkin- -voisin olla nuori ja nätti.
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Mas, já que vou ter de me transformar, será melhor em algo jovem e querido, não é?
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?När jag ändå ska omvandla mig- -är det bättre att se ung och söt ut.
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Pero como voy a transformarme de todas maneras, mejor que sea en algo joven y mono, ¿no?
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Skoro i tak chcę się transformować, niech to będzie coś młodego i ładnego.
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Αλλά αφού θα μεταμορφωθώ έτσι κι αλλιώς κάτι νέο και χαριτωμένο θα ήταν καλύτερο, σωστά;
Ama nasılsa şekil değiştireceksem, genç ve sevimli bir tip daha iyi olur, ha?Но поскольку я всё равно трансформируюсь, то уж лучше во что-то молодое и красивое, верно?