18 dakikalık konuşmada biraz israf ama... (Gülme sesleri)שזה מעט בזבוז בהרצאה של 18 דקות. (צחוק)
18 dakikalık konuşmada biraz israf ama... (Gülme sesleri)وهي هدر كبير ضمن حديث مدته 18 دقيقة (ضحك)
18 dakikalık konuşmada biraz israf ama... (Gülme sesleri)(笑) でも本当に知ってほしいのです
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 dní naše kamery naživo vysielali hlasy ľudí na námestí Tahrír.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 Tage lang sendeten unsere Kameras live die Stimmen der Menschen vom Tahrir Platz.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 дней наши камеры в прямом эфире передавали события на площади Тахрир.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Durante 18 dias, as nossas câmaras difundiam em directo as vozes do povo na Praça Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Gedurende 18 dagen brachten onze camera's live-uitzendingen van de stemmen van de mensen op het Tahrir-plein.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Po 18 dní naše kamery živě vysílaly hlasy lidí na Tahrir náměstí.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Przez 18 dni nasze kamery nadawały na żywo głos ludzi na Midan Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Selama 18 hari, kamera kami menyiarkan secara langsung suara-suara dari orang-orang di Tahrir Square.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Timp de 18 zile, camerele noastre de luat vederi au transmis live vocile oamenilor din Piața Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Tizennyolc napon át a kameráink élőben közvetítették a Tahrír téri emberek hangjait.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Για 18 ημέρες, οι κάμερές μας μετέδιδαν ζωντανά τις φωνές των ανθρώπων στην πλατεία Ταχρίρ.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Осемнадесет дена камерите ни предаваха на живо гласовете на хората от площад Тахрир.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Протягом вісімнадцяти днів наші оператори транслювали наживо голоси людей з майдану Тахрір.
Açık artırmacı geldi herhalde. [gıcırtı sesleri] [çarpışma]On dirait le commissaire-priseur qui arrive.
Açık artırmacı geldi herhalde. [gıcırtı sesleri] [çarpışma]Sieht aus, als wäre der Auktionator da.
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)De vloeiende beelden en omgevingsgeluiden dragen er samen toe bij dat je jezelf volledig verliest onder water.
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)Grafica fluidă şi sunetele ambientale se combină pentru a vă ajuta să vă cufundaţi complet în apă.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)부드러운 그래픽과 잔잔한 음향이 모아져 사용자는 완전히 물속으로 빠져들 수 있습니다.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)La fluidité de l'image et les bruits d'ambiance se mélangent pour vous perdre complètement sous l'eau.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)La grafica fluida e l'audio ambientale si uniscono e fanno sì che ci si perda completamente sott'acqua.
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)Płynna grafika i nastrojowe dźwięki łączą się, żeby pomóc całkowicie zatracić się pod wodą.
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)В сочетании, живая графика и звуковое окружение помогают вам полностью погрузиться в воду.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)Плавната графика и околните звуци се комбинират, за да ти помогнат напълно да се изгубиш под вода.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)הגרפיקה הזורמת והקולות הסביבתיים משולבים כדי לאפשר לכם לאבד את עצמכם לגמרי מתחת למים.
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)إن الرسوم الانسيابية والأصوات المحيطة تتحد لتساعدك على أن تنسى نفسك تحت الماء.)
Akışkan grafikler ve çevre sesleri birleşip kendinizi suyun altında kaybetmenizi sağlıyor.)まるで水中にいるかのような感覚を与えてくれます"
(Alkış sesleri) [Anderson Cooper] Teşekkür ederim.(Rozvojová pracovníčka, Pernille Ironside) (Applause) (Anderson Cooper) Ďakujem.
(Alkış sesleri) [Anderson Cooper] Teşekkür ederim.гуманитарная работника Пернилле Айронсайд аплодисменты ( Андерсон Купер) Спвсибо.
(Alkış sesleri)[Aplausos]
(Alkış sesleri)[Applaudissements]
(Alkış sesleri)[Applausi]
(Alkış sesleri)[Brawa]
(Alkış sesleri)[Klapsalver]
(Alkış sesleri)[박수]
(Alkış sesleri)la cooperante Pernille Ironside (aplauso)
(Alkış sesleri)[Vỗ tay]
(Alkış sesleri)ようこそ 素敵なお名前ですね
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Aber Dr. Kemp war kein Gläubiger in Stimmen.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Ale doktor Kemp nebol vyznávačom hlasy.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Ale doktor Kemp nebyl vyznavačem hlasy.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Ale dr Kemp to nie wierzę w głosy.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Ampak dr Kemp ni bilo verjamem v glasove.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Maar Dr Kemp was geen aanhanger van stemmen.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Ma il dottor Kemp non era credente in voci.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Mais le Dr Kemp ne croyait pas à voix.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Men Dr Kemp var ingen anhängare av röster.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Mutta tohtori Kemp ei ollut uskova ääniä.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Αλλά ο Δρ Kemp δεν ήταν οπαδός της φωνές.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Але доктор Кемп не вірив в голоси.
"Ama Dr. Kemp, seslerin herhangi bir mümin oldu."Но доктор Кемп не верил в голоса.
Ama farkediyoruz ki bu savaş kan dökmek, güç hırsı yüzünden değildi seslerini duyurmak istediler.- Ale uvědomujeme si, že tato válka nebyla o krveprolití a převzetí moci, ale o tom být vyslechnut.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ale reagují na zvuky v popředí.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ale reagujú na zvuky v popredí.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.Aber sie reagieren auf Geräusche im Vordergrund - wie man gleich hört.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.하지만 그들은 전경의 새로운 소리에는 반응하죠. 곧 들으시게 될 겁니다.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.Tapi mereka bereaksi terhadap suara langsung.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.אבל הם מגיבים לקולות בחזית, תשמעו את זה עוד שניה.