Saltanatı sert ve zalimceydi.A csata rövid volt és kegyetlen.
Bu daha önceden Finlandiyalı bir grubun ABD'de kazandığı ilk ve tek altın sertifikadır.A HIM az első és máig egyetlen olyan finn együttes, aminek sikerült aranylemez-státust elérnie az USA-ban.
Avukatlık sertifikası sahibi de olmuştur.Megszerezte az ügyvédi oklevelet.
Holden bu isteğini sertçe reddeder.Wade ezt durván elutasítja.
Oldukça uzun boyuna rağmen çok da yapılı olmaması, sert gözükmemesi akıllarda soru isareti bırakmıstı.Ennek ellenére híveitől sokat vár el, és bár nem kegyetlen, senki nem akarja mérgesnek látni.
Michelet Demokrasi'nin inançlı bir taraftarı ve dahi Ruhban sınıfı'nın sert bir muhalifti.Meggyőződéses pacifista és demokrata volt, a weimari köztársaság elszánt védelmezője és szószólója.
Daha sert ama melodik şeyler arıyordu aslında.Karcosabb, metalosabb dalokat írtak.
Grup içinde zaman zaman çok sert kavgalar yaşanmıştı.A pályákon sokszor túl kemény meccsek zajlottak.
Çoğu Avrupa bölgesinde su çok serttir.Ezzel szemben Európa legnagyobb részét jég borította.
Matematik Sertifikası aldı.Matematikából szerzett doktori oklevelet.
Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir.Nagyon heves vagy hosszan tartó fájdalmak esetén okvetlenül forduljunk orvoshoz.
Bunun üzerine Sertan Eser o dönem alışık olunmayan yüksek bir transfer ücretiyle Beşiktaş transfer oldu.Ebből olyan jövedelem származott, ami messze meghaladta a békeszerződés értelmében fizetendő évi adót.
Vaftiz sertifikasında adı "Jacobus Franciscus Thorpe" olarak kaydedilmiştir.A Jacobus Franciscus Thorpe nevet kapta a keresztségben.
Sonucunda da RIAA altın sertifikasını aldı..Ezáltal a RIAA arany státuszát is elnyerte.
Music Canada, 40.000 üzeri dijital satış yapması sayesinde şarkıya altın sertifika verdi.A Music Canada aranylemez minősítést adott a dalnak, miután átlépte a 40 000 példányszámos digitális eladást.
Aşağıda satılan albüm sayısına göre verilen sertifikalar görülmektedr.Toplista az eladott albumok száma alapján.
Jarre in China ilk THX sertifikalı yüksek çözünürlüklü konser filmi olan albümdür.A Jarre in China az első THX minőségben rögzített HD minőségű koncertfilm.
Elektro gitar, basgitar ve davulların sert şekilde kullanılması tipik özelliğidir.A riffekkel dolgozó torzított gitárhangzás, a dobok és a basszus kemény alkalmazása jellemzi.
Mine, vücuttaki en sert ve en yüksek derecede mineralize maddedir.A fogzománc (enamelum) a test leginkább mineralizált és legkeményebb anyaga.
Sertligi 6 dir.6 pont levonás.
(Ölüm sertifikasına ölüm saatini 1:30 olarak kaydedilmiştir.)A halál beálltát 10:30-kor állapították meg.
Iki taraf arasındaki mücadele çok sert geçti.A két oldal közti összetűzés elkerülhetetlen volt.
40.000 kopya sattığı için Music Canada'dan altın sertifika aldı.A Music Canada aranylemeznek minősítette a dalt, miután elérte a 40 000 eladott egységet.
Çoğu sertifika, burada bulunmayan bir dizi alan içerebilir.Sok bandát tudnék mutatni ahol ez fel sem merül.
Tekli Kanada'da 1985 yılında Gold (Altın) olarak sertifikalandı.1986-ban Kanadában aranylemeznek nyilvánították.
Bu durum da temeldeki kütlelerin çok sert olduğunu gösterir.Legalábbis erőteljes állkapcsaikból erre következtetni.
İklim Afyon genelinde oldukça sert ve orta derecede yağışlıdır (466 mm).Éghajlata mérsékelten meleg és az országhoz képest csapadékosabb (636 mm).
Jace daha önceki sert davranışından dolayı özür diler.Bocsánatot kér Tórutól is a sértő viselkedése miatt.
Sessiz Harflerde: Sert ve vurgulu bir söyleyiş kazandırır.Veszély esetén figyelmeztetésül éles, ugatásszerű hangot ad.
Jack çocuklarına çok serttir.Jakab nagyon szigorú a gyermekeivel.
Ana Lucia, sert bir karakter olarak planlandı, çünkü izleyicilerin beklediği buydu.Ana Lucian piti aloittaa sitkeänä hahmona, koska sitä yleisö odottaisi.
Sert kortta oynanır.Ottaa pokerin hyvin vakavasti.
Yılın çok büyük bir kısmı çok soğuk ve sert geçer.Suurimman osan vuodesta on kylmää ja kuivaa.
Acıtır şarkısı ise üç sene sonra Sertab Erener tarafından yeniden yorumlanmıştır.Laulaja kuitenkin korvattiin kolmen vuoden kuluttua Murat İlkanilla.
Sert davranmayı sever.Rakasta minut vahvaksi.
Sonucunda da RIAA altın sertifikasını aldı..RIAA myönsi kappaleelle kultasertifikaatin.
Sert ve dolgun bir S sesi verir.Tuottaa syvän ja täyteläisen äänen.
Şahitlerin hatıralarına göre en "efemine erkekler"in bazıları çok sert bir şekilde vurulmuşlardı.Silminnäkijät muistavat, että joitakin ”feminiinisimmistä pojista” hakattiin pahoin.
Suyun sertlik derecesi fazla olmasına rağmen içimi güzeldir.Suomaastosta huolimatta vesi on kohtalaisen kirkasta.
Borular genellikle koni şeklindedir ve bükülmeyi önlemek için olabildiğince sert yapılmıştır.Putket olivat yleensä kartion muotoisia ja mahdollisimman jäykkiä, etteivät ne taipuisi.
Bu biralar günümüzdeki mild ale'ler ile kıyaslandığında oldukça sertti.Sen maku on nykyisiin ruokaherneisiin verrattuna varsin kitkerä.
Nietzsche kitapta Hristiyanlığa çok sert eleştirilerde bulunmaktadır.Nietzsche vastusti kirjoituksissaan ankarasti kristinuskoa.
RIAA bu kez albüme platin sertifika verdi.RIAA myönsi albumille platinasertifikaatin.
Jarre in China ilk THX sertifikalı yüksek çözünürlüklü konser filmi olan albümdür.Jarre in China on ensimmäinen THX-hyväksytty konserttitallenne.
Bu parça albüm için yazılan ilk şarkılardan biridir ve "albüme sert bir yön vermektedir".Se oli ensimmäisiä albumille tehtyjä kappaleita ja se antoi suunnan".
Rakımı ortalama 1000 metredir.Kışı oldukça sert geçer.Yli 3 000 metrin korkeudessa talvi on hyvin kylmä.
Aynı zamanda enstrümantal olarak da albümün en sert şarkısıdır.Se on samalla Revolver-albumin monimutkaisimpia lauluja.
Maraton, atletizmde uzun mesafeli (42,195 m), sert tabanlı yollarda yapılan mukavemet koşusudur.Maraton on 42 195 metrin mittainen, kadulla juostava kilpailu.
Bu rekorların karşılığında kendisine bu rekorların sertifikaları verildi.Hän möi näitä levyjä keikoillaan.
Varşova Gettosu Ayaklanması bunların en sertiydi.Vain Varsovan ghetto oli sitä suurempi.
Muhalif görüşler bu aşamada belirginleşmiş ve sertleşmiştir.Lakia on sittemmin sanotuilta osin selvennetty ja tiukennettu.
Sirius-B’nin yüzeyi Dünya’daki en sert nesne kabul edilen elmastan 300 kere daha serttir.Sirius B:n pinta on 300 kertaa timanttia kovempi.
Bu sırada grup üyeleri arasında sert kişisel problemler meydana geldi.Laiholla on ollut henkilökohtaisia ongelmia.
Baltik porter, tipik olarak sert ve tatlı bir biradır.Pauwel Kwak on belgialainen vahva pale ale -tyyppinen olut.
Bu yöntemle geleneksel yöntemler kullanılarak işlenmesi zor olan sert metaller işlenebilmektedir.Vaiheiden ratkaisemiseen voidaan käyttää raskasmetalleja.
Yazılarında İşçi Partisi'ni ve ÖDP'yi çok sert bir dille eleştirmiştir.Porvarilliset puolueet ja SDP paheksuivat toimenpidettä kovin sanoin.
Yılan ise daha sert olandır.Häränkarva on karkeampaa.
Sertab Erener geliyor".Nurro) Tuijaliisa tulee (säv.
Buradaki 12. sınıf öğrencilerinin %64,4 kadarı yeterlik sınavı sertifikası almaya hak kazanmaktadır.43,3 % 12. vuosiluokan opiskelijoista oli suorittanut ylioppilastutkinnon.
Başını yere sertçe vurur ve ölür.Häntä ammutaan selkään ja hän kuolee.