17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17 osób było zakochanych z wzajemnością, a 15 właśnie dostało kosza.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17 persone reciprocamente e intensamente innamorate, e 15 molto innamorati ma abbandonati da poco
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17 verliefden wiens liefde werd geaccepteerd; en 15 verliefden die zojuist zijn gedumpt.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17 були до нестями закохані і їм відповіли взаємністю, тоді коли 15 інших були покинуті.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17 מהם היו מאוהבים בטירוף ואהבתם נענתה; ו 15 מהם היו מאוהבים בטירוף וזרקו אותם.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.17ممن كانوا يهيمون بالحب تمسكوا بحبهم و 15ممنهم تنازلوا عن حبهم
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.De esas personas, 17 estaban locamente enamoradas y correspondidas y 15 locamente enamoradas y despechadas.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.U 17 ze zamilovaných byla jejich láska opětována a 15 zamilovaných dostalo právě kopačky.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.Семнадцати из них отвечали взаимностью, а пятнадцать были брошены.
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.其中17個相戀緊嘅人,佢哋嘅愛有被對方接受 其餘15個人都係瘋狂地愛緊,但佢哋啱啱被人拋棄
17 kara sevdalı, aşklarına cevap bulmuşlardı, kalan 15'ini de, aşkları yeni terketmişti.残りの15人はふられたばかりです まずはそれについてお話しします
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Bei "Abyss" konnte ich meine Vorliebe für die Unterwasserwelt und das Tauchen mit dem Filmemachen verbinden.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.E con "The Abyss" ho unito il mio amore per le profondità e le immersioni con la realizzazione di un film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Elokuvassa "Abyss - syvyys" yhdistin rakkauteni vedenalaiseen maailmaan elokuvan teon kanssa.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.En met "The Abyss", bracht ik m'n liefde voor onderwater en duiken, samen met films maken.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Halál és A mélység titka. A Mélység titkában összehoztam a két szerelmemet a merülést és a filmrendezést.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum."어비스"에는 깊은 바다와 잠수에 대한 제 애정을 함께 담았습니다.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Och med "Avgrunden" så kombinerade jag min kärlek för undervatten och dykning med filmskapande.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Og med "Dybet" satte jeg min kærlighed for det at være under vandet og dykning sammen med det at skabe film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Și cu "Abisul", am împreunat dragostea mea pentru peisajele subacvatice și scufundarea cu creația de filme.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Và với "The Abyss", tôi hòa chung tình yêu của mình dành cho thế giới nước và việc lặn với cùng việc làm phim.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.V "Propasti" jsem spojil dohromady svou lásku k světu pod hladinou a potápění s filmem.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.W "Otchłani" udało mi się połączyć moje zamiłowanie do świata podwodnego i nurkowania oraz kręcenia filmów.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Y con "The Abbys", junté mi amor por estar bajo el agua y el buceo, con hacer películas.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Και με την "Άβυσσο", συνδύασα την αγάπη μου για τη θάλασσα και τις καταδύσεις με τη σκηνοθεσία.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.В "Бездне" соединились моя любовь к подводным погружениям и кинематограф.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.И с "Бездната," аз комбинирах моята любов към подводния свят с правенето на филми.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Я поєднав у "Безодні" мою любов до підводного світу з кінематографом.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.ועם הסרט "מצולות", שילבתי את אהבתי למעמקי הים וצלילה, עם עשיית סרטים.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.وفي فلم " ذا أبيس " كنت اضع مع حبي للاعماق والغوص حبيَ لصناعة الافلام
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.愛情を 映画制作に注ぎました 二つの情熱を組み合わせたんですね
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.Für mich ist ein Buch nicht nur ein Buch, es ist eine Liebesaffäre.
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.Minulle kirja ei ole vain kirja, se on rakkaussuhde.
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.Pentru mine o carte nu este doar o carte, este o poveste de iubire.
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.Per me un libro non è solo un volume, è una storia d'amore.
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.Voor mij is een boek niet alleen maar een boek, het is een liefdesverhouding.
Bana göre kitap sadece bir kitap değil, bir sevda olayı.بالنسبة الي الكتاب هو ليس فقط كتاب، انه علاقة كتاب.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.동료들과 제가 했던 것은 32명의 사랑에 깊게 빠진 사람들을 자기 공명 영상 뇌 스캐너로 검사를 해 보았습니다.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Eu şi colegii mei am supus 32 de persoane, îndrăgostite nebuneşte, unei scanări funcţionale RMN a creierului.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Kar smo jaz in moji kolegi storili, je, da smo 32 noro zaljubljenih ljudi, slikali s funkcijskim MRI aparatom.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Lo que mis colegas y yo hicimos fue poner a 32 personas locamente enamoradas en un escáner funcional IRM
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Podłączyliśmy 32 szaleńczo zakochane osoby do skanera rezonansu magnetycznego mózgu.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Εγώ και οι συνεργάτες μου εξετάσαμε 32 ανθρώπους που ήταν τρελά ερωτευμένοι με έναν μαγνητικό τομογράφο.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Мы с коллегами провели ЯМР-исследование мозга 32 безумно влюблённых людей.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Разом з колегами я зробила 32 людям, котрі були до нестями закохані, магнітно-резонансно томографію.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.אני ועמיתיי הכנסנו 32 אנשים, מאוהבים בטירוף, לתוך סורק מוח, אמ-אר-איי תפקודי.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.فلقد قمت مع زملائى بتعريض 32 شخص ممن يحبون بجنون لأشعة الرنين المغنطيسى للمخ
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.その32人は熱愛中です うち17人は両想いです
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.我同我啲同事將32個瘋狂地戀愛緊嘅人 放入一部大腦功能磁力共振掃描儀
Bu bahçe onlar için bir sevdaya dönüştüCuyosjardines se convierten en infatuación
Bu bahçe onlar için bir sevdaya dönüştüSes jardins deviennent un engouement
Bu bahçe onlar için bir sevdaya dönüştüويصبحون مفتونين بحدائقها
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Am scris ceva Bisericii, dar Diotref, căruia îi place să aibă întîietatea între ei, nu vrea să ştie de noi.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Escrevi alguma coisa � igreja; mas Diótrefes, que gosta de ter entre eles a primazia, não nos recebe.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.He escrito a la iglesia; pero Diótrefes, quien ambiciona ser el primero entre ellos, no nos admite
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Írtam a gyülekezetnek; de Diotrefesz, a ki elsõséget kíván közöttük, nem fogad el minket.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.내가 두어자를 교회에게 썼으나 저희 중에 으뜸되기를 좋아하는 디오드레베가 우리를 접대하지 아니하니
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Pisałem do zboru waszego; ale Dyjotrefes, który chce być przedniejszy między nimi, nie przyjmuje nas.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Pisal sem nekaj vaši cerkvi, ali Diotrefej, ki hoče prvakovati med njimi, nas ne sprejme.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Písal som sboru, ale Diotrefes, ktorý chce byť prvým medzi nimi, nás neprijíma.