Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Iar aceste femei muncesc atât de mult să-şi facă vocile auzite în nişte circumstanţe foarte dificile.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.그리고 이 여성들은 어떤 매우 어려운 상황에서 그들의 목소리가 경청될 수 있도록 매우 열심히 일을 하고 있습니다.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Och dessa kvinnor anstränger sig så för att få sina röster hörda under väldigt svåra omständigheter.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Te kobiety ciężko pracują, by ich głos mógł być usłyszany w bardzo nieprzychylnych warunkach.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Tieto ženy veľmi tvrdo pracujú, aby bolo počuť ich hlas v niekedy veľmi zložitých podmienkach.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Y esas mujeres están trabajando duro para hacer escuchar sus voces en circunstancias muy difíciles.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Και αυτές οι γυναίκες δουλεύουν πολύ σκληρά για να ακουστεί η φωνή τους σε πολύ δύσκολες συνθήκες.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.И тези жени, които се трудят толкова много за да бъдат чути в някои много трудни обстоятелства.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Ці жінки так багато працюють, щоб донести свій голос у найважчих ситуаціях.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.Эти женщины так много работают, чтобы донести свой голос в самых трудных ситуациях.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.והנשים האלה עובדות כל כך קשה כדי שקולן ישמע בנסיבות מאוד קשות.
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.وهذه النسوة تعمل بجهد كبير لكي تعبر عن نفسها .. في ظروف شديدة الصعوبة
Bu kadınlar, seslerini duyurabilmek için çok zor şartlarda yoğun bir şekilde çalışıyorlar.懸命に自分の声を届けようとしています こういった女性たちと協力し合えるのは幸せです
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Gespecialiseerd in die complexe matrix, een repertoire van geluiden.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.그 복잡한 배열, 소리의 레퍼토리에 특화된 것으로 말입니다.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Spécialisé pour ces complexes groupements, un répertoire de sons.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Specializat pentru o înșiruire complexă, un reportoriu de sunete.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Specializzato per quel complesso sistema, un repertorio di suoni.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Специализиран за този сложен ред, един репертоар от звуци.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.Специализирующийся в сложном массиве, наборе звуков.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.מומחה לרפרטואר הצלילים המורכב הזה.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.متخصصا في تلك المجموعة المعقدة ، مرجع من الأصوات.
Bu karmaşık dizi için, bir sesler repertuvarı için özelleşmiş.多次元的なニューロンの表現といった観点で
Bu kırmızı, TED gibi. (Frekans sesleri)Este é o som de uma meia suja.
Bu kırmızı, TED gibi. (Frekans sesleri)Це червоний, як ТЕД (частотні звуки).
Bu kırmızı, TED gibi. (Frekans sesleri)זהו אדום, כמו TED (רעשי תדירות).
Bu kırmızı, TED gibi. (Frekans sesleri)これは汚れた靴下の音だ
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Acesta e dialogul ficţional sau "Cum să auzi voci în capul la tine."
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Das ist fiktionaler Dialog oder "Wie hört man Stimmen im Kopf?".
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Đây là đối thoại hư cấu, hay "Làm thế nào để lắng nghe tiếng nói trong đầu của mình."
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Esto es un diálogo ficticio o "Cómo escuchar voces en la cabeza".
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.É um diálogo fictício, ou "Como Ouvir Vozes na Tua Cabeça".
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Il s'agit de dialogue fictif, ou " Comment entendre des voix dans votre tête. "
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.허구의 대화 또는 "당신 머리속의 목소리를 듣는 방법" 이었습니다.
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.To fikcyjny dialog lub "Jak słyszeć głosy".
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.Это придуманный диалог, или "Как слышать вымышленные голоса".
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.זה דו שיח דמיוני, או "איך לשמוע קולות בראשכם."
Bu kurgusal bir diyalog, ya da "Zihnimizdeki sesleri nasıl duyarız.?" kılavuzu.وهذا حوار خيالي، أو "كيف تسمع أصواتا داخل رأسك".
Bu morun sesi. (Frekans sesleri) Mesela bu çimen rengi.це звук фіолетового (частотні звуки); це, наприклад, звук кольору трави.
Bu morun sesi. (Frekans sesleri)Voici le son du violet .
Bu morun sesi. (Frekans sesleri)звучит фиолетовый, (звук частоты) так - травяной цвет.
Bu morun sesi. (Frekans sesleri)זה הצליל של סגול (רעשי תדירות)
Bunda ise harfler yuvarlak oluşturmuş. (Daktilo sesleri)20年前のものなので ちょっとアレかもしれませんが—
Bunda ise harfler yuvarlak oluşturmuş. (Daktilo sesleri)Aici avem un inl format din litere.
Bunda ise harfler yuvarlak oluşturmuş. (Daktilo sesleri)Това е като пръстен от букви.(Звуци от пишеща машина)
Bunda ise harfler yuvarlak oluşturmuş. (Daktilo sesleri)هذا، كحلقة الأحرف
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Así, estamos invitando a nuestras vidas a voces de personas que no están presentes con nosotros.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Assim, estamos a convidar para as nossas vidas as vozes de pessoas que não estão presentes connosco.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Deci, invităm în vieţile noastre vocile oamenilor care nu sunt prezenţi lângă noi.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Donc, nous invitons dans nos vies les voix de gens qui ne sont pas là avec nous.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.In pratica invitiamo nella nostra vita le voci di persone che non sono presenti in quel momento.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Jadi, kita mengundang ke dalam hidup kita suara-suara dari orang-orang yang tidak ada bersama kita.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.이렇게 우리의 삶에 우리와 함께하지 않는 사람들의 목소리를 가져옵니다.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Olyan emberek hangjait engedjük be az életünkbe, akik nincsenek jelen mellettünk.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Så, ind i vores liv inviterer vi stemmerne af mennesker der ikke er tilstede.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Takto vpúšťame do nášho života hlasy ľudí, ktorí sa nenachádzajú v našej prítomnosti.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Vì thế, chúng ta đưa vào cuộc sống của mình giọng nói của những người không có mặt bên cạnh mình
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.We nodigen in ons leven de stemmen uit van mensen die niet bij ons aanwezig zijn.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Wir umgeben uns in unserem Leben mit Stimmen von Menschen, die nicht wirklich präsent sind.
Bundan dolayı, bizimle birlikte olmayan insanların seslerini kendi yaşamımıza davet ediyoruz.Zapraszamy do życia głosy ludzi, którzy nie są wśród nas.