Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Wenn ich etwas lese, dann wird sie es mit meiner Stimme vorlesen.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Όταν διαβάζω κάτι, θα διαβάσει με τη φωνή μου.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Когато искам да прочета нещо, ще го прочете с моя глас.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Когда я читаю что-то, он прочитает моим голосом.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.כשאני מקריא משהו, הוא יקריא בקול שלי.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.وعندما اقرا شيئاً .. كنت اقرأه بصوتي
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.ここに座って私がタイプするのを見ていても
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Acum două săptămâni un fost coleg de facultate mi-a scris şi mi-a spus că i se pare că sunt cam strident.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Een voormalige medestudente schreef me enkele weken terug en zei dat ze me wat overdreven strijdvaardig vond.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Egy egyetemi osztálytársam írt nekem pár héttel ezelőtt, hogy szerinte kicsit kemény vagyok.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.제 대학 동기가 몇 주 전에 제게 편지를 썼는데, 그녀는 제가 다소 공격적이라고 생각했답니다.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Koleżanka ze szkolnej ławki napisała do mnie kilka tygodni temu, uważa że byłem trochę zbyt ostry.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Spolužačka z vysoké školy mi před pár týdny napsala a řekla, že jí připadám, že to trochu přeháním.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Spolužiačka z vysokej mi pred pár týždňami písala a povedala, že si myslí, že som trochu otravný.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Uma colega minha da universidade escreveu-me há semanas e disse-me que achava que eu era demasiado veemente.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Una compañera mía del colegio me escribió hace unas semanas y dijo que pensaba que yo era un poco escandaloso.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Ένας συμφοιτητής μου μού έγραψε πριν δυο εβδομάδες και μου είπε ότι θεωρούσε ότι ήμουν λίγο οξύς.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Моя бывшая однокурсница написала мне пару недель назад и сказала, что по её мнению, я слегка перегибаю палку.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.Съученичка от колежа ми писа преди две седмици и каза, че мислела, че съм бил малко рязък.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.חברה ללימודים כתבה לי לפני שבועיים שהיא חושבת שאני קצת צורמני.
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.زميلة دراسة معي بالكلية كتبت لي منذ أسبوعين بما معناه إنها ظنت إننى صارم قليلاً أو حاد .
Bir üniversite arkadaşım birkaç hafta önce bana mektup yazdı, mektupta sesimin çok çatlak çıktığını yazmış.私のことを少々目障りだというのです こんなことを言われたのは初めてです
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Come gruppo ci permette di amplificare le nostre voci, la nostra forza.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Es ermöglicht uns, unsere Stimmen und unseren Einfluss als Gruppe zu verstärken.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Het stelt ons in staat om onze stemmen en onze macht als groep te versterken.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Il nous permet d'amplifier nos voix et notre puissance en tant que groupe.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.또한, 인터넷은 우리의 목소리와 힘을 합쳐진 하나의 그룹을 만들기도 하죠.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Ne permite să ne amplificăm vocile şi puterea ca grup.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Nos permite amplificar nuestras voces y nuestra fuerza como grupo.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Permite-nos amplificar a nossa voz e o nosso poder, enquanto grupo.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Pozwala nam wzmocnić głosy i zwiększyć moc dzięki wspólnocie.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Rajta keresztül csoportként felerősíthetjük a hangunkat és az erőnket.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Skupinám umožňuje znásobit jejich hlas a sílu.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Так мы можем усилить голос и силу каждого в отдельности, объединившись в группу.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.Той ни позволява да увеличим гласовете си и силата ни като група.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.הוא מאפשר לנו להגביר את הקולות והכוח שלנו כקבוצה.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.وهي تسمح لنا بأن نضخم حجم أصواتنا وقوانا كمجموعات.
Bizim sesimizi ve gücümüzü grup olarak yükseltmemize izin verir.声や力を 増幅してくれます しかしそれだって 始まりはささやかなものでした
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.제가 더 자라지 않아도 수염을 기르지 않아도 내 안에서 뭔가 달리 말하기 시작했습니다
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.Por eso, aunque no crecí nada más ni me dejé la barba algo había cambiado; mi diálogo interior había cambiado.
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.Takže i když jsem nevyrostla a nevyrašila mi bradka, něco se změnilo, můj vnitřní dialog se změnil.
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.Έτσι, παρ' όλο που δεν ψήλωσα και δεν έβγαλα γένια, κάτι έχει αλλάξει: η φωνή μέσα μου.
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.אז למרות שלא גבהתי, לא גידלתי זקן, משהו השתנה, הדיאלוג הפנימי שלי השתנה.
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.إذاً حتى ولو لم أكن أكثر طولاً و لم تنمو لدى لحية هناك شىء ما تغير , حوارى مع نفسى قد تغير
Böylece boyum uzamadı, sakallarım çıkmadı ama birşey değişti, değişen benim iç sesimdi.髭が生えたわけでもないのに 私の何かが変わり 自分との対話も変わったのです 現在私たちの間で一般的に言われるのは
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Also dachte ich, ich komme her und enthülle vor Ihnen meine echte Stimme.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Aşa că m-am gândit să vin aici şi să vă dezvălui adevărata mea voce.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Così ho deciso che sarei salita sul palco e vi avrei svelato la mia vera voce.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Et donc je me suis dit que je viendrai ici et vous révèlerai ma véritable voix.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Ezért úgy döntöttem, feljövök ide, és megmutatom az igazi hangom.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.제 진짜 목소리를 들려드리자 다짐했어요.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Pomyślałam więc, że przyjdę i odkryję przed wami mój prawdziwy głos.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Y entonces pensé que vendria aquí y revelaría mi verdadera voz a ustedes.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Затова реших да дойда тук и да ви разкрия гласа си.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.Так что я подумала, я выйду и открою вам свой настоящий голос.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.ולכן חשבתי שאעלה כאן ואחשוף את קולי האמיתי בפניכם.
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.و فكرت أن أتي هنا وأكشف عن صوتي الحقيقي لكم
Böylece gelip, gerçek sesimi duyurabileceğimi düşündüm.でも、私はクイーンズ・イングリッシュをしゃべりますよ
Bu benim kendi sesimi duyurabildiğimi hissettiğim ilk fırsattı.Dat was mijn allereerste kans om mijn eigen stem uit te drukken.
Bu benim kendi sesimi duyurabildiğimi hissettiğim ilk fırsattı.이 일이 처음으로