sert ile cümle

sert kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kalıcı uzunluğun altındaki uzunluk skalalarında polimer aşağı yukarı sert bir çubuk gibi davranır.Bij een lengte korter dan de persistente lengte gedraagt het polymeer zich min of meer als een stijve staaf.
Sert kortta oynanır.Hoog spel spelen.
Sadece bıçağın arka kısmını sert demir korur.Op de rug wordt het geheel bij elkaar gehouden met een stevige naald.
Albüm "Out Of Time"'a göre daha sert sounda sahipti.De linkervleugel was duidelijk "hors de combat" voor het moment.
Yere inen birkaç planör sert iniş yaptı.Rechts beneden zijn enkele van haar juwelen al op de grond gevallen.
Çocukları sever ama, hoşlanmadığı insanlara karşı sert davranabilir.Ze houdt van kinderen, maar kan als dat nodig is streng optreden.
Arkaik heykellerdeki sertlik bırakılmıştır.Schouten van de heerlijkheid Vlierden.
Bu arada Londra Gazetecilik Okulu’nun derslerini uzaktan takip ederek sertifika aldı.In 1994 verkreeg hij een getuigschrift van de Londense School voor Journalistiek.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Ook was er onvrede onder het volk vanwege de belastingmaatregelen van de regering.
Eğilme kaynağı sertliği dönüş hızından bağımsızdır.De lichtsnelheid in vacuüm is onafhankelijk van de snelheid van de bron.
Gizemli kişiliği ve sert tavırları yüzünden diğer dedektifler kendisinden çekinir.En met reden, want door zijn eigen stomme schuld is zijn grote geheim aan het licht gekomen...
Tartışmalar giderek sertleşiyordu.Het conflict kwam steeds verder op scherp te staan.
Genel olarak Rinzai okulu eğitim yöntemlerindeki sertlik ve zorluk ile tanınır.Rinzai is bekend om de strengheid van de trainingsmethoden.
Kışlar pek fazla sert geçmez.Niet altijd geheel winterhard.
Bu sert kabuk, sineğin, kanatları saniyede 200 defa çırpmasını sağlar.De fruitvlieg beweegt de vleugels 200 keer per seconde op en neer.
Kafana çok sert bir darbe almış olmalısın.Je moet een harde klap op je hoofd hebben gehad.
Sert tartışmalar oldu.Er werden harde noten gekraakt.
O oldukça sertti.Dat was niet mals.
Albümün ismi Latince Sert/Kara Kış Senfonisi anlamına gelir.Łaciński tytuł albumu znaczy Symfonia Surowej Zimy.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Herakliusz nie narzucił ciężkich warunków, wiedząc, że jego kraj także bliski jest wyczerpania.
SunExpress Türkiye'de ISO 9001, ISO 14001, ISO 10002 ve OHSAS 18001 sertifikalarına sahip havayolu şirketidir.SunExpress jest jedyną linią lotniczą w Turcji posiadającą certyfikaty ISO 9001, ISO 14001 i Ohsas 18001.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Przetrzymuje nawet surowe zimy, ale jest wrażliwa na wiosenne przymrozki.
Sert fakat elastiktir.Twardy, lecz elastyczny.
Ben, sert bir futbolcu değilim.Nie jest jednak piłkarskim wirtuozem.
Bu saldırıyı da en sert biçimde kınıyoruz.Zdecydowanie potępiamy ten haniebny atak.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Wznoszące się lub unoszące w wodzie łodygi wyrastają z pełzającego kłącza.
Kıtlığın en sert olduğu yerler Satakunta, Häme, Ostrobotniya ve Kuzey Karelya'ydı.Najbardziej ucierpiały Satakunta, Tawastia, Ostrobotnia i Karelia Północna.
Alkol genel olarak damar sertliğini hızlandıran faktörlerdendir.Najczęściej do uszkodzenia trzustki prowadzi alkohol.
Aceleleri olmadığında genellikle sert ya da yumuşak zeminler üzerinde sürünerek ilerler.Kiedy nie trzeba się śpieszyć, zwierzę zwykle pełznie po twardych lub miękkich podłożach.
Bu testi başarı ile geçen ürünler Wi-Fi sertifikasını elde eder ve Wi-Fi logosunu taşır.Wi-Fi Alliance jest właścicielem znaku towarowego Wi-Fi, a także loga Wi-Fi CERTIFIED.
