"Mr. Samsa, "yöneticisi, şimdi bağırıyordu sesini yükseltti, "ne olursa olsun?"Mr. Samsa," the manager was now shouting, his voice raised, "what's the matter?
Benim sesimdeki değişimi duyabiliyorsunuz.You can hear from my voice.
Burada Ray Morgan'ın sesi girecek.Ray Morgan's voice will come in here.
Burada sesim aynı Adele gibi.I sound just like Adele in here.
Senin sesine n'oldu?What's wrong with your voice ?
Beyler lütfen, şu müziğin sesini biraz kısabilir miyiz? ev sahibi gerçekten kızacak...Please guys, can we turn the music down, my land-lady's gonna be pissed.
Bu nedenle onların sesi olmaya karar verdiler.So they were determined to become their voice
Galiba müzik sesiydi.I thought it sounded like music.
Arabanı alma. Sesini duyarlar.Don't take the car, they'll hear you.
Sesin biraz zayıf geliyor.Your voice is so weak. Oh.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.The whole place was absolutely silent, but the silence wasn't an absence of noise.
Saçlarım, sesim... Tamam Gitgide yaşlanıyorsun dostum.Hair, voice, ok you're an older man
Oh, merhaba, nasılsın? Silah sesi gibi bir şey duydun mu?All right, see you tomorrow.
Hayata son veren bir deliğin sesiydiHey, watch it! Just shut up.
Sesimi çıkarmadım çünkü aranız iyi gibi görünüyordu.You two went out happily, so I didn't open my mouth.
Çok güzel tasarlanmış bir bina daha duvardaki bilindik bir elektrik düğmesinin sesiyle mahvoldu.Another beautifully designed new building ruined by the sound of a common wall light switch.
Yoksa bir karafatmanın beynindeki hücrelerin çarpışmasının abartılmış sesi midir?Or is it the amplified sound of a synapse firing in the brain of a cockroach?
Çocuklar bu sesi sevmezler.Children don't like it.
Biz neden elektrik düğmesinin sesini bu kadar çabuk kabul ettik?Why have we settled so quickly for the sound of its switch?
Aslında, bazı insanlar güzel bir sesim olduğunu söyler.Well, some people say I have a cute voice.
İnsanlar, çellomun sesinin değiştiğini söylüyor.People say the sound of my cello changed.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.The conductor of an orchestra doesn't make a sound.
Zilin sesiyle yemek beklemeyi öğrendiler.They learned to expect food at the sound of a bell.
Bu oyunu sizin sesinizi kullanarak kontrol etmenize izin vereceğim.So I'm going to let all of you control this game using your voices.
Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.I wanted to give indigenous people a voice.
İstiridye ve yengeçlerinkilerden deniz kestaneleri ve anemonlarınkilere kadar (Plankton sesi)(High pitch sound)
Hatta görme engelli bebekler bile insan sesini duyunca gülümsüyorlar.And even blind babies smile to the sound of the human voice.
* sadece ilk 4 dakkanın sesi kaymış * * ama gerisi senkronlu ** the first 4 minutes of sound is shifted * * but the rest is Synchronous*
İnsan sesiyle neler yapılabilir?What is possible with the human voice?
(Alkış) (Bumerang sesi)(Applause) (Boomerang noises)
Hala çıkartabileceğim her bir muhtemel sesi bulmaya çalışıyorum.I'm still trying to find every noise that I can possibly make.
Ve hiç kimsenin sesinin yapamayacağı şeyler var.And there's things that no one's voice can do.
Evet, çok seslilik problemi: benim sadece bir sesim var.So the polyphony problem: I've only got one voice.
Şimdi bir bas sesi çıkaracağım.I'm going to lay down a bass sound now.
(Org sesi)(Organ sound)
Sadece bunun gibi ses çıkaran bir şeyi harekete geçirerek bu sesi çıkartmadım.I didn't just trigger something which sounds like that.
Makineyi yaptım, böylece hayal edebildiğim her sesi üretebiliyorum.I've made this so that I can make any noise that I can imagine.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.So, loosely defined, that is what's possible with the human voice.
Lütfen bip sesinden sonra mesajınızı bırakın.Please leave a message after the tone. [Certificate of Donation] Donor: Lee Seol, Amount:
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. Lütfen bip sesinden sonra mesajınızı bırakın.No one is available to answer your call.
Ve siz de kısık sesli "tick,tick,tick,tick" sesini duyuyordunuz.And you could hear that little tick, tick, tick, tick.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.Or sometimes you say you're leading with your heart or soul.
[cızıltı sesi][sizzling]
[medikal aletlerin sesi duyulur][chiming faintly]
[ultrasonda kalp atışı sesi][ultrasound pulses] Amanda:
[Kadınlar kendi dillerinde şarkı söylerler] [tabanca sesi][gunshot]
[tabanca sesi][gunshot]
Sesini çıkarmıyor.It keeps its mouth shut.
[Yerel dilde genel anons sesi duyulur] [korna çalar][P.A. announcement in native language] [horn blares] girl speaking native language:
[tabanca sesi çıkarır][imitates gunfire]
Gelecek olan bir ağaçkakanın sesi.Coming up is the sound of a woodpecker.
Yemek için bir şey bulamadıkları zaman, (Korna sesi) (Kahkahalar)When it didn't find anything to eat -- (Honking sound) (Laughter)
Siz, kaynak çıkarılmasının insan sesinin ve doğanın yok edilmesinin etkisini işittiniz.You've heard the impact of resource extraction, human noise and habitat destruction.
Sesin kısık olabilir ama şarkı söylemeyi bırakma.Your voice is small, but don't ever stop singing.
Evet, insandan çok inekler gibi geliyor sesiniz.Yeah, you sound a bit more like cows really than human beings.
Sahibi asla sesini yükseltmedi.She never raised her voice.
Halkın sesi olun!Follow me! Farmer:
Özgürlüğün sesidir bizi birleştiren hayatımız anlamını buldu, artık geri dönüş yok.The voice of freedom brings us together. Finally our lives have a meaning.
Sesimiz duyuluyor.There is no going back.
Fakat sesimiz bir; hepimiz biriz!The loud one. The quiet one.