Müzik yine agresif ve serttir.De muziek is onrustig en confronterend.
Uçak daha sonra FAA tarafndan sertifikalandırılmıştır.Het toestel is FAA en FOCA gecertificeerd.
Albümdeki enstrümantal şarkılarda sert bölümler yanı sıra jazz-füzyon etkileşimi de mevcuttur.Op enkele albums, bijvoorbeeld op Unfold the future komt ook een grote jazz-invloed naar voren.
OHSAS 18001 sertifikasyonu almıştır.OHSAS 18001 wordt internationaal breed toegepast.
Yeni sertifikanın geçerlilik zamanı eskisinin süresi bitince başlar.Een ex post evaluatie wordt uitgevoerd als het onderwerp van evaluatie reeds afgelopen is.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Carthago kreeg vrede op vrij harde voorwaarden.
Turnuva, sert zemin üzerinde oynanır.Het toernooi wordt gespeeld op gravel.
Aşı sertifikası aşıdan 10 gün sonra ve ömür boyu geçerlidir.Het 17D-vaccin beschermt zeker tien jaar maar waarschijnlijk levenslang.
24 Ocak 2005 İstanbul), Sertarîk Mesnevî-hân.Oratie 14 februari 2003: Vrijmoedig spreken.
Annesinin sert disiplini altında yetiştirildi.Ze is opgevoed door haar streng religieuze moeder.
Bazen mermer gibi sert cisimleri dahi kemirirler.Vaker koos hij hardere steensoorten, zoals marmer.
Bu eseri akademik çevrelerce oldukça sert eleştirildi.Deze te prozaïsche werkwijze werd fel bekritiseerd.
Ancak, sahil kısmına kıyasla iklim şartları daha serttir.Aan de kust is het klimaat strenger.
Sert vurmak yasaktır.En op ze schieten is dan ook verboden.
Sert, gümüşi gri renkli, sünek bir geçiş metalidir.Het is een grijs, ruw overgangsmetaal.
Kireç miktarı suyun sertliği/yumuşaklığını belirler. c.Die het wapenembargo schonden, c.
2009 ve 2011 yıllarında ödül ve sertifikalar kazandı.In 2009 en 2011 won zij de prijs.
Kalıcı uzunluğun altındaki uzunluk skalalarında polimer aşağı yukarı sert bir çubuk gibi davranır.Bij een lengte korter dan de persistente lengte gedraagt het polymeer zich min of meer als een stijve staaf.
Sert kortta oynanır.Hoog spel spelen.
Sadece bıçağın arka kısmını sert demir korur.Op de rug wordt het geheel bij elkaar gehouden met een stevige naald.
Albüm "Out Of Time"'a göre daha sert sounda sahipti.De linkervleugel was duidelijk "hors de combat" voor het moment.
Yere inen birkaç planör sert iniş yaptı.Rechts beneden zijn enkele van haar juwelen al op de grond gevallen.
Çocukları sever ama, hoşlanmadığı insanlara karşı sert davranabilir.Ze houdt van kinderen, maar kan als dat nodig is streng optreden.
Arkaik heykellerdeki sertlik bırakılmıştır.Schouten van de heerlijkheid Vlierden.
Bu arada Londra Gazetecilik Okulu’nun derslerini uzaktan takip ederek sertifika aldı.In 1994 verkreeg hij een getuigschrift van de Londense School voor Journalistiek.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Ook was er onvrede onder het volk vanwege de belastingmaatregelen van de regering.
Eğilme kaynağı sertliği dönüş hızından bağımsızdır.De lichtsnelheid in vacuüm is onafhankelijk van de snelheid van de bron.
Gizemli kişiliği ve sert tavırları yüzünden diğer dedektifler kendisinden çekinir.En met reden, want door zijn eigen stomme schuld is zijn grote geheim aan het licht gekomen...
Tartışmalar giderek sertleşiyordu.Het conflict kwam steeds verder op scherp te staan.
Genel olarak Rinzai okulu eğitim yöntemlerindeki sertlik ve zorluk ile tanınır.Rinzai is bekend om de strengheid van de trainingsmethoden.
Kışlar pek fazla sert geçmez.Niet altijd geheel winterhard.