Bu "Buyuk İsyan" gayet sert askreri hareketla bastırıldı.Zanotował on, że zamieszki "powstrzymywano z wielkim trudem.
Sertlik daha da artmıştır (özellikle bateride).Zaskakująco (w stosunku do wielkości) cichy.
Faullü hareketin sertliğine göre hakemin sarı veya kırmızı kart gösterme yetkisi vardır.Sędzia może pokazać zawodnikowi żółtą lub czerwoną kartkę.
Ekim ve Kasım 1939'da öğrencilerin protestosu üzerine sert bir darbe emretti.Wprowadził także ostre rygory wobec studentów protestujących w październiku i listopadzie 1939.
Kimi çevrelerce övgülerle karşılanan bu eser, kimileri tarafından sert bir dille eleştirildi.Dla tych, którzy czują się obrażeni, jest to w pewnym sensie pułapka.
Aşırı merhametinden dolayı gerektiği yerlerde dahî sert tedbirler almaktan çekindi.Gdzie trzeba było okazać litość, potrafił postępować brutalnie.
Sert ve gevrekdir, ancak ağızda tereyağlı, parçalanmış ve yumuşaktır.Jest ciemne, twarde, żywiczne i silnie aromatyczne.
Sesi kesik, sert ve genizden gelen bir ‘kek’tir.Głos Jej dźwięk to nosowe i twarde, powtarzające się "kek kek".
Bu sertlikten dolayı Bastian Schweinsteiger sakatlandı.Winą za niepowodzenie obarczył niesłusznie Stanisława Sosabowskiego.
Ancak bu olay, maçı çok sert hale getirmişti.Po tym wydarzeniu gra stała się bardzo ostra.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Silne wiatry zniszczyły część weneckich okrętów, zmuszając całą flotę wenecką do ponownego zakotwiczenia.
İtalyan basınının dili çok sertti.Dużą wagę przywiązano tu do czystości języka włoskiego.
Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler.Z czasem ulegają nekrozie i obumierają.
Van Dale'nin fitness hocalığı üstüne ve profesyonel eğitmenlik alanlarında sertifikası vardır.Van Dale jest instruktorką fitness i trenerką personalną.
Akdağlar ilçeyi sert rüzgarlara karşı koru maktadır.Wymaga ochrony przed silnymi wiatrami.
Ancak içme suyu tadı acı ve serttir.W smaku jest to piwo ciężkie i kwaśne.
Bölgenin elden çıkma olasılığı karşısında da, halk son derece sert tepki vermiştir.Wbrew oczekiwaniom jednak, reakcja ludności na tego rodzaju program była skrajnie negatywna.
ISS uzay istasyonunda kullanılma sertifikasına sahip tek modeldirler.Był to zarazem setny spacer kosmiczny na stacji ISS.
Sert ve dolgun bir S sesi verir.Mówi śmiesznym, nosowym głosem.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Alfons nie przystał na tak surowe warunki.
Bu sırada grup üyeleri arasında sert kişisel problemler meydana geldi.Do problemów osobistych, doszły te zawodowe.
Sert bir darbe alması durumunda sıkıntı yaşayabilecekti.Miałoby to fatalne skutki w przypadku uderzenia.
Sessiz Harflerde: Sert ve vurgulu bir söyleyiş kazandırır.Ruchom ręki towarzyszy głośne i wyraźne mówienie.
İlk albümleri "Chasing Lights" platin sertifika almıştır.Utwór znalazł się na reedycji debiutanckiego albumu Chasing Lights.
Jadeit kadar sert değildir.Nie ma on tak wielkich mocy jak Eden Raid.
Albüm Avustralya listelerinde 2. sıraya yükseldi ve 2x platin ile sertifikalandırıldı.Album uplasował się na 2. pozycji wśród albumów w Australii i pokrył się platyną 4x.
1896'da sol gözünü kaybettiği bir kazadan sonra karakteri git gide sertleşti.W 1896 r. stracił lewe oko po bójce, która jak wspominał miała podłoże polityczne.
Sertab Erener) "Gizli Aşk (feat."Amans amés secretement" ("Kochankowie, kochajcie dyskretnie").
1998 Kyoto fabrikası ISO 14001 sertifikası almaya hak kazandı.1998 wrzesień: uzyskanie certyfikatu ISO 14001.
Ve bugüne kadar yaklaşık 2000 sertifikalı öğrenci yetiştirdi.Do tej pory przyznano około czterystu stypendiów.

İlgili Sayfalar