Ana içeriğe geç
Sözlük

seslerin ile cümle

seslerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ve arkaplan seslerine tepki vermiyorlar.והם לא מגיבים לקולות רקע.
Ve arkaplan seslerine tepki vermiyorlar.ولا يتفاعلون مع أصوات الخلفية.
Ve arkaplan seslerine tepki vermiyorlar.もうすぐ電車の音が聞こえますが反応しません
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.Dan menurut saya, yang paling penting, ini memberikan mereka kesempatan untuk memiliki suara.
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.E o mais importante é isso: dar-lhes a oportunidade de ter essa voz.
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.Et je pense que, surtout, cela leur donne la chance de se faire entendre.
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.Ik denk dat het belangrijkste is dat het ze een kans geeft om mee te praten.
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.그리고 제일 중요한 것은 팬들에게 발언권을 주는 것입니다. 트위터는
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.Это самое важное и даёт им возможность высказаться.
Ve bence, en önemlisi, bu onlara seslerini duyurmaları adına fırsat sunuyor.وأعتقد أن الأكثر أهمية أنه يعطيهم الفرصة ليكون لهم صوت. أنا فقط أعتقد أن تويتر
Ve bu, sözcüklerdeki seslerin kusurlu bir temsiliyle sonuçlanır.그리고 그 결과는 단어의 소리를 표상하는데 결함을 가져오고,
Ve bu, sözcüklerdeki seslerin kusurlu bir temsiliyle sonuçlanır.והתוצאה היא פגיעה בייצוג של צלילי מילים,
Ve bu, sözcüklerdeki seslerin kusurlu bir temsiliyle sonuçlanır.وهذا يؤدي إلى خلل في تمثيل أصوات الكلمات ،
Ve bu, sözcüklerdeki seslerin kusurlu bir temsiliyle sonuçlanır.異なる空間定数を持つ脳の
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Acum Mac-ul face sunetul tăcerii.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Ahora mi Mac... Hace el sonido del silencio.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.소리가 안나..
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Maintenant le Mac fait le son du silence.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Nu maakt mijn Mac het geluid van stilte
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Ora il mio Mac fa il suono del silenzio.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Teraz Mac wydaje dźwięki ciszy.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Và giờ thì chiếc Mac đang kêu lên những thanh âm thảm thiết trong sự lặng yên.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Τώρα το Mac κάνει τους ήχους της σιωπής.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.И теперь мой Мак не подаёт признаков жизни.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.Сега Мак-ът издава звуците на тишината.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.עושה את קולות השקט.
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.يصدر أصوات الصمت.♪♪♪
Ve şimdi MAC sessizliğin seslerini çıkarıyor.復讐の夢に
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Cestovali zblízka aj zďaleka, lebo chceli, aby ich hlasy boli vypočuté.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Ed erano venuti da vicino e da lontano, per far sentire la propria voce.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Et ils venaient des alentours, ils venaient de loin parce qu'ils voulaient que leur voix soit entendue.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Ideutaztak közeli s távoli helyekről, mert hallatni akarták a hangjukat.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.In pripotovali so od blizu in daleč, saj so hoteli, da bi se njihov glas slišal.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.멀리에서 온 유권자들도 있었고, 가까이에서 온 유권자들도 있었습니다. 그들은 자신의 정치적 의견이 반영되기를 그토록 원했길 때문입니다.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Mereka datang dari sekitar, datang dari jauh, karena ingin suara mereka didengar.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Přicestovali z daleka i nedaleka, aby vyjádřili svůj názor.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Przybywali zarówno z bliskich jak i odległych regionów, ponieważ chcieli, żeby usłyszano ich głos.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Şi veniseră din apropiere, veniseră de departe, pentru că au dorit să-şi facă vocea auzită.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Tinham viajado de perto e de longe porque queriam fazer ouvir as suas vozes.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Und sie reisten an von nah und fern, weil sie wollten, dass ihre Stimmen gehört wurden.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Và họ đã đi bầu từ khắp nơi xa gần, bởi vì họ muốn tiếng nói của họ được lắng nghe.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Y venían de cerca y de lejos, porque querían hacer oír sus voces.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Ze waren van heinde en ver gekomen om hun stem te laten horen.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Και είχαν ταξιδέψει από μέρη κοντινά, από μακριά γιατί ήθελαν οι φωνές τους να ακουστούν.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Бяха пътували от близко и от далеч, защото искаха гласовете им да бъдат чути.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Вони приїжджали зблизька, вони приїжджали здалека, тому що хотіли, щоб їхній голос почули.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.Они шли и ехали из близких и отдаленных мест, потому, что хотели, чтобы их голоса были услышаны.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.והם באו מקרוב, הם באו מרחוק, מפני שהם רצו שקולם ישמע.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.لقد جاءوا من جميع المناطق القريبة والبعيدة، لرغبتهم في توصيل أصواتهم.
Ve ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi, çünkü seslerinin duyulmasını istiyorlardı.彼らの声を届けたかったからです 一人の投票者に聞きました「誰に投票するの?」
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.A tak při setkání s problémem státní správy jim až tak nezáleží na jejich hlasech.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Donc quand ils sont confrontés au problème de gouvernance, ils ne se soucient pas autant d'utiliser leur voix.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Geconfronteerd met het probleem van bestuur, malen ze er niet om hun stem te laten horen.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Khi họ đối mặt với vấn đề của chúng phủ, họ có thể không quan tâm lắm đến việc sử dụng tiếng nói của mình.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.그들이 정부의 문제에 직면했을 때, 스스로의 목소리를 내는 데에 있어서 별다른 신경을 쓰지 않죠.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Mas, quando são confrontados com o problema de governo, não se preocupam muito em utilizar a voz.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Por eso cuando enfrentan el problema del gobierno no les importa mucho hacer oir sus voces.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Takže keď sa stretnú s problémom štátu, príliš im na tom nezáleží ako použijú svoj hlas.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Tehát amikor a közigazgatás problémájával szembesülnek, nem igyekeznek hallatni a hangjukat.
Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Więc jeśli napotykają problem w państwie, nie zastanawiają się, jak używać swego głosu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod