Caligula'nın dinle ilgili politikalardaki uygulamaları öncüllerinden sert biçimde ayrılır.A política religiosa de Calígula rompia totalmente com a dos seus predecessores.
Kazananlara bronz bir madalya, sertifika ve para hediye edilmektedir.Os laureados recebem uma medalha de bronze, um certificado e uma quantia em dinheiro.
Fakat Sabiha Zekeriya ve Zekeriya Sertel buna karşı çıkmıştır.Além disso, "Guaxinim" e "jaguacinim" procedem do tupi antigo îagûasinĩ.
İyi fiziği ve sert vuruşları ile tanınırdı.Atacante conhecido por sua força física e bom cabeceio.
1999 Tada fabrikası ISO 9001 sertifikası almaya hak kazandı.Em 1994, a empresa consegue o certificado de qualidade ISO 9001.
Iki taraf arasındaki mücadele çok sert geçti.A luta entre ambos foi terrível.
Ayrıca Galaxy Note 7, Galaxy S7 ailesi gibi IP68 sertifikasına sahiptir.Também foi revelado que o Galaxy S5 possui certificação IP67.
Baba(Benedict Amca): Çok serttir.Superman: O papai vai ficar bem.
Lee Smith, ACE sertifıkalı film kurgucusudur.Lee Smith é editor do filme.
Başbakan Najib Razak saldırıyı sert bir şekilde lanetledi.O primeiro-ministro, Najib Razak, cumprimentou pessoalmente o grupo.
Saltanatı sert ve zalimceydi.A guerra foi violenta e terrível.
Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.Impõe a si próprio, disciplina e treino muito rigorosos.
Sert akıntıya bakılacak olursa, oraya kendiliğinden gelmesi olanaksızdı.Sem ele o Cara Vermelha não chegaria nem perto de onde já chegou.
Ölümünün ardından kendisi ve ailesi sert politik eleştirilere maruz kaldı.Após uma investigação, ele e seu irmão foram inocentados.
Herodot'a göre çatışmalar son derece sertti ve her iki taraf için de ciddi kayıplarla sonuçlanmıştır.A batalha, feroz, teria terminado com pesadas perdas para ambos os lados e com o recuo de ambas as forças.
Sertleşme kapasitesi hemen hemen yok gibidir.A sua capacidade de se defender é como tal praticamente inexistente.
Ortak alanlar arasında dijital imza doğrulaması, anahtar şifreleme ve sertifika imzalama bulunur.Desenvolver protocolos de distribuição de chave pública, autenticação e assinatura digital.
Geçit bulunduğu yükseklikten dolayı sert iklim koşulları kışın yolun kapanmasına neden olmaktadır.Devido à sua altitude está fechado de Inverno.
Erişim tarihi: 5 Temmuz 2007. ^ "Yeni Zelanda Sertifikası (RIANZ)".Consultado em 4 de maio de 2007 «New Zealand Certification (RIANZ)».
Dıştan bakıldığında sert bir kişi fakat yumuşak kalpli.Apesar de sua emoção exterior, ele é uma pessoa carinhosa fundo.
Bu sebepten daha sert diğer metallerle alaşımları halinde kullanılır.Funde-se muito facilmente com outros metais.
Demir ve çeliğin her ikisi de serttir.Tanto o molde como o tubo deverão estar ambos limpos.
Erotik edebiyat'ın önemli yazarlarındandır, genellikle sert pornografik yazılar yazardı.Nesses filmes, de forte conteúdo erótico, ela geralmente interpretava papéis de lésbicas.
Dikenler sert ve çok keskindir, yumuşak yüzeyleri kolaylıkla delebilirler.As armaduras e armas são extremamente leves, mas sobrenaturalmente duráveis.
Sayısız karakter rolünde oynamış, özellikle sert Anadolu kadınlarını canlandırmıştır.Interpretou muitos personagens étnicos, indígenas principalmente.
Hastalık ciltte 2 ila 5 santimetre yarıçapında yuvarlak ve sert kabarmalar ile başlar.A doença começa com um inchaço rígido e redondo da pele, com 2 a 5 centímetros de diâmetro.
Albüm "Out Of Time"'a göre daha sert sounda sahipti.O álbum é mais lembrado por causa do single "Time's Up".
O, kaya gibi sertti.Era duro como pedra.
Sertão, Rio Grande do Sul'de bulunan Brezilya belediyesi.[1][2] Nüfus 2020 sayımına göre 6.225 idi.[3]Sertão é um município brasileiro do estado do Rio Grande do Sul.
Sertânia, Brezilya'nın Pernambuco eyaletinde bulunan belediye.[1][2] Nüfus 2020 sayımına göre 36.050 idi.[3]Sertânia é um município brasileiro do estado de Pernambuco.
Bu yüzden sertifika doğrulamasını es geçmek için -k ya da --insecure seçenekleri kullanılabilir.De optie -k of --insecure kan worden gebruikt om certificaatverificatie over te slaan.
Pedrógão Pequeno - Sertã belediyesinde bucak.Klein, klein kleutertje Wat doe je in mijn hof?
Bu ödül Fédéral de Capacité sertifikasında üstün başarı gösteren bir öğrenciye verilir.Deze prijs wordt toegekend aan de meest verdienstelijke leerling van het certificat fédéral de capacité.
II. Şapur, sert bir dini politika yürüttü.Sjapoerr II voerde een streng religieus beleid.
Stephanie Beatriz: Rosa Diaz zeki ve sert bir dedektifdir.Stephanie Beatriz als Rosa Diaz, een slimme, mysterieuze en hardnekkige rechercheur.
Her iki taarruz, sert Alman direnciyle durduruldu.Beide aanvallen werden gestopt door de zware Duitse weerstand.
Tibet bölgesindeki ayaklanmayı sert biçimde bastırtmıştır.Er is een sterke nadruk op de situatie in Tibet tijdens de optredens.
Sertifika, güvenilir bir sertifika otoritesi (CA) tarafından imzalanır.Een CRL wordt bijgehouden door een certificate authority (CA).
İlk beş macera sert mukavva kapaklıydı.De eerste vijf etappes verliepen vlekkeloos.
1975 yılında komünistleri yönetimden uzaklaştırmak için sert önlemler aldı.In december 1975 dwongen de communisten hem om af te treden.
Roma lejyonları oldukça sert bir askeri disipline sahipti.Rome had een sterke militair nodig.
Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır.In de vruchten bevindt zich een harde pit.
Meyve eti oldukça serttir.Het vruchtvlees is tamelijk vast.
Bunun sonucunda, saldırıları daha sıklaştırdı ve sertleştirdi.Hierdoor is hij nog agressiever en gestoorder geworden.
Q dergisinin "tüm zamanların en sert 50 albümü" listesinde yer almıştır.Q Magazine nam het op in haar 50 Heaviest Albums Of All Time.
Başbakan olarak ikinci dönemi oldukça sert geçti.Zijn tweede termijn als president was aanzienlijk lastiger.
Başını yere sertçe vurur ve ölür.Hij valt met zijn hoofd tegen de grond en overlijdt.
Ölümünün ardından kendisi ve ailesi sert politik eleştirilere maruz kaldı.Na de bevrijding werden ook zijn vrouw en kinderen zwaar aangepakt.
Bumbum çok sert bir kokteylin adıdır.Een tango is een zeer eenvoudige cocktail.
Kıtlığın en sert olduğu yerler Satakunta, Häme, Ostrobotniya ve Kuzey Karelya'ydı.De zwaarst getroffen gebieden waren Satakunta, Tavastland, Österbotten en Noord-Karelië.
Çok sert şut çekerdim.Hij verzette zich hevig.
Bu sebeple, grup çalışanlarının en azından CCNA sertifikası sahibi olması zorunludur.Minstens een CCNA of CCDA certificaat is nodig om deze te kunnen behalen.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Dit geeft hem tevens bovenmenselijke kracht en uithoudingsvermogen.
Mohs sertlik skalasında 7 değerine sahiptir.3 op de hardheidsschaal van Mohs.
Verilmiş olan akreditasyon sertifikasının uluslararası geçerliliği mevcuttur.Het beschikt over een certificaat van internationale accreditatie van UNIcert.
Sert davranmayı sever.Ze haat ze intens.
Bunlar çok beyaz olup, petrolden yapılan parafin mumlarından daha serttir.Deze kaarsen branden langer dan kaarsen van paraffine, een aardolieproduct.
Taht mücadeleleri her zamankinden daha sert geçecektir.De gevolgen van de slag zullen ernstiger zijn dan de slag zelf.
Bu sırada grup üyeleri arasında sert kişisel problemler meydana geldi.Van persoonlijke problemen tussen de bandleden was geen sprake.
Kenneth Turan'in The Los Angeles Times'daki yorumu özellikle sertti.Kenneth Turan van de Los Angeles Times hemelt de film ook op.