Hemen trende sessizce açtım.لذا فقد قمت بتشغيله في القطار بصوت ٍ عالٍ.
Hemen trende sessizce açtım.インドで電車に乗ると
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.세명 모두가 발끝으로 멀리 이동으로 명확하게들을 수 있습니다.
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.Počul, ako jasne všetky tri vzdialil po špičkách.
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.Slyšel, jak jasně všechny tři vzdálil po špičkách.
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.יכולתי לשמוע בבירור בכל שלושת התרחקה על קצות האצבעות.
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.كما يمكن أن يسمع بوضوح كل ثلاثة ابتعدت على أطراف أصابعه.
Her üç sessizce uzaklaşırken açıkça duymak olabilir.今では誰もが朝までそれ以上のグレに来ないだろうと確信しました。
İçeri gir ve sessizce uyu.Menj és aludj.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."C'est la boisson!" Ses lèvres répétée sans bruit.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Det är den dryck!" Hans läppar upprepade ljudlöst.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Đó là thức uống!" Đôi môi của mình lặp đi lặp lại noiselessly.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."É a bebida!" Lábios repetidas sem ruído.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."E 'la bevanda!" Le sue labbra ripetuto senza rumore.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Es ist das trinken!" Seine Lippen wiederholten geräuschlos.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Es la bebida!", Repitió sus labios sin hacer ruido.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Este băutura!" Buzele sale repetate fără zgomot.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Ez az ital!" Szája hangtalanul ismételte.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Gre za pijačo!" Ustnice ponovi neslišno.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Het is de drank! 'Zijn lippen herhaalde geruisloos.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Ini minum!" Ulang bibirnya tanpa suara.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Je to pitie!" Opakoval potichu pery.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Je to pití!" Opakoval potichu rty.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."그것은 마셔!"그의 입술이 조용하게 반복했다.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Se on juoda!" Huulillaan toistaa äänettömästi.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."To drink!" Usta powtarza cicho.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Είναι το ποτό!" Τα χείλη του επανέλαβε αθόρυβα.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Това е напитка!" Устните му отново безшумно.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Це напій!" Губами повторював безшумно.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı."Это напиток!" Губами повторял бесшумно.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı.وقال "انها تشرب!" المتكررة noiselessly شفتيه.
"Içki" dudaklarını sessizce, tekrarladı.彼はゆっくりと後方に回転させ、彼について見つめて残った。
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Dans les deux cas, les derniers jours doivent être un calme réconfort.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Em ambos os casos, os últimos dias têm de ser dias de calma e tranquilidade.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.En ambos casos, los últimos días son de un consuelo silencioso.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.În ambele cazuri, muribundul are nevoie de asigurări.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In beide gevallen gaan de laatste dagen over rustige aanvaarding.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In beiden Fällen geht es in den letzten Tagen um stille Beruhigung.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In entrambi i casi, gli ultimi giorni necessitano di serena rassicurazione.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.하지만 두 경우 모두, 마지막 날들은 차분한 확신과도 같았습니다.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Men i båda fallen så handlar de sista dagarna om försäkran.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Pada kedua kasus, hari-hari terakhir adalah penghiburan yang sunyi.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Trong cả hai trường hợp, những ngày cuối cùng đều khá thanh thản.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.V obidvoch prípadoch sú posledné dni o upokojení.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.V obou případech jsou poslední dny o tichém ujištění.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.W obu przypadkach chodzi o zapewnienie.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Και στις δύο περιπτώσεις, οι τελευταίες ημέρες σχετίζονται με ήσυχες διαβεβαιώσεις.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.В обоих случаях в последние дни нужно мужество.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.В обох випадках останні дні сповнені тихої впевненості.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.И в двата случая, последните дни са свързани с тихо успокоение.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.בשני המקרים, הימים האחרונים מוקדשים לנסוך שלווה ובטחון.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.في كلتا الحالتين، الأيام الأخيرة بها طمأنينة هادئة.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.ジムが先に亡くなりました 最後の最後まで意識があったものの
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.Am petrecut mult timp în acei ani de început plângând pe ascuns în vestiare.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.En los primeros años pasé mucho tiempo llorando en silencio en los camarines.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.In diesen frühen Jahren habe ich viel Zeit still weinend in Künstlergarderoben verbracht.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.In die verre tijden bracht ik veel tijd door in de kleedkamers, zachtjes huilend.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.J'ai passé beaucoup de temps à mes débuts à pleurer en silence dans les loges.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.전 처음 몇 년간을 탈의실에서 조용히 흐느끼며 보냈었습니다
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.Những năm đầu tiên đó tôi dành rất nhiều thời gian khóc lóc một cách thầm lặng trong phòng thay đồ.