Bu sert kabuk, sineğin, kanatları saniyede 200 defa çırpmasını sağlar.De fruitvlieg beweegt de vleugels 200 keer per seconde op en neer.
Kafana çok sert bir darbe almış olmalısın.Je moet een harde klap op je hoofd hebben gehad.
Sert tartışmalar oldu.Er werden harde noten gekraakt.
O oldukça sertti.Dat was niet mals.
Albümün ismi Latince Sert/Kara Kış Senfonisi anlamına gelir.Łaciński tytuł albumu znaczy Symfonia Surowej Zimy.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Herakliusz nie narzucił ciężkich warunków, wiedząc, że jego kraj także bliski jest wyczerpania.
SunExpress Türkiye'de ISO 9001, ISO 14001, ISO 10002 ve OHSAS 18001 sertifikalarına sahip havayolu şirketidir.SunExpress jest jedyną linią lotniczą w Turcji posiadającą certyfikaty ISO 9001, ISO 14001 i Ohsas 18001.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Przetrzymuje nawet surowe zimy, ale jest wrażliwa na wiosenne przymrozki.
Sert fakat elastiktir.Twardy, lecz elastyczny.
Ben, sert bir futbolcu değilim.Nie jest jednak piłkarskim wirtuozem.
Bu saldırıyı da en sert biçimde kınıyoruz.Zdecydowanie potępiamy ten haniebny atak.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Wznoszące się lub unoszące w wodzie łodygi wyrastają z pełzającego kłącza.
Kıtlığın en sert olduğu yerler Satakunta, Häme, Ostrobotniya ve Kuzey Karelya'ydı.Najbardziej ucierpiały Satakunta, Tawastia, Ostrobotnia i Karelia Północna.
Alkol genel olarak damar sertliğini hızlandıran faktörlerdendir.Najczęściej do uszkodzenia trzustki prowadzi alkohol.
Aceleleri olmadığında genellikle sert ya da yumuşak zeminler üzerinde sürünerek ilerler.Kiedy nie trzeba się śpieszyć, zwierzę zwykle pełznie po twardych lub miękkich podłożach.
Bu testi başarı ile geçen ürünler Wi-Fi sertifikasını elde eder ve Wi-Fi logosunu taşır.Wi-Fi Alliance jest właścicielem znaku towarowego Wi-Fi, a także loga Wi-Fi CERTIFIED.
Bu "Buyuk İsyan" gayet sert askreri hareketla bastırıldı.Zanotował on, że zamieszki "powstrzymywano z wielkim trudem.
Sertlik daha da artmıştır (özellikle bateride).Zaskakująco (w stosunku do wielkości) cichy.
Faullü hareketin sertliğine göre hakemin sarı veya kırmızı kart gösterme yetkisi vardır.Sędzia może pokazać zawodnikowi żółtą lub czerwoną kartkę.
Ekim ve Kasım 1939'da öğrencilerin protestosu üzerine sert bir darbe emretti.Wprowadził także ostre rygory wobec studentów protestujących w październiku i listopadzie 1939.
Kimi çevrelerce övgülerle karşılanan bu eser, kimileri tarafından sert bir dille eleştirildi.Dla tych, którzy czują się obrażeni, jest to w pewnym sensie pułapka.
Aşırı merhametinden dolayı gerektiği yerlerde dahî sert tedbirler almaktan çekindi.Gdzie trzeba było okazać litość, potrafił postępować brutalnie.
Sert ve gevrekdir, ancak ağızda tereyağlı, parçalanmış ve yumuşaktır.Jest ciemne, twarde, żywiczne i silnie aromatyczne.
Sesi kesik, sert ve genizden gelen bir ‘kek’tir.Głos Jej dźwięk to nosowe i twarde, powtarzające się "kek kek".
Bu sertlikten dolayı Bastian Schweinsteiger sakatlandı.Winą za niepowodzenie obarczył niesłusznie Stanisława Sosabowskiego.
Ancak bu olay, maçı çok sert hale getirmişti.Po tym wydarzeniu gra stała się bardzo ostra.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Silne wiatry zniszczyły część weneckich okrętów, zmuszając całą flotę wenecką do ponownego zakotwiczenia.
İtalyan basınının dili çok sertti.Dużą wagę przywiązano tu do czystości języka włoskiego.
Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler.Z czasem ulegają nekrozie i obumierają.