Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.لكنهم يتفاعلون مع أصوات المقدمة. ستسمعون ذلك في ثانية.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.(笛の音)
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Dar reacționează la sunete proeminente.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.De az előtérben lévő zajokra reagálnak.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Maar ze reageren op voorgrondgeluiden.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Mais ils réagissent aux bruits de premier plan.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ma reagiscono ai suoni in primo piano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Mas reagem a sons em primeiro plano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Men de reagerar på förgrundsljud.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Nhưng chúng phản ứng với âm thanh phía trước .
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Pero reaccionan a ruidos en primer plano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Reagują na dźwięki w pobliżu.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Αντιδρούν όμως σε ήχους του προσκηνίου.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Але вони реагують на звуки, які попереду них.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Но они отреагируют на звуки переднего плана.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Но те реагират на звуци на преден план.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.(18:5) По всей земле проходит звук их, и до пределов вселенной словаих. Он поставил в них жилище солнцу,
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Der er ei tale, der er ei ord, ei høres deres* røst. / {* himlenes.}
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.det är ej ett tal eller språk vars ljud icke höres.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Het is duidelijk dat dat geen echte woorden zijn; het is immers niet te horen.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.그 소리가 온 땅에 통하고 그 말씀이 세계 끝까지 이르도다 하나님이 해를 위하여 하늘에 장막을 베푸셨도다
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.m [olyan] szó, sem [olyan] beszéd, a melynek hangja nem hallható:
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.når Himlens Røst over Jorden vide, dens Tale til Jorderigs Ende. På Himlen rejste han Solen et Telt;
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Neníť řeči ani slov, kdež by nemohl slyšán býti hlas jejich.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Niemasz języka ani mowy, gdzieby głosu ich słychać nie było.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Nieto reči ani nieto slov, aby nebolo čuť ich hlasu.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Non è linguaggio e non sono parole, di cui non si oda il suono
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Se ei ole puhetta, se ei ole kieltä, jonka ääni ei kuuluisi.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.בכל הארץ יצא קום ובקצה תבל מליהם לשמש שם אהל בהם׃
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.في كل الارض خرج منطقهم والى اقصى المسكونة كلماتهم. جعل للشمس مسكنا فيها
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.他 的 量 帶 通 遍 天 下 、 它 的 言 語 傳 到 地 極 。 神 在 其 間 為 太 陽 安 設 帳 幕
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.他 的 量帶通 遍 天下 、 它 的 言語傳 到 地極 。 神 在 其 間為 太 陽安 設帳幕
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Aber ich höre das Grollen der Räder.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale já jsem slyšel rachot kol.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale ja som počul rachot kolies.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale słyszę dudnienie kół.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ampak sem slišal ropot koles.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Dar am auzit vuietul roţilor.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.De hallom a morgás a kerekek.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.하지만 바퀴의 굉음 소리.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Maar ik hoor het gerommel van de wielen.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Mais j'entends le grondement des roues.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ma sento il rombo delle ruote.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Men jag hör mullret av hjulen.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Men jeg hører rumlen af hjul.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Mutta kuulen jyrinää pyörät.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Nhưng tôi nghe rumble của bánh xe.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Tapi aku mendengar gemuruh roda.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Αλλά ακούω το rumble των τροχών.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Але я чую стукіт коліс.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Но чувам тътена на колелата.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Но я слышу стук колес.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.אבל אני שומע רעש של גלגלים.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.ولكن أسمع ضجيج العجلات.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.それは彼女の送料です。
Amerika'da ve Avrupa'da, bu insanlar nüfusun % 99'unu oluştursalar bile, sesleri duyulmamaktadır.Aux États-Unis et en Europe, leurs voix est entendues pas même s'ils représentent 99 % de leurs sociétés.
Amerika'da ve Avrupa'da, bu insanlar nüfusun % 99'unu oluştursalar bile, sesleri duyulmamaktadır.社会の99%を占める国民の声明など聞かれません。 人間と、道徳価値は、選挙に勝つために犠牲にされ、
"Amerikan Sapığı" adlı bir roman okuduğumu söyledim. (Gülme sesleri)"American Psycho" (Śmiech)
"Amerikan Sapığı" adlı bir roman okuduğumu söyledim. (Gülme sesleri)I-am spus că am citit de curând o carte numită "American Psycho" -- (Râsete)
Ancak hamile kadınların kendi sesleri vücutları boyunca yansıyarak fetüse çok kolayca ulaşabiliyor.Aber die Stimme der schwangeren Frau resoniert durch ihren Körper und erreicht den Fötus viel einfacher.