Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Tocmai a fost lansat, de fapt a fost lansat de Ziua Îndrăgostiților, 14 februarie, cam cu zece zile în urmă.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Wszedł w życie niedawno, bo w Walentynki. Czternastego lutego, dziesięć dni temu.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Βασικά μόλις βγήκε στην αγορά, την ημέρα του Αγίου Βαλεντίνου, στις 14 Φεβρουαρίου, περίπου δέκα ημέρες πριν.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Вони власне тільки випущені, на день святого Валентина, 14-го лютого, близько десяти днів назад.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Наскоро е пуснат на пазара -- на свети Валентин, на 14 февруари, преди десет дни.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.Они только выпущены, на самом деле в день святого Валентина, 14-го февраля, десять дней назад.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.למעשה זה יצא ממש עכשיו, בחג האוהבים, ה-14 לפברואר, לפני 10 ימים.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.قد طرح في الاسواق في عيد الحب مؤخرا، في يوم 14 فبراير , اي قبل 10 ايام.
Aslında daha yeni piyasaya çıktı, Sevgililer Günü'nde, 14 Şubat, yaklaşık on gün önce.始まったばかりなのです ニューヨークの保健省が訪ねてきて
Ay yeni ama aşk eskidi. Burada beklerken, bu kalbim bir şarkı söylüyor "Sevgilim bana geri gel."la luna es nueva, pero el amor es viejo. y mientras espero, mi corazón canta: "amor, vuelve a mí".
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›A tak rzekł Pan onej winnicy: Cóż uczynię? poślę syna mego miłego, snać gdy tego ujrzą, zawstydzą się.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Chủ vườn nho bèn nói rằng : Ta làm thể_nào ? Ta sẽ sai con_trai yêu_dấu ta đến ; có_lẽ chúng_nó sẽ kính_nể !
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Chủ vườn nho bèn nói rằng: Ta làm thể nào? Ta sẽ sai con trai yêu dấu ta đến; có lẽ chúng nó sẽ kính nể!
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Disse allora il padrone della vigna: Che devo fare? Manderò il mio unico figlio; forse di lui avranno rispetto
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Disse então o senhor da vinha: Que farei? Mandarei o meu filho amado; a ele talvez respeitarão.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Entonces el señor de la viña dijo: "¿Qué haré? Enviaré a mi hijo amado; quizás a éste le tendrán respeto.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›포도원 주인이 가로되 어찌할꼬 내 사랑하는 아들을 보내리니 저희가 혹 그는 공경하리라 하였더니
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Niin viinitarhan herra sanoi: `Mitä minä teen? Minä lähetän rakkaan poikani; häntä he kaiketi kavahtavat.`
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Stăpînul viei a zis: ,,Ce să fac? Am să trimet pe fiul meu prea iubit; poate că îl vor primi cu cinste.``
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Tedy řekl Pán vinice: Co učiním? Pošli svého milého Syna. Snad když toho uzří, ostýchati se budou.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Vtedy povedal pán vinice: Čo urobím? Pošlem svojho milovaného syna, dozaista, keď uvidia toho, budú sa hanbiť.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Рече ж пан виноградинка: Що робити? пішлю сина мого любого: може, того побачивши, посоромлять ся.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›Тогава стопанинът на лозето рече: Що да сторя? Ще изпратя любезния си син; може него да почетат.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›ויאמר בעל הכרם מה אעשה אשלחה את בני את ידידי כראותם אותו אולי יגורו מפניו׃
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›فقال صاحب الكرم ماذا افعل. أرسل ابني الحبيب. لعلهم اذا رأوه يهابون.
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›園 主 說 、 我 怎 麼 辦 呢 . 我 要 打 發 我 的 愛 子 去 . 或 者 他 們 尊 敬 他
‹‹Bağın sahibi, ‹Ne yapacağım?› dedi. ‹Sevgili oğlumu göndereyim. Belki onu sayarlar.›園主說 、 我 怎麼辦 呢 . 我 要 打發 我 的 愛子 去 . 或者 他 們 尊敬 他
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Jag är min väns, och min vän är min, där han för sin hjord i bet ibland liljor.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Já jsem milého mého, a milý můj jest můj, kterýž pase mezi lilium.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.나의 사랑하는 자가 자기 동산으로 내려가 향기로운 꽃밭에 이르러서 동산 가운데서 양떼를 먹이며 백합화를 꺾는구나
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Ljubi moj je šel doli na vrt svoj, h gredicam balzamovim, da bi pasel po vrtih in trgal lilije.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Lương nhơn tôi đi xuống vườn người , Nơi vuông đất hương_hoa , Ðặng chăn trong vườn , Và bẻ hoa huệ .
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Lương nhơn tôi đi xuống vườn người, Nơi vuông đất hương hoa, Ðặng chăn trong vườn, Và bẻ hoa huệ.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Miły mój wstąpił do ogrodu swego między zagonki ziół wonnych, aby pasł w ogrodach, i żeby zbierał lilije.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Min Ven gik ned i sin Have, ti lBalsambedene, for at vogte sin Hjord i Haverne og sanke Liljer.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Môj milý sostúpil do svojej zahrady, k záhonom vonín, aby pásol v zahradách a aby trhal ľalie.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için."Rakkaani on mennyt yrttitarhaansa, balsamilavojen luo, paimentamaan yrttitarhoissa ja liljoja poimimaan.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Мой возлюбленный пошел в сад свой, в цветники ароматные, чтобы пасти в садах и собирать лилии.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.Моят възлюбен слезе в градината си, в лехите с ароматите. За да пасе в градините и да бере крем.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.דודי ירד לגנו לערוגות הבשם לרעות בגנים וללקט שושנים׃
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.حبيبي نزل الى جنته الى خمائل الطيب ليرعى في الجنات ويجمع السوسن.
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.我 的 良 人 下 入 自 己 園 中 、 到 香 花 畦 、 在 園 內 牧 放 群 羊 、 採 百 合 花
Bahçesine indi sevgilim, Güzel kokulu tarhlara, Bahçede gezinmek, zambak toplamak için.我的良人 下 入 自己 園中 、 到 香花畦 、 在 園內 牧放 群羊 、 採百合花
Bakın; sevgilim beni terketti, bu akşam çekip gitti.Mire, mi novia me ha dejado. Se ha ido esta tarde.
Bakın, sevgilim bu akşam burada bavul hazırlıyordu çünkü yarın seyahate gidiyor.Mire, mi novia estaba esta tarde aquí haciendo la maleta porque mañana se va de viaje.
Bak, sevgilim Marta yurt dışına çalışmaya gidiyor.Mira, Marta, mi novia, se va, se va fuera a trabajar.
Başkasını istemem, başka sevgili istemem. Bu bizim hayatımız, bizim zamanımız.Ik wil geen ander, geen ander geliefde, dit is ons leven, tijd van ons.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Damas y caballeros, queridos amigos.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Dámy a pánové, přátelé.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Doamnelor şi domnilor, stimaţi prieteni,
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Hölgyeim és uraim, kedves barátaim.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Hyvät naiset ja herrat, rakkaat ystävät.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.신사 숙녀 여러분, 친애하는 동지 여러분!
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Meine Damen und Herren, liebe Freunde.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Mesdames et Messieurs, chers amis.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Mine damer og herrer, kære venner.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Panie i Panowie, przyjaciele.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Thưa quý ông, quý bà, các bạn thân mến.
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Thưa quý vị,các bạn thân mến
Baylar bayanlar, sevgili arkadaşlar.Κυρίες και κύριοι, αγαπητοί φίλοι